|
|
- çoğu zaman geçerli olan genelleme
siz birini seversiniz o sizi istemez gün gelir devran döner siz vazgeçtiğinizde ise nasılsa birden o peşinizde koşmaya başlar
- (bkz. gönül kaçanı kovalar)
(bkz. aşk oyunu)
- kaçan kovalanır kovalanan da kaçar. dedirten malum durum
- (bkz: tepersen tapar taparsan teper)
(lupin, 30.12.2004 09:36)
- bi de 4s kuralı diye bilinen s*keni severler seveni s*kerler var
- (bkz: hoşlanılan kızdan ilgi görünce ilgisiz davranmak)
(bkz: aşık olup uzak durmak)
(bkz: fazla naz aşık usandırır)
- (bkz: insan olmak lazım)
- (bkz: doğanın kanunu)
(siyah, 07.01.2007 00:11)
- ulaşılmaz olduğu için tapılan insanların başvurduğu yöntemdir.ulaşılabilir olduklarında onlarında sizin gibi iki eli, iki ayağı ve bir kalbi olan sıradan bir insan olduğunu farkedersiniz.ve kaçmadığı için anlamını yitirir gözünüzde. acı çekmeyi seven insanlar kovalar narsist olan insanlar kaçar.
- (bkz: seven sikilir, siken sevilir)
- her türlü doğru önermedir..
lakin ; otobüs , minibüs gibi toplu taşıma araçlarında şöyle bir tecrübe edilinmiştir ki ; göze kestirilen kıza ne kadar bakılmaz ise kız o kadar size yanaşır , hatta yavşar..
ancak eyfel kulesi muamelesi yapıp gibi sürekli hatunu inceler , bön bön bakarsanız olmaz , bi kere kafadan abazan erkek modeli çizmişsinizdir ki geriye dönüş çok zordur..
bu yazıdan anlamamız gereken ise otobüslerde sürekli dışarı , ağaçlara yollara falan , bakmaktır...
(bkz: her şeyden bir anlam çıkaran erkek modeli)
- kaçanın ötekini arkasına takmak, ilgisini çekmek gibi bir fikri varsa eğer aslında kovalayanın, yani peşe takılanın tam da kaçan olabileceği gibi garip durumları düşünmezsek eğer karmaşık insan ilişkilerini anlatan pek güzel bir sözdür.
her birey farkına vararak ya da varmayarak test etmiştir ve duruma göre de (fark ettiyse durumu) onaylamıştır. söylenen en doğru sözlerden biridir.(pipelette, 30.09.2007 02:38 ~ 18.02.2008 12:58)
- kaçanın "kaçan" olması için kovalanması şarttır. kovalayanın da-şayet manyak değilse- bi "kaçan"a ihtiyacı vardır kovalamak için. bu giri böyle devam ederse bi kakofoniye yol açacağından, kendi kendini imha edebilir.
ama hadisenin özü şudur ki, bu ikisi, biribirini severken boğan sevgililer gibidirler, daraltırlar fekat gözleri dönmüştür sevgiden, aşktan..(dirtypain, 30.09.2007 02:48 ~ 23.11.2007 05:48)
- ne yazık ki geçerli olan bi genelleme oysa iki tarafta kovalasa ne kadar güzel bir aşk yaşanır.
(bkz: naza ne gerek var)
- (bkz: çömelince saldırmaz)
- aşk ve birliktelik konuları üzerinde düşünüldüğünde, kaçınılmaz olarak karşımıza dikiliveren gerçek.
arzu üzerine bişeyler okuyup düşündüğümüzde biraz, onun kamçılanması için şart olan gizemden bahsedildiğini görüyoruz. gizli olanı istiyor ruh da beden de.. ve tamamen sahip olduğumuzda bir şeye; bizim için gizemini ve çekiciliğini yitiriyor artık o. (kısmi alıntıdır bu paragraf)
bir de ulaşılmazlık hususunu eklemek istiyorum ben bunun üzerine; hep bir adım ötemizde duran ama o bir adımı da kat etmemize bir türlü izin vermeyen güzellikler için nasıl da yanıp tutuştuğumuz gerçeğini. ulaşamadıkça değerlenen; hatta bazen gözümüzü karartıp bizi "hırs" dediğimiz duyguya iten şeyleri.
bir telefonumuzla uça uça geleceğinden emin olduğumuz kişiyi ararken mi daha çok heyecanlanıyoruz; yoksa "acaba gelir mi, keşke gelse..." diye düşündüğümüzü mü? her saniye ne yaptığını mesajla bildiren sevgili mi daha çok özleniyor, yoksa iki-üç günde bir konuşulan mı?
"ruhi varlığımız, hazla kederin muvazenesine istinat eder" diyor peyami safa. her zaman bir parça kedere, ve onun karşılığında aldığımız mutluluğa, zevke muhtaç olduğumuzu anlatıyor. ve işte her birimiz de bu bahsedilen muvazeneye* ulaşmak için; içinde bir parça gizem saklayanları; kendini her şeyiyle bize teslim etmeyenleri, -elde edemediklerimizi yani- "kaçan" olarak niteleyip koşuyoruz peşinden; ta ki yakalayana kadar. yakaladıktan sonra da; başka bir "kaçan" yaratıp kendimize, onu kovalıyoruz.
|