kürtaj   

adana çık aradan

  1. carl sagan ve ann druyan'ın bu konuda yürüttükleri beğendiğim bir mantık var:

    yeni doğan bebeğin birey olduğunu ve hamileliği sona erdirmenin onu öldürmek dolayısıyla da cinayet olacağını pek çok insan tartışmasız kabul ediyor. aynı varlığın doğumdan bir hafta önce de birey olmadığını iddia etmek pek akıllıca olmaz. ne de olsa doğumdan bir hafta önceki fetüsün de dış uyaranlara verdiği tepkiler yeni doğandan farklı değil. hem bir ay erken doğum olsaydı onu da birey olarak kabul edecektik. sadece ana rahminden çıkmış olması değildir bir fetüsü birey yapan. buraya kadar tamam.

    döllenmiş bir yumurtanın birey olarak kabul edilmesini nasıl savunabiliriz? döllenmiş bir yumurta embriyo bile değildir, potansiyel bir fetüstür ancak. döllenme gerçekleştikten sonra bilinçli olarak hamileliğin sona erdirilmesini yasaklamak istemek, ertesi gün haplarını yasaklamayı istemektir. bu, örneğin tecavüz kurbanı kadınların, istenmediği döllenme anında bile bilinen bir hamileliği sonlandıramamaları anlamına gelecektir. bunun aşırı bir görüş olduğunu da kabul ediyoruzdur umarım. hem döllenmiş yumurtanın potansiyel bir bebek olmasından hareketle sperm ve yumurtanın da aslında potansiyel bireyler olduğunu iddia edebiliriz değil mi? mastürbasyon yapan her erkeği soykırım ile mi yargılayalım? o hâlde bu görüşlere dayanarak hamileliğin en azından (çok erken) bir döneminde kürtaj veya benzeri, hamileliği sonlandıracak operasyonların cinayet olarak nitelenmemesi gerektiği sonucuna varabiliriz.

    karşımızda iki ucunda birbirine zıt görüşleri savunabildiğimiz bir çizgi var. arada bir yerlerde çizgiyi çekmek lazım. carl sagan ve ann druyan'ın nasıl bir çizgi çektikleri bu tartışmanın konusu dışı. ama tartışmayı yürütmek istedikleri düzlem çok önemli. çizgiyi nereye çekeceğimizi bildiğimi iddia etmiyorum. ne de olsa doktorların, bilişsel bilimcilerin, hukukçuların ve diğer uzmanların hakkında nesnel görüş bildirebileceği bir konu bu. ama işin sadece bir tarafını ele alıp kendi hayat görüşümüzü tüm topluma dayatacak şekilde bir görüşü savunmak hiç de insancıl değil. "bir annenin yakarışı, bir çocuğun ağlayışı..." diye işe girişip ben de edebiyat parçalayabilirim. ama bu kimin ne işine yarar?
    (recai pengül, 11.05.2007 22:16 ~ 14.10.2008 00:22)
... toplu gösterim ...