|
|
- (bkz: run lola run)*
- sonuna ünlem koyulursa çok pahalıymış anlamına gelebilecek kelime öbeği.
-ne kadar
-1000 lira
-kaç par kaç! oha yaa... milleti kazıklıyonuz utanmadan di mi?
-...
- tabiri caizse parayı tuallette yaratan ve paraya artık kendi verdiği isimle hitap eden kimselerin sen kaçta azcık ben kovalayayım biraz heyecan gelsin hayatımıza cümlesinden sonra kullandığı emir cümlesidir.
- türk sinemasının iyi örneklerinden. bulduğu parayı sahiplenmek ile asıl sahibine ulaşıp, teslim etmek arasında kalan bir insanın hayatını anlatır. tabi paraya sahiplendiği süre içinde psikolojisi altüst olur.
izlenmelidir.(tricky, 30.01.2006 08:23 ~ 08:23)
- vapurdaki kaçma-kovalama sahnesini fazla zorlama bulduğum,şehir dışındaki otomobil sahnesiyse aşırı reklam kokan ama bunun dışında gayet başarılı ve etkileyici bir reha erdem filmi. taner birsel'in oyunculuğu her zamanki gibi takdire şayandır, usta bu filmde de iyi bir alkışı haketmektedir.
- fiyatı tam anlamayan müşteri tepkisi veya fiyatı fazla bulan müşteri tepkisi.
- reha erdem keşfimin arkasından ilk uzun metraj filmi oldugunu öğrendiğim ve hemen izlediğim güzel bir yapıt..reha erdem yine benim yüzümü bu kez muhteşem son sahnesi ile yüzümde tebessüm oluşturmayı başardı..taner birsel in çok başarılı oyunculuğunu da eklemek gerek..
(pilat, 04.01.2007 20:36)
- "boş laf değil iş konuşacak insan" fikri de uyandıran bir sözdür. tabii tamamen kullanıldığı zamanlamaya göre bu hissi verebilir. karşısındaki satıcı sürekli olarak malı kakalayacak şekilde dır dır dır dır dır konuşuyorsa ve alıcı da aslında malı tanıyorsa adamın sözünü ortayerde birden kesip "kaç para kaç?!?" deyip işi bitirebilir.
- izlediğim en dramatik,en etkileyici türk filmidir.bir anda karşına çıkan o kadar paranın;insan hayatına getirecekleri çok güzel gözler önüne serilmiştir bu filmde.
taner birsel müthiş bir oyunculuk örneği göstermiştir.zorlama vapur sahnesi dışında ,bütün sahneler gerçekçi ve güzeldir.özellikle final sahnesi;bir çok duyguyu bir anda uyandıran,etkisi altından kolay kolay çıkılmayan bir sahnedir.
para para diye bi taraflarını yırtan her insana defalarca izletilmesi gereken,ders niteliğinde bir film bu.umarım izlerler.(bkz: zorla değil ya)
- bugüne değin izlediğim en iyi türk filmlerinden birisi. romandan uyarlanan hemen çok az filmi beğenmiş olmam, yani buradan mütemayil filmleri pek beğenmemem şöyle dursun, bu filmin herhangi bir romanla ilintisi bulunmuyorken, bir film öncelikle bu denli mi bir roman tadında olur? hal böyle iken; bir şeyin, herhangi bir şeyin romana fena halde benzemesi elbette beni tavlayacaktı. bir kadın roman gibi olursa değmeyin benden fizana ötelenmeme, kendimden olmama gibi...
sıkıntılı bir kasım gecesi evimde isteksizce izlemeye koyulduğum film henüz başlarken yahut filmin başlangıcında, beyoğlu'nun tünel muhitinden başlayan bir yağmurun tepebaşı'na, galata'ya doğru akması gibi bir hava (atmosfer), uzun zaman sonra "işte budur" dedirtebilmişti bana şükür.
her iyi başlayan şeyin sonraları ise çoğun beni hayal kırıklığına uğratması, bu kez yaşanmayacak ve bir çırpıda, içime çeke çeke izleyeceğim bir film olacaktı. evet, oldu.
paranın indirgemeci bir yaklaşımla (anlatılarak) insan indinde yarattığı depremlerin, devinimlerin ve edimlerin ne derece gözle görülür bir somutlukta olduğunu sergileyen film, iddialı olmayan duruşuyla, seyriyle izleyiciyi daha da içine çekiyor. insanın kendisiyle (ve elbette çevresiyle) verdiği psikolojik bir savaş bir yandan. samimi. gerçek. bu.
taner birsel'in muazzam oyunculuğu ile 1,5 saatte bitirdiğim güzel bir türk romanı gibiydi işte bu film.
(izlememiş gençlere duyurulur; seks, entrika falan da var. hem de akıllıca.)
emeklerine sağlık.
- takva filmini daha önce izlememden mütevellit, takva tadında bulduğum film. çok alakasız bir yerde karşıma çıktı ben de izleyiverdim, ki iyi yapmış olduğum kanısına da vardım.
adam bunaldıkça biz de bunalırız. gerim gerim gerer bu film. ilk pisikolojik roman eylül gibi birşey. önce namussuz namuslu tadında başlıyor; lakin sonrası çok dehşet ilerliyor.
karakter bir ara kendinden nefret ettirmeyi de beceriyor sağolsun...gerçi o esnada o da kendinden nefret ediyor gibi duruyor ya neyse.
yönetmene ve de oyunculara helal olsun diyor, kendi sklalamızdan bir 8 çıkarıyoruz efendim. afiyet olsun.
- paraya önem vermeyen hatta önem verenleri kınayan bir adamın, takside bulduğu parayla ruhunun zehirlenmesinin hikayesi. selim öyle içine kapanık bir karakter ki tüm zehirini kendi içine akıtıyor. kusmaya çalıştıkça kötüye gidiyor, sona yaklaştığının izlerini veriyor ama kurtarıyor kendini hep. ta ki midesi ürettiği zehiri ruhuna boca edip onu boğuncaya kadar. taner birsel ve bennu yıldırımlar gibi iki usta oyuncuyu birleştirmiş, karakter yaratımı, mekan seçimi ve kamera açıları konusunda en başarılı türk filmi denmeyi sonuna kadar hak eden bir reha erdem filmi.
- para konusunu eniyle boyuyla,herşeyiyle işleyen film.taner birsel ve bennu yıldırımların performansları göz doldurmakta..ayrıca oyuncu seçimi,mekan seçimi,senaryo'nun bütünlüğü ve akışı,olayların bağlantıları ders gibi okutulacak derecede..3-4 tane can alıcı sahne mevcut filmde.birisi şüphesiz taner birsel'in arabada çantayı görmesi,ikincisi vapur yolculuğu,üçüncüsü ise filmi izleyenler tahmin eder ki filmin sonundaki intihar sahnesi.''bir film bu kadar güzel bitirilir'' dedirtiyor açıkçası..filmden ''güçsüz insan parayı yönetemez'' temasını çıkartabiliyoruz ve belki de para'nın dünyamızdaki değerini/yerini anlayabiliyoruz bu film sayesinde...şapka çıkartılacak hadise.
ayrıca çok net bir şekilde belirtmek isterim ki ; izlediğim en iyi/en etkileyici 3 türk filminden birisi.
bu film önünde saygıyla eğiliyorum,biraz geç de olsa tebrikler reha erdem'e...
- yaklaşık 5 yıl önce seyrettiğim en iyi türk filmlerinden biridir... film, paranın insanı hayat tarzı ve ekonomik gücüne oranla ne şekilde değiştirdiğini gösterir...
- sıkmadan izletir, hızı itibariyle macera filmi tadındadır ama alakası yoktur. izleyicinin bilincine yavaş yavaş parayı ve paranın insana yaptırabileceklerini nakşeder. filmin her anında para vardır. alakasız bir arka plan konuşmasından tutun da "donduran" son sahnesi ile her yerinde paraya rastlarsınız ve menem bir şey olduğunu fark etmeye başlarsınız.
ayrıca reha erdem ile hala tanışmayan bünyeler için de güzel bir başlangıç olacaktır. olaya direk beş vakit'le girmek sonrasında sıkıntıya yol açabiliyor.(baschar, 21.04.2008 22:24 ~ 22:32)
- (bkz: a ay)
(bkz: korkuyorum anne)
(bkz: 5 vakit)
|