|
|
- sözleri aşağıdaki gibi olmakla beraber,sezen aksu'nun bunalıma girmek isteyenlere yıllar önce hediye ettiği, ancak yıllar öncesinde kalmayıp günümüze kadar uzanan muhteşem bir şarkıdır..
küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün hatalarım
öğünmem bu yüzden
bu yüzden kendimi
özel önemli zannetmem
küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün saçmalamam
yenilmem bu yüzden
bu yüzden kendime hala güvensizliğim
ne kadar az yol almışım
ne kadar az
yolun başındaymışım meğer
elimde yalandan kocaman rengarenk
geçici oyuncak zaferler
küçüğüm daha çok küçüğüm
küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün korkularım
gururum bu yüzden
bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım
küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden sonsuz endişem
savunmam bu yüzden
bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem
- deli kızın türküsü kasetinde yer alan dinlediğimde uzay heparı'yı anımsatan şarkı
- büyümeyi reddederek, üzerindeki sorumlulukları bir çırpıda atan insanın sığındığı sevimlilik halidir. ama gel gör ki, büyükken küçük olmak şirinlikten çok şımarıklıkta olabiliyor.
- ezginin günlüğü'ne ait enfes bi şarkı.
- aciz hissetmenin yalın hali gibi geldiği için sığınılan bir korunaktır bazen. bazense neşemizin -den hali. ama elin kolun serbestken onları bağlı hissetmenin suçluluğu da getirir bazen bu şarkıyı dillere hoparlörlere.
büyümeyi istememek değil. yarışa da isyan yok. yarışmak zorunda olmak koyar belki de. hani yarışsam kazanırım muhtemelen ama, neden yarışmak zorundayım ki. armut piş ağzıma düş olabilirken hem de.(sidar, 16.05.2005 01:52)
- (bkz: küçüğüm ama en büyüğü bende)
(bkz: küçüğüm ama işlevim büyük) şeklinde de tamamlanabilecek önerme girişi
- hayatın kısa ve öz bir anlatımına sahip, bence sezen aksu'nun en güzel şarkısı...hangi yaşta hangi konumda olursanız olun geçerliliğini hep korur bu sözler...ve belki de bu yüzden her dinleyişte iç acıtır...bir sonrakinde belki de içinizin daha çok acıyacağını bilerek tekrar tekrar dinlersiniz...yine de...
(mazzo, 07.03.2006 02:16)
- bir insanın kendisiyle olan iç hesaplaşmasını anlatan enfes bir şarkı.dikkat!masum değiliz le beraber dinlemeyin hassas bünyelerde ağlama krizi yapabilir.
- ezginin günlüğü nün çok güzel şarkılarından bir tanesi. sözleri ise şu şekilde:
bugün güneş doğmayacak
bugün sen çok öleceksin
biraz düşlerine eğil
orda birşey bulacaksın
bugün unut mavileri
çiçeğe su verme unut
biraz daha sen olursun
kalbindeki rengi büyüt
ah aman aman küçüğüm
bu yol sana gidiyor
senin küçük baharında
unuttuğun birşeyler var
gelir geçer sokaklardan
sokaklara girer çıkar
her aşk kendini yaşar
çaldığın kapı kapanır sonunda
içinde bir sen bulursun
büyümüş anlamış yorgun
mavi pencerende gün
telaşlı rengarenk kuşlar
kanatlarında bir alev
düşlerine konar kalkar(auryn, 06.03.2007 12:55)
- eger size böyle hitap eden deli gibi aşık oldugunuz adamsa anlamı dünyalar olan aitlik kavramını sevmenizi bile saglayabilecek sıfat
- yavuz bingöl muhteşem söylemiş ezginin günlüğünün küçüğüm'ünü.. buğulu buğulu..
(bkz: çeyrek)
- çünkü; kalbim büyüdükçe beden küçüldü...
- "geçen yıl sayısı değil; dizlerimi kaç kere yere çarptığımsa yaşım, evet küçüğüm..."
- sanılanın aksine uzay hepari'ye yazılmamış bir şarkıdır. uzay hepari'nin başucunda söylenmiştir evet, fakat sezen bir ameliyata girmeden önce ölecekmiş gibi hissedip, "ama daha yapacak çok şeyim vardı benim" diyerek yazmıştır bu şarkıyı.
bazı şarkılar vardır, çok sevilir, en sevilendir belki de, ama çok az dinlenir.
dinlemeye takati yoktur insanın çünkü.
bu şarkı öyle bir şarkı.
hep bir yerlerde çalıyor, ama hiç dinlenmiyor.
- bestesi, sözü, yorumu sezen aksu'ya ait, düzenlemesi uzay heparı'ya ait 1993 çıkışlı deli kızın türküsü albümünden bir şarkı.
ben şarkı diyeyim yinede, gerisini dinleyen anlasın...
- istanbul'da hava buz gibiyken,bense gideceğim heryere gitmiş avare avare dolanıp randevu saatimi beklerken daldım bir internet kafeye. birden küçüğüm çalmaya başladı. baktım ki benim de dilimin ucuna dolanmış küçüklüğüm. nereye dönsem birşeyler bırakmışım,bırakmışım ya harbi bırakmışım! hani üç aynalı kırk odanın aliye'si heryerde birşeyler unutuyordu da dönemiyordu ya sonra kendine işte öyle! ben kendime dönmeyi bir türlü becerememişim. biryerlerde unuttuğum en çok da kendim olmuşum. ne zaman sevgiyle karşılaşacak olsam kaçmışım ve kimse peşimden koşacak kadar sevmemiş beni. kısa mesafe koşucularıymış belki karşılaştıklarım ilk köşe başında yorulmuşlar. farketmişim ki kimse gerçekten tanımıyor beni.herkesin tanıdığı kendi tanımak istediği. çok yorulmuşum bir köşe başında bende,uzun bir yürüyüşün içinde zevk alabilecek birşey bulamayışımdan belli. bir şarkı tutturmuşum. küçüğüm, daha çok küçüğüm. bu yüzden bütün hatalarım...
- sezen aksu'nun herhangi bir yalnızlık ve iç hesaplaşma anında duyulmaması,dinlenmemesi gereken şarkısıdır.zira etkisi feci...
"...savunmam bu yüzden
bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem."(sophia, 20.05.2008 21:01 ~ 21:02)
- küçüğüm . küçücüğüm daha sanki,dizlerimde oynadığım oyunlardan kalma yaralar,kalbimde durmaksızın büyüyen sevgiler,inançlar,umutlar ... sanki minicik ellerim var hala,o dünyanın en güzel ve en temiz olduğu yerde uzanmışım . hani ipini çekersin,sana bir ninni söyler ya küçük oyuncağın,işte hala o çağdayım . ninnimi söylüyor şen olmasına şen ama bir o kadar da buruk sesli kadın . ayaklarımı karnıma çekip deliksiz dinlemek istiyorum . halbuki ne kadar küçükmüşüm ...
"küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün hatalarım
öğünmem bu yüzden
bu yüzden kendimi
özel önemli zannetmem "
kaç adım almışsam alayım şu hayatta,biliyorum hala küçük bir çocuğum aslında . öyle hevesli oluyor ki insan büyümeye ... öyle çok istiyor ki insan topuklu ayakkabıları giydirmeden yüreğine,ulabilmeyi hayatın olduğu yere ... ve ulaştığını sandığı gün,büyüdüm dediği gün fark ediyor koskoca hayatın karşısında küçücük bir çocuk kaldığını,hevesinin,telaşının anlamsızlığını .
küçücük ömrüme bakmadan öğünüp duruyorum bir de,herkesi kendim gibi sanıyorum,sanıyorum ki herkes yüreğimi bileyebilir yüreğinde . daha anlayamadan şu hayatın anlamsızlığını,bilemeden insan denen varlığın binbir yüzlerini özel zannediyorum kendimi,bir yerim var sanıyorum aslında pas dolmuş o yüreklerinde . küçüğüm ya işte,daha çok küçüğüm ... ne çok hata yapmışım meğer.
"küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün saçmalamam
yenilmem bu yüzden
bu yüzden kendime hala güvensizliğim "
kaç kere dönmüş şu yıl doğduğum günden beri,kimbilir kaç kere doğup batmış güneş ... ama ben hala küçük bir kızım,hep çocuk kaldım şu yalan dünyada . oyunlarındali güzelliği ve sfalığı gerçek sanıp aldanan,hayatın anlamsızlığına anlam veremeyip saçmalayan küçük bir kız çocuğu kaldım ... hayat kir tutmuş tırnaklarıyla meydan okurken bana,ben en sevdiğim şeyleri paylaşırsam onunla dost olurum sandım . sevdiğim herkesi o kirli kolları arasında sıkarken 32 dişiyle gülüyordu halbuki bana,hep ben kazanırım nidalarında . ama ben küçüğüm daha ve inanıyorum bir gün hayatın da adam olacağına . hep belki çocuk yanımdan,çocuk kaldığımdan bu sonsuz umutlarım ve yine umutlarımdan belki bu durmadan yenilen halim . ve hala çocuk kalmış bu yüreğimle bu yüzden düştüğümde bir daha kalkamayacak olmamadan korkuşum,elimden ya kimse tutmazsa artık deyişim,bu kendime güvensizliğim ...
"ne kadar az yol almışım
ne kadar az
yolun başındaymışım meğer
elimde yalandan kocaman rengarenk
geçici oyuncak zaferler
küçüğüm daha çok küçüğüm "
koskoca adam oldum sanırken aslında ne kadar azmış o geldiğim yollar . büyüme telaşına düşüp yılları saymayı bırakırken,aslında ne kadar kısa zaman olmuş yaşım ellerimin parmaklarıyla sayılmayı geçeli . ne kadar az yol almışım ... ne kadar ... yaklaşıyoruz yolun yarısına sanırken daha yolun başındaymışım meğer,ellerimde sevincin binbir çeşitinden,sönüp gitmeye hevesli zaferler . kazanmışlığım,kaybetmişliğim ... kazandığımda zaferin baş döndürücü tadına kapılıp kaybedeni yerişim,fakat kaybeden ben olunca kazanana kalbimi kırışım ...
öyle ya,küçüğüm daha çok küçüğüm ...
"küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün korkularım
gururum bu yüzden
bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım
küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden sonsuz endişem
savunmam bu yüzden
bu yüzden bir küçük iz bırakmak için didinmem"
küçücük,hala annesinin kucağına muhtaç bir çocuğum aslında,bakılmasın yaşıma başıma . ne kadar çabuk unutuvermişim kendi dünyalarımı olmayan yüreklerine yüklediğim oyuncak bebeklerimi,ne çabuk unutmuşum kalbimin kırılmaz duygularla yapılı olduğu o günleri ... ne çabuk unutmuşum özgürlüğün,umudun,inancın,sevginin ve saflığın bir arada ve en dorukta olduğu dünlerimi ... iki adım arkama baksam göreceğim halbuki çocukluğumu ve biliyorum anlayacağım hala koca bir adam olamadığımı . oysa ki öyle bir sanmışım ki kendimi,hiç fark etmemişim hala küçücük bir kız çocuğu olduğumu . hala o günlerden kalma yıllanmış korkularım ve her kalbime dokunulduğunda arkasına saklandığım gururum var . aslında küçücüğüm hala ... hala annemin el bebeği,gül bebeğiyim ... hayat simsiyah boyalarını akıtmış gözleriyle baktığında gözlerime korkuyorum unutulursam diye,silinirse izlerim dokunduğum o yerlerden diye,sevdiğim sevildiğim o kalplerden diye . küçücük bir iz bırakmak bile yeter oysa ki bana ... işte bu yüzden sonsuz endişem,bu yüzden korkularım,bu yüzden gözyaşlarım .
küçüğüm,daha çok küçüğüm ... bu yüzden bütün hatalarım ...
- yaşça küçüğün olduğun hatuna belki gereksiz, belki ukala, belki uzun zamandır hasretini çektiği bir aşkı anlatmak için, bir sıfat, zarf, zamir, hatta fiil olarak kullanılan kelime...
"küçüğüm amına koyim" jargonu ile girersin söze, senin yaşadığın senelerden bildiğim hiçbir bir şey yok ama saçıma düşen bu akların bir anlamı olmalı sözleriyle başlarsın... ruhundaki kıroluğun ve maçoluğun kesişim kümesi o kadar büyüktür ki bir yandan gurur bir yandan aşk ve en tehlikeli yandan reddedilme korkusu yaşayarak debelenir durursun.hani koyun sürüsünden farklı düşündüğün dokuz köyden kovulmamışsın da o onuncu köy sadece bir kişi için koymuştur sana.
gizli kapaklı cümlelerle "seni seviyorum" dersin ama nafile! sen bir hiçsin! çok söylediğin o delikanlılık zırvaları cebelleşip kendini kandırmakmış sadece... kimse gizli kapaklı "seni seviyorum" anahtarını duymak istemez, karşında duran kişinin konuştuğu kadar mert olmasını, az biraz yürekli olmasını bekler... ya da neyse ya... boşluğa kuruyorsun zaten cümlelerini, belki okur hevesiyle yazıyorsun yazılarını... boşluğa konuşuyorsun...
artık kısa cümleler kuruyorum
artık devrik cümleler kuruyorum
küçüğüm daha çok küçüğüm
bu yüzden bütün saçmalamam
- her şeyin bir şeye, bir şeyin sokaklara çıktığı şarkıdır.
- dünyanın en güzel, en kabul edilebilir özür dileme ifadesidir bu şarkı, korunma isteğinin en güzel halidir, hataları kabul etmektir. böylesine masum özür dileyen kişiyi kim affedemez ki...
|