|
|
- karşı tarafın davranışlarından dolayı ortaya çıkan his.çok üzer insanı ve telafisi çok zordur.
- (bkz: dal rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere)
- (bkz: kırıcı olmak)
- bütün gece koltukta uzanıp telefona bakarken uyuyakalıp, üşüdüğünde uyanınca kendine acımak.bu eylemin sayısı arttıkça oluşma olasılığı da düşer.zira artık acı patlıcanı kırağı çalmaz.
(lupin, 11.07.2005 22:19)
- etrafta duyarlı, düşünceli insan pek kalmadığı için bünye bu tür durumlara her an hazırlıklı olmalıdır ki en çok ta dostlarınızdan gördüğünüz şeylere kırılırsınız.zaten başkalarını niye umursayasınız ki...
- ben bu eylemi -ki edilgen bir çatısı vardır *- güç ile birlikte tasarladım her zaman. çünkü, kırılmak için önce şöyle veya böyle kırılacak maddededen, nesneden, bireyden daha güçlü olmak üzere bir gücün tazyiki elzemdir. bu güç tazyikinden dolayı edilgen durumda olan bireyin, maddenin veya nesnenin bir şekilde bu fiilden etkilenmesi umulur. meğer ki; edilgen durumda bulunan nesnenin, bireyin veyahut da maddenin dayanıklılığı az olmaya. eğer güçten daha yüksek bir dayanma potansiyeline sahipse edilgen olan, o halde kırılmak eylemi gerçekleşmeyecektir. yok değilse, edilgen olanın "-kırıldım ben ya!" ağlaşmalarını sıklıkla müşahade edebiliriz.
bir çalı parçasını düşün mesela (evet sen); eline aldın, baktı gayet bir nazik, nazenin... önce dedin ki; şöyle bir iki elimi kullanarak kırmaya çalışayım. evet güç uyguladın iki elini ve kol edelelerini kullanmak suretiyle. ancak baktın ki; kıramadın yani o narin, nazenin çalı parçası senden daha güçlü çıktı. tamam şimdi ne yapacaksın? iki elinle iki yanından kavradığın narin ve nazenin çalı parçasını daha kuvvetli bir şekilde dizinin hemen üzerindeki kaslı kısma vuracaksın. evet yap yap. yaptın. ama ne oldu? yine kıramadın. neyin var? niye yüzün bir tuhaf oldu? ha dizin acıdı. evet bak sen kıramadın ama o narin nazenin dal parçası senin anladığın, düşündüğünden daha sağlammış. o seni kırıverdi. oldu mu canım? evet oldu. demek ki neymiş; hiç bir şey hakkında denenmeden net hükümler vermek doğru değilmiş. yaşam öyle oyunlar oynar ki sana; kendini en güçlü hissettiğin anlarda bile ne kadar kırılgan ve ne kadar zayıf olduğunu bir anda anlayamazsın. ne zamanki başına o anki durumundan daha güçlü bir olay gelir ve seni darmadağın eder anlarsın o zaman çok güçlü olmadığını. pek de bir kırılgan olduğunu. ne demişti sting abi: how fragile we are?
- kısa sürelidir ama izi kalır.
(esdora, 22.01.2006 21:33 ~ 21:33)
- (bkz: kalbin kırılması)
(bkz: sesin krılması)
(bkz: ışığın kırılması)
- başa geldiğinde anlamı çok daha iyi kavranan söz. kırılmak, kırıldıktan sonra devam etmek ve sonra kırıla kırıla bin parça olmak. kalbin tuz buz olması ve içindeki sevginin, o parçalarla birlikte saçılıp kaybolması.
- kızmaktan çok çok farklı ve beter olan duygu.kendinizi kandırılmış hissedersiniz bi kere.karşınızdakini nasıl bu kadar yanlış tanıyabildiğinizi düşünüp lanet edersiniz.sonra onun buna bile değmeyeceğini anlayıp gitmesine izin verirsiniz...
- genelde sevdiklerimize karşı söylediğimiz bir sözcüktür. insan sevdiğine kırılır. sevmediğine kızar, öfkelenir, suratına ifade de eder kızgınlığını ama sevdiğine diyeceği "kırıldım" ,"bu yaptığın beni çok kırdı"dan öte geçmez.geçiyorsa, sevmiyorsundur karşındakini bence.
- duyguların cam gibi bin bir parçaya bölünmesi ya da ruhun kan çiçekleri misali kanamaya yüz tutması durumudur.
duygular dedik ya, evet kırılan insanı yaşama, diğer insanlara ve bir de kendisine bağlayan duygulardır. bir başka insan söz konusu kırılma eyleminin icra edicisidir. bu nedenle insanda kırılan ilk duygu aşk olacaktır. ve belki de bir daha kalbin kapısı aşka açılmamak üzere sonsuza dek kapanacaktır.
ama bir kırılma vardır ki o, candan sevilen, canı var eden anneyi, babayı ve aynı kanın damarda taşındığı kardeşi kaybetme akabinde hayata duyulan kırılmadır. işte bu kırılma, aşk nedenli kalp kırılması ile bir tutulamayacak bir kırılmadır ve telafisi yoktur.
biten bir aşkın ardında azıcık daği olsa iz kalsa bile yenisi gelebilir ama yitirilen bir anne, baba ya da kardeşin yerine hiçbir şey gelmez ve yerleri doldurulamaz.
işte bu nedenledir ki, kırılma türüne göre de ayrı bir anlam kazanır ama nihayetinde her kırılma katlanılmazdır ve hiçbir şeyin kırılmaması umut edilendir.
- kırılmak da tek kişilik, aşk gibi. ya da kırılmanın müsebbibi başkaları değil öyle sanıldığı gibi. kendi kendine kırılır aslında insan. zaten unutulmamalıdır ki, halihazırda kendi kendine yaşar insan.
anlam yüklemeler kırar insanı. hayal kurmalar kırar. çoğu zaman.
peki kötü müdür kırılmak? bence değil. hele kırmak ile kıyaslandığı zaman.(menfure, 03.09.2008 14:08 ~ 14:08)
- sadece ince olanlar kırılır , kırılmakta güzeldir insan olduğunu hatırlatır.bazen bariz bundan mutluluk duyuyorum.en azından yapılan odunluklara hala üzülüp ,kırılabiliyorum diye. kırılmaktan ziyade bu tarafından bakmak lazım belki de.
- 'bir yürek üşümüş
kapamış kapılarını,
onarmak zordur.'
*
|