son dönemde sözde aydınlarla yapılan görüşmenin ardından ortaya çıkan ;son olarak diyarbakır gezisinde tekrarlanan ve bu gidişle dilimize yerleşecek olan deyim...bir zamanlar sadece pkk vardı..artık bütün kürtler sorunmuş!!
ne kadar garip..en yakın arkadaşım can dostum bir kürt ve o kendini bu ülke için bir sorun olarak görmüyor ve bu şekilde adlandırılmasından da rahatsız..ona göre bir takım beyni yıkanmış, kime maşa olduğu belli olmayan gerçek faşist gurup yüzünden kendilerinin bu şekilde adlandırılması onlarla aynı kefeye konulması yanlış..
benim düşüncem de onunkinden farlı sayılmaz..kandil dağındaki kan emicilerle o ve onun gibiler nasıl aynı kefeye konulup hepsine sorun denilebilirki? kaldı ki avrupa'nın uzun bir süredir kürt sorunu dediği olaya karşı çıkarak bu kürt sorunu değil terörist bir örgüt pkk sorunu demişken bir görüşme sonucu adeta bütün tarihi yalan çıkarma bilmiyorum neye ve kime hizmet..
eğer sorun ise bu sorunu ben de yaşamalıyım neticede ben de bu ülkedeki bir ferdim ama benim bütün kürtlerle bi alıp veremediğim yok..sadece kan emicilerle onları maşa olarak kullananlarla sorunum var..kısaca ben böyle bir sorunu tanımıyorum
girimize başlamadan önce halis muhlis bir türk olduğumu belirtmek "aha kürtlerle ilgili iyi birşeyler yazmış hemen kötüleyeyim" diyenleri engeller mi bilemeyeceğim -hoş hiiç de umurumda değil kötülenmek ya- ama, olaya tarafsız yaklaşmaya çalıştığımın okuyucu tarafından algılanmasını sağlayabilir*
siyasette yapılmasından nefret ettiğim, kelimelerle oynaşmak, türkiye cumhuriyeti gibi köklü ve büyük bir devlete ve onun asil mensuplarına, ne kazandırır pek tahminim yok, lakin türkiye de benim algıladığım şekliyle bir kürt sorunu** vardır* şöyle sıralayalım;
(çoğunluğun itülü olduğunu varsayarak genelleme yapıyorum, sözlüğe dışardan katılan dostlarım kızmasın)
buradaki büyük bir çoğunluğumuz türkiye cumhuriyetinin seçkin okullarında, en iyi eğitmenler tarafından, en iyi eğitimi aldık. şu ana kadar hep irili ufaklı amaçlarımız oldu; anadolu lisesini kazanmak, okul takımında oynamak, fen lisesi sınavını kazanmak, okulun en güzel kızını tavlamak, üniversiteyi kazanmak, mezun olmak, iş sahibi olmak, aile sahibi olmak güç sahibi olmak vs. vs.
1) bir kaç dakikalığına doğunun herhangi bir köyünde doğmuş büyümüş bir genç yerine koyalım kendimizi, onlarca kardeşi olan gariban doğulu gençlerden biri. anne baba sevgisi kardeş sayısına bölündüğü için yeterli nasibi alamamış; eğitimi ancak okumayı, yazmayı, ite kaka çözmekle sınırlanmış; en büyük amacı tarlanın doğru düzgün bellenmesi, ekilmesi olan bir doğulu genç, kürt genci. hayatı hayatta kalmaktan ibaret.
sonra bir gün bir orospu çocuğu** geliyor diyor ki; " sen kürtsün, dünyanın en asil ırkısın, türkler seni eziyor, türkiye cumhuriyeti senin devletin olamaz, sen büyük kürt devletinin kurucularından olabilecek kudretli bir insansın".ya da buna benzer gaz verici şeyler işte. ama en önemlisi amacı olmayan bir gence amaç veriyor. kaçımız o zavallı genç olsak bu gazı yemeyiz.
işte kürt sorunu budur. kürt sorunu devletin o gence bir amaç veremeyip, orospu çocuklarının* eline düşmesine sebep vermesidir. kürt sorunu devletin o gence türkiye cumhuriyetine mensup olduğu hissiyatını vermemesidir, kürt sorunu devletin genci aidiyet duygusundan yoksun bırakmasıdır. ve bu çok büyük bir sorundur.
2) doğunun onlarca kardeşli çocuklarından biri olduğunuzu düşünün. paylaşacak kadar ekmeği olmayan, giyecek kadar kıyafeti, okuyacak kadar kitabı, öğretecek kadar öğretmeni olmayan çocuklardan sadece biri işte. hayatı yokluklar arasında geçmiş, karnını doyurmayı en büyük amaç edinmiş. sonra bir gün istanbula gelmiş. onun o güne kadar gördüğünden bir ömür kadar farklı, apayrı bir yaşam. adapte olmakta yaşayacağı sıkıntıları bir düşünün. adapte olamayıp, kaba kuvvete, çakallığa, pisliğe, efendi kişiliğini bozmaya ne kadar müsait olabileceğini düşünün.
evet bugün istanbulda pis olan hangi taşı kaldırsak altından çoğunlukla bir kürt çıkıyor. çünkü tıpkı 80 li 90 lı yıllardaki gibi birden çağ atlayıp, apayrı bir yaşama geçince millet olarak bozulmuşsak* kürtlerde memleketlerindeki o zor koşullardan istanbula gelince bozuluyor. he bu tabi ki hiçbir zaman mazeret değil ama işte bir kürt sorunu da budur.
kürt sorunu develetin burayla*, orayı** eşit tutamamasıdır. kürt sorunu devletin benim aldığım eğitimi oradaki gence verememesidir. kürt sorunu oradaki insanlara devlet babanın bir evladı olduğunu hissettirememesidir, kürt sorunu devletin, onların kendilerini dışlanmış sanmalarına engel olamamasıdır.
3) en büyük kürt sorunu ise, devletin onlarca çocuk doğurup salan kürt anne babalara bunun yanlış olduğunu, büyütebilinecek kadar üretmeleri gerektiğini bir türlü öğretememesidir. doğum kontrolününün günah olmadığını anlatamamasıdır. canı veren allah rızkını da verir anlayışının suyunun çıkarılmasına engel olamamasıdır. evet asıl kürt sorunu budur.
esasında bunlar kürt sorunu değil, şark sorunudur. ben hiç gidip göremedim oraları –allah nasip ederse askerde inşallah-, anlatanların yalancısıyım, ama hepsinden duyduğum tek ortak cümle; “ eğer burası türkiye ise orası değil, orası türkiye ise burası değil”.
kürt sorunu ya da şark sorunu. dediğim gibi kelimelerle siyasi oyunlar oynanmasından oldum olası nefret etmişimdir, kelimelerle oynama yeri edebiyattır. sonuçta ortada bir sorun vardır ve devletin bunu adım adım çözmesi lazımdır.
evet türkiye cumhuriyeti kimliği istemiyoruz diye höyküren bir güruh varsa, kabul etmek lazım ki bir sorun vardır. üzerinde derin incelemeler yazılmış, araştırılmış, ak parti iktidarınca daha önce hiç akıllara gelmeyen biçimde çözülmeye çalışılan bir sorundur var olan. işsizlik varsa, mesnetsiz kaynaklarla türkiye mozaiktir deniliyorsa, alt kimlik, üst kimlik bir çıkmaz haline getirilmeye çalışılıyorsa, başka sorunlar da vardır. ancak bu sorunlar, "kürt sorunu" bağlamında ele alınacak konular değil, türkiye cumhuriyetinin tutarlı bir eylem planıyla çözülmesi gereken temel sorunlarıdır.
acı olan yurdun temel sorunlarının "kürt sorunu" çıkmazına indirgenmesi, var olan bazı sorunları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan çevrelerin varlığıdır.
kürt sorunu özünde faşizan temelli bir sorundur.
işsizlik, özgürlük, vb. sorunlar ise türkiye cumhuriyetinin -adı üzerinde olan- sorunlarıdır. kürtçe kurslarının açılması yasağı olduysa, bu özgürlük sorunudur. kürt sorunu bağlamına indirgenip, basitleştirilemez.
gördüğümüz kadarıyla türkiye cumhuriyetinin sorunlarını "kürt sorunu" bağlamına indirgeyenler, türkiye cumhuriyetinin yönetim biçimini radikal biçimde değiştirmek isteyen çevrelerdir. vel hasıl bu çevreler kelime anlamında bu daratmayı yapmayı başarmışlar, türkiye cumhuriyetinin temel sorunları, "kürt sorunu" bağlamına indirgenmiş devletin başbakanlık dair çoğu organı tarafından kabul edilmiştir.
sorunun adı ne koyulursa koyulsun, türkiye cumhuriyetinde insanların bir arada yaşadıkları ve birbirlerine şüpheli biçimde bakmadıkları yeni açılımların yapılması vaktidir.
türkiye cumhuriyeti sınırları dahilinde varlıkları inkar edilebilen, "kürt diye bir millet yok" denilebilen ve fakat buna rağmen sürekli dışlanan, hor görülen, hor görüldükçe isyanlarını bileyen bakışlar atabilen bir halktır kürtler.
sorun kimden kaynaklanıyor. veya sorunun çıkış noktası nedir. neden bu adamlar bir kaç kilometre ötede oldukları için kimi yaftalara maruz kalıyor, dışlanıyor. düşman görünüyor?..
köklere bakalım. osmanlı imparatorluğu'nun en güçlü olduğu zamanları anlatan tarih kitaplarını incelediğimiz zaman tek bir satır bile "kürt sorunu"ndan, hatta "kürt" kelimesinin geçmediğinden hepimiz haberdarız. hatta dikkat ederseniz ki avrupa devletlerinin sömürge seyehatleri, sanat alanında gelişimler, buluşlar, buna bağlı olarak da yeni işgaller, işgal planları aynı zamanlara denk gelir.
osmanlı imparatorluğu'nda huzur içerisinde yaşamlarını sürdüren kürt ve ermeniler, bir zaman sonra avrupa devletlerinin emperyalist, sömürgeci, işgalci planlarına- vaadedlilen kimi şeyler uğruna dahil oluyor ve osmanlı'ya karşı irili ufaklı kimi ayaklanmalar, isyanlar başlatıyor. osmanlı hanedanlığı ilk başlarda bunları pek önemli görmüyorken sorunun aslında ne kadar büyük bir sorun olduğunun farkına varmıyor.
sizin anlayacağınız, kürtler tarihler boyunca hiç de "memleket, ülke hasreti" duymuş bir halk değil. onlar bu hep beraber yaşadığımız coğrafyada mutlu mesut yaşayan insanlardı. çanakkale savaşlarında türk kardeşleriyle bu topraklar için çarpıştılar. köylerinde evlerini, namuslarını, mallarını korumak uğruna canlarını verdiler.
sonra uzun sürecek bir işgal planı içerisine dahil oldular. tıpkı ermeniler gibi. her ne kadar bu işgal bir haçlı seferi kadar büyük olmasa da, ileride yaşatacağı büyük sorunlar gözardı edilmiş, görülmemiş, görmezden gelinmiştir.
türkiye, sebep olan her şeyin altında avrupa devletlerinin yattığını bildiği halde, avrupa'nın değil, kürtlerin kendileri için büyük tehlike arzettiğini savundular ve bu minval dahilinde sürekli bir baskı kurdular. utandırdılar, yok saydılar, önce "türk kürt hepimiz aynıyız" dediler, bir zaman sonra yeni bir dışlama politikası serdiler. kürtlerin isyanlarını bileyen bakışları bu ikilem, bu psikolojik cendere içinde daha da sertleşti.
buyrun, newroz kutlamalarında yine casus gibi avrupalıları gördük ellerinde pkk ve apo posterleri, bayraklarıyla.
şimdi size şunu tüm içtenliğimle ve kesin kanaatimle söyleyebilirm, türkiye devletiyle, halkıyla, ordusuyla şu an aklını başına toplasa bile, kürtlerin o isyanlı bakışlarını yumuşatamazlar. bunca yıl suratlarına tükürülmüş, yeri gelindiğinde kullanılmış, itilip kakılmaktan bıkmış ve dolayısıyla-haklı da olarak aykırı bir halk yarattınız, şimdi de deyim yerindeyse "tepe tepe" kullanıyorsunuz.
artık şehirlerine gökdelenler de kursanız, en büyük fabrikaları, en teknolojik, steril hastaneleri de kursanız, bu adamlar ya aykırı olmaya devam edecekler, ya da dış mihraklar tarafından pohpohlanıp, kışkırtılıp daha kinli, daha öfkeli saldıracaklar.
sorun yıllardır vardı. ama sorun olduğu daha bugün anlaşıldı.
asıl feodalizm sorunun kavramlaşmış hali. asıl sorun doğudaki ağalık sorunudur. lakin 60 senedir başımızda olan aynı hukumet oyu buradan aldığı için pek dokunma tarafı değildir bu ağalara. her hukumette tonlarca aşiret reisinin mecliste olmasının yegane sebebi de budur.
50 senedir olan şey lakin öncesinde uyuşturucu ticaretine kaçakçılığa çok fazla dokunulmadığı için bu denli su yüzüne çıkmamış sorun. lakin artık ordaki yaşayan vatandaş bi süredir elinden oyuncağı alındığı için rahatsız. şimdi nasıl rahat rahat at koşturacaklar? tabi ki bölgeyi karıştırarak. neden doğudaki olaylar en çok sınıra yakın bölgelerde çıkıyor düşünmek lazım.
3 kasım 1996'da susurluk'taki kazadan çıkanlara bakıp; çatlılar*, bucaklar*, mafya babaları,mit ajanları, devlet erkanı, milletvekili vs. vs.; bu ülkede bir kürt sorununun olduğunu iddia etmek ahmaklıktır.
ama yüzümüzü çukurova'da üç kuruş para almadan çalışanların hepsinin kürt olduğuna çevirirsek; istanbul'da en ağır işlerde çalışanların, inşaatçıların, amelelerin kürt olduğuna bakarsak;ordu'da fındık toplamaya giden mevsimlik işçilere hayvan muamelesi yapan belediye başkanlarına bakarsak, evet bir kürt sorunu var.
fakat kürt ağalara bakarsan bir sorun yok.
bu ülkede türklerle kürtlerin bir sorunu yoktur.
bu ülkede kürt patronlarla türk patronların bir sorunu yoktur.
bu ülkede kürt emekçisiyle türk emekçisi arasında yaratılmak istenen bir sorun vardır.
bu kürt türk patronların hep beraber ortak davranışı şudur; hangisine daha az para verebilirm, hangisini daha çok çalıştırabilirim, hangisini daha çok sömürebilirim?
bu "hangisini" sorusunu sorabilmek için bölünmüş bir emekçi kitlesi gerekir;
eğer yoksa bölünür.
işte türkiye'de ki kürt sorunu budur; türkiye'de kürt sorunu emekçi sorunudur.
bu sorunu türk ve kürt emekçileri, kapitalizme ve emperyalizme karşı ortak mücadeleyle halledecektir...
gerçek bu deyişin altında. atatürk'ün "ne mutlu türk olana" dememesi düşünülmelidir. atatürkün kurmak istediği devlette tek bir ırkın hükmü yoktur. ortak kültür, ortak tarih ve ortak dile sahip bir ulus vardır. bu ulusun adı da türk ulusudur. anayasada da belirtildiği üzere türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türktür. yani, kürt kimliği federatif bir yapıya yönelik olarak kullanılacaksa bu anayasaya aykırı olacaktır. unutulmamalıdır ki bu maddeyi içeren anayasa meşhur 1982 anayasası değil, atatürkün yaşadığı dönemin anayasasıdır, yani bu devleti yeniden kuran, batı uygarlığıyla aynı seviyeye getiren, bunun yanısıra emperyalistlerin oyununa çomak sokan insanların hazırladığı anayasadır.
peki kürt sorunu neden vardır? bunun üzerine birçok görüş getirilebilir. tarihteki olayları incelemek bu görüşlere ışık tutacaktır. o halde ekonomik görüşten başlayalım.
küreselleşme, bununla birlikte gelişen kapitalizm, orta çağ emperyalizminin yeni dayanak noktası olmuştur. artık sömürünün görüntüsü değişmiş fakat içerik aynı kalmıştır. işte bu noktada kapitalist ülkelerin çıkarları dünyayı şekillendirmektedir. şöyle düşünelim ben a devleti olsam çıkarlarımı arttırmak için b devletini etkim altında tutmam gerekir, fakat gerek ekonomik gerekse siyasi açıdan güçlü bir b devleti buna izin vermeyecektir. bundan dolayıdır ki azınlık fikri altında kurulması arzu edilen devletiçikler kapitalist a devletinin en büyük hayalidir. yani kürt ayrımcılığı kapitalist ideoloji tarafından desteklenmektedir. zaten ırak savaşında bunu net olarak görmekteyiz.
kürt sorununa diğer bir bakış ise doğuda hüküm süren feodal sistemin yaşatılması kaygısı olarak açıklanabilir. cumhuriyetin kuruluş döneminde türk kürt omuz omuza savaşmıştır, kabul edilmesi gerekir ki, kürt aşiretleri kurtuluş savaşında önemli görevler üstlenmişlerdir. işte bu nedenden dolayı yeni devletin ilk yıllarında toprak ağalığını yıkmak olası değildir. 1935, 36 gerekse 37 yıllarında meclis açılış konuşmalarında atatürk toprak ağalığının kaldırılması, her köylünün kendi toprağı olması konusuna değinmesine rağmen ömrü bu devrimi gerçekleştirmeye yetmemiştir. atatürkün ölümünden sonra uygulanan politikalar ise bu sorunu günümüze taşımakla kalmamış, daha da güçlendirmiştir. partiler oy kaygısı nedeniyle aşiret ağalarını meclise kadar sırtlamışlardır. sonuçlanmayan toprak reformu konusu doğu anadolunun gelişmemişliğinin tek etkeni sayılabilir. doğulu yurttaşımızın ekonomik açıdan refah düzeyinin düşüklüğü rahatsız düşüncelerini arttırmış, bu kesimi dış güçler tarafından beslenen bölücü ideolojilere yaklaştırmıştır. terör eylemlerinin hastane, okul gibi uygarlık kalelerini hedef alması da zaten bundandır. amaç bu bölgede ortaçağı günümüzde yaşatabilmektir.
peki çözüm yolu nedir? yıllardır milyon dolarlar aktarılan bölge nasıl kalkındırılabilir? doğu insanı nasıl bilinçlendirilebilir? kürt sorunu olarak betimlenen güneydoğu sorunu nasıl çözümlendirilebilir?
bunun yollarını şöyle özetlemeli:
+ toprak reformu yapılmalı ki zengin ağalar daha zengin, fakir köylü daha fakir olmasın, aktarılan paralar yalnızca bir cepte birikmesin
+yıllarca bölgede hüküm süren olağanüstü hal yönetiminin etkisi çeşitli yollarla ödünlenmeye çalışılmalıdır. bir kuşak bu baskı rejimi altında yetişmiştir, kendisini diğer vatandaşlardan daha az olanaklara sahip olarak görmektedir. devlet demelidir ki, ben senin karşında değil yanındayım, fakat seni çeşitli yollarla kandırmaya çalışan terör örgütlerine tüm gücümle savaş açmaktayım. böylece vatandaş arkasının güvende olduğunu bilecektir.
+terör örgütüne karşı kullanılacak birlikler özel eğitimden geçmeli, bölgede insancıl fakat başarısı tam bir haber alma teşkilatı görev yapmalıdır.
+kürt sorununu destekleyen hatta körükleyen kürt şovenistlerine gösterilen tepki mutlaka türk şovensitlere de yöneltilmelidir. uç ideolojilerin demokrasinin kuralları içinde eritilebileceği unutulmamalıdır.
bu gibi çözüm yolları çoğaltılabilir, şüphesiz can-ı gönülden "ne mutlu türküm diyene!" diyen herkes birçok çözüm yoluna düşünerek ulaşacaktır. işte bu memleketi de bu insanlar kurtaracaktır.
unutmamalı ki, kemalist anlayış ırkçılığı ya da etkin ayrımcılığı benimsemez. ırkçı naziler yok oldu, faşist italya artık yok, etnik ayrımcılığı kurumlaştıran yugoslavya ise kanlı bir şekilde dağılmak zorunda kaldı.
sonuçta doğu sorununu aşmamızın tek yolu kemalizmi doğru anlamak, ardından uygulayacak cesareti kendimizde bulabilmektir.
bir etnik grup kendi ülkesinde mutlu ise özgür ise geleceğe güvenle bakıyor ise ayrı devlet olmak ister mi? sorun burada neden ayrı devlet olmak istiyorlar? sakın işgalci batının oyunu bu demeyin. işgalci batı atatürk zamanında mondro'u sevr'i wilson ilkelerini imzalatabildiler mi? çatır çatır lozan'ı imzalattık. o zaman oyuna gelmedik bugün niye oyuna geliyoruz? o yüzden batının oyunu demeyin sorun bizde sorun bizi yönetenlerde.!
pkk türkiye’ye dış desteklerin etkisiyle saldırmaktadır.20. yüzyılın başında türkiye’ye karşı kiralanan yunan ordusundan tek ve acı farkı şu an ülkemize savaş açanların ülkenin çocukları olmasıdır.pkk’nın savaşı vekaleten savaştır.bazı çevreler demokratikleşme sonucu halkın pkk’ya verdiği desteği çekeceğine inanmaktadırlar ama zaten pkk 1990’lara kadar en ufak bir halk desteği almadan savaş konusunda gayet etkin olabileceğini göstermiştir.bu noktada türkiye’nin bu sorunu çözmesinin demokratikleşmekten geçmediği ortaya çıkmaktadır.çünkü sorunları hiçbir zaman demokratikleşme olmamıştır.pkk bir buzdağıdır ve harekete geçmesi veya durması örgüte değil arkasındaki genelkurmay ve istihbarat servisine bağlıdır.
kürk sorunu, sürdürülen yanlış ve eksik politikalar neticesinde çözülemeyen ve diğer sorunların çözülmesini bile manasızlaştıran, türkiye’nin geleceğini en ciddi şekilde tehdit eden bir sorundur.
kürt sorunu, güneydoğu insanının pkk tarafından ustaca ortaya çıkarılan ve yönlendirilen mağduriyet psikolojisinin eseridir.tabi ki bu beklenmedik bir olay değil türkiye tarafından da zemin hazırlanan bir durumdur ne yazık ki.
devletin cezalandırmak istediği memurları bu bölgeye yollaması,
bölge insanını dayanışmaya iten kürçe konuşmanın yasaklanması,
ve askeri yönetimin ellerindeki silahları alarak(halk daha sonra fazlasıyla silahlandırılmak zorunda kalınmıştır) halkın pkk’ya karşı savunmasız kalmasına neden olması zemini hazırlamıştır.aynı zamanda ölen pkk’lı sayısı arttıkça zemin daha da güçlenmiştir.pkk dağa çıkardığı gençler çatışmalarda öldüğünde aileleri; bu ölüm nedenlerinin “önemi”ne, bu ölümlerin kürk olmaktan kaynaklandığına ikna etmiş ölümleri propaganda malzemesi yapmıştır.
türkiye senelere yayarak stratejiyi oluşturmalıdır hiç kimseden çekinmeden.ab tamam ne hoştur ancak hiçbir oluşum türkiye oluşumu kadar milli birlik ve beraberliğimiz ayrılmaz bütünlüğümüz kadar önemli olamaz.bu sorun çözülemeyecek bir çözüm değildir ama ingiliz ajan lawrence’ın “ortadoğu’da isyanı bastırmak bıçakla çorba içmektir” benzeri bir süreç gerekmektedir.türkiye bıçakla çorba içecektir.kararlı azimli ve cesur adımlarla çözülemeyecek bir sorun değildir.türkiye bugüne gelene kadar ne sorunlar çözmüş nelere göğüs germiştir.tek hatırlamamız gereken şey muhtaç olduğumuz kudretin damarlamızdaki asil kandaki mevcudiyetidir.
ortadoğulu, feodal ve ciddi bir şekilde azınlık kompleksi olan bir toplumun, türk toplumuna bir şekilde entegre edilememesinden kaynaklanan sorundur. dünyada karşılaştıracak olursak, abd'deki yerliler ile karşılaştırmamız gerekir. tabi, abd'deki yerlilerin bağımsızlık istediğini duymadım ama karşılaştırmak gerekirse en yakın o olabilir.
sorunun çözümü devleti yönettiğini sanan dandik siyasetçilerin ve batıda 20 yaşına gelmiş gence 3 ay silah eğitimi verip doğuya göndermekle "terörle mücadele" ettiğini sanan askerlerin yaptığı gibi doğudaki adamı batıya göndermekle çözülecek bir durum değildir. öyle olsaydı, şimdiye 10 defa çözülürdü. sorunu çözmek için ekonomik ve sosyal şekilde kürt bölgelerinde türk kültürünün hakim kılınması gerekir. bunun için, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan türklerin güneydoğuya yerleştirilmesinden, güneydoğunun kumar-seks-turizm merkezi haline getirilmesine kadar bir çok şey düşünülebilir. fakat, ilk olarak, abd'nin "ındian problem" dedikleri şeyi nasıl çözdüğüne bakmak başlangıç için faydalı olabilir.
gün olur ki araf tan bile bu iki halk beraber iner... onları ayırsalar da ayrılmazlar kardeştir... lakin sorun da balkabağı gibi ortadadır ve çözülmeden bu coğrafya nefes almayacaktır..
götünden element uyduranların, güya sarkastik yaklaşımlarla ve tarih ilâ politikadan habersiz güdümlü yakıştırmalarla tanımlamasının işine geldiği heyhula.
her sorunun biraz temelinde oldugu gibi,bu da kısmen ekonomik bir sorundur, zira malesef parayı bulan tabiri caizse beyaz kürtler bölücü hareketle pek ilgilenmemekte keyiflerine, işine gücüne bakmaktadır.
elinde hiç bir şeyi olmayan geçinecek parayı zor bulan birini, devlet sana ne verdi, zaten eziliyorsun vs, seklinde ajite etmek cok kolaydir,aynı kişinin elinde para olsa çok yüksek ihtimalle, işini gücünü, ailesini,sevdiklerini bırakıp dağa çıkmayacaktır, gaza gelmeyecektir.
çıkar ilişkileri içinde sürekli sorun haline getirilmeye çalışılan konu.mazisinin eski olması hiç bir şeyi değiştirmiyor maalesef.şöyle ki;
türkiye’nin batı daki illerinden rüşvetten,adam kayırmadan vs. mimlenmiş bir çok devlet görevlisi yıllarca ceza olsun diye doğu illerine sürüldü ve doğu öyle bir hal aldı ki korkulan ve kaçılan bir bölge oldu bu yüzden şark görevi her devlet memuru için şart hale getirildi…gümrükler,karakollar,okullar ve daha birçok devlet dairesi tam da pkk nın isteyeceği gibi para ile yönlendirilebilir adamlarla doldu sonra yıllarca doğu daki asayişten ve güvenlikten şikayet edildi.
çoğu hala yola,suya ya da elektriğe bile sahip değil,zaten yılın büyük kısmını karlar altında geçirdikleri için de yine çoğu,kış ortasında hastahane yada okul yollarında sayısız zorlukla karşı karşıya kalmakta.şunu söylemek istemiyorum zaten sevmiyorum da bu söylemi ‘nerede bu devlet ? ‘ tabi ki her şey devletten beklenmemeli ancak devlette atamalar noktasında bence üstüne düşen duyarlılığı göstermeli.eğer bu böyle devam ederse doktor bile gönderilemeyen bu bölgelere destek verildiğinin gösterilmeye çalışıması adına yapılan fabrika,baraj gibi şeyler sadece gereksiz yatırımlar olmaktan öteye gidemeyecek çünkü bir yandan yaparken bir yandan yıkmak kazandırmaktan çok kaybettirir,tabi ki yine hem kürtlere hemde türklere.
haddinden çok abartılan sorundur. elbette yapılan her şeyi dış güçlere yoracak kadar kolaycı ve ezberci bir insan değilim. bu sorunun bu kadar abartılmasında , buralara gelmesinde iki tarafın da hataları var. bunun yanında her zaman çıkıp ''sorun var , haklar yok , haklar yeniyor'' çığırtkanlığı yapmak ne kadar doğrudur ve bu çığırtkanlık kime ne yarar sağlar , oturup bunu boylu boyuna düşünmek lazımdır. aynı gemide olduğumuzun ve battığı takdirde herkesin batacağının idrak edilmesi gerekmektedir , herkes üzerine düşeni yapmalıdır. belli bir önyargı oluşmuş durumdadır iki tarafta da -iki taraf yazarak göstermiş olduğum refleks de buna en güzel örnektir- zira yıl 2007 ve hala çıkıp ''dilimizi konuşamıyoruz , yazamıyoruz , isim koyamıyoruz'' gibi zırlamalar çok da geçerli değil diye düşünüyorum. hiç hazzetmediğim bir siyasetçi olan doğu perinçek in doğru bir tespiti var ; diyor ki ''kürtler , artık bir şey isteyecek durumu geçmişlerdir. istedikleri her şeyi almışlardır zira.'' ve devamında da çok doğru noktalara parmak basmaktadır. nasıl ki türkiye günün birinde çıkıp dese ki ''kardeşim biz ermeni soykırımı yaptık , bu doğru , kabul ediyoruz ve özür diliyoruz'' buna ilk karşı çıkan , gelirinin büyük bir kısmını bu soykırım yalanına borçlu olan ermenistan cumhuriyeti olursa , kürtlerle de bir masaya oturup , evet nedir kardeşim sizin sorununuz dendiğinde de çok somut şeyler söyleyebileceklerini sanmıyorum - geçmişte olan şeylerden bahsetmiyorum. geçmişte zorluk yaşayan sadece kürtler değildir. türkler de dahil herkes bir çok zorluk yaşamıştır.- yani şundan bahsediyorum , dilini konuşabiliyorsun , isim koyabiliyorsun , devlet dairelerinde kürtsün diye işe alınmazlık falan ya da bir aşağılama olmuyor , seçebiliyorsun , seçilebiliyorsun , iç işleri bakanı , başbakan , cumhurbaşkanı oluyorsun. e daha ne istiyorsun dendiğinde artık istenecek tek bir şey kalmıştır o da toprak . haliyle o da hayaldir , olması mümkün olmayan bir şeydir. artık kürt vatandaşları kışkırtacak bir noktası kalmayan alçakların da elinde tek kalan şey budur , bunu kaşımaya ve kanatmaya devam ediyorlar , edecekler. bize düşen -hepimize- sakin olmak ve gaza gelmemektir. ana dilde eğitim durumu var bir de , bilindiği üzere o çok talep üzerine açılan 72 kürtçe kursu kapandı , nedeni de kimse gitmedi. sadece iki tanesi öğretim hayatına devam ediyor sanırım.
ha böyle olduğu zaman yani bir takım şeyler kaşındığı zaman elbette bunun antisi de kendi kendine doğuyor. artık amaçlarının ne olduğu belli olan provakatörler çıkıp ''kürt sorunu vardır!'' ''bizi kesiyorlar biçiyorlar'' diye insanları gaza getirdiği zaman , böyle bir ortamda , karşı görüşlü biri çıkıp da ''evet kürt sorunu vardır , yapılan kapkaçların , tecavüzlerin , hırsızlıkların büyük bir kısmı araştırılsın bakalım , neler çıkacak ortaya'' derse ne diyeceğiz ? illa bir yere ait mi olacağız yani bu saçmalıklar zincirinde. kendimi bildim bileli kürt arkadaşlarım oldu , biz böyle bir şey bilmezdik , kürt türk ayrımı yoktu , göz göre göre pompalanan bir şeyi bu kadar güzel almak , bu kadar güzel pompalanmak herkese nasip olmaz , göz yaşartıcı bir performans. başta da belirttiğim gibi bu bir tekne ve batarsa hiç can yeleğimiz yok.
bu soruna bi isim koymak okadar önemli mi bilmiyorum ama ortada bir insanlık sorunu olduğu inkar edilemez.
18 yılını doğuda 3 yılını batının göbeğinde geçiren biri olarak aradaki bazı yaşam farklılıklarını belirtmek bazı şeyleri görmeye yardımcı olur belki.
batıdaki çocuk güven dolu ortamda dünyaya merhaba derken, doğudaki çocuğun dünyaya geleceği bir hastane bulamaması.
batıdaki çocuk sıcak evinden çıkıp onu okuluna götürecek sıcak servisine binerken, doğudaki çocuk soğuk kış günü yolu karlardan kapalı okuluna gidebilmek için önce 2-3 saat yürümek zorunda olması.
batıdaki gencin kız arkadaşıyla kafede otururken, doğudaki gencin tarlada kızgın güneş altında ellerinden çapa, tırmık vb. eşyaların düşmemesi.
bir sorun mu var hiç sanmıyorum...
eğer bir oda dolusu çocuğu bir odaya doldurup hepsinin eline şeker verip birinin eline şeker vermezsen şekersiz çocuk diğerlerini kıskanır, ona şeker vermeyene öfke duyar. şekeri veren kişi, şekeri olmayan çocuğa bir şeker karşılığında neler yaptıramazki. ama önemli olan şeker beklemek değil o şekeri paylaşacak birinin olması.
bir sömürü ve ikiyüzlülük sorunudur.
ama sorun türklerin kürtleri sömürmesi değil, tam tersidir.
tek kuruş vergi vermeyen, yapılan çocuk başına para alan, elektrik ve suya para vermeyen, güneydoğuda tek bir üretim tesisi olmadığı halde bizim vergilerimizle ihya edilen, batıya göç edip ekonomik hayatı ele geçiren bir kavmin son yapması gereken şeydir bütün bunalara hoşgörü gösteren bir devlete ve halka isyan etmek.
karşılaştırırsak, abd'deki yahudilerin veya hispaniklerin isyan etmesi gibi bir şeydir.
ya da meksika'daki lübnanlıların.