-bana bak delikanlı,az önce sana 25 kontör gönerdim,onunla hemen kızımı arayıp ondan ayrıldığını söyleyeceksin.
-benim sevgimi kontörle satın alamazsınız beyefendi!!
-oğlum harcadın mı hepsini?
-harcadıysam onurumla gururumla harcadım!!!
(bkz:
yiğit özgür)
yeşilçam'ın klişe repliklerinden. zengin kızın babası fakir oğlanı yanına çağırtarak kızını bırakması için ona para teklif eder;
z.b- söyle, kızımı bırakmak için kaç para istiyorsun?
f.a.o.g- sevgimiz satılık değildir
- söyle ne kadar para istiyorsun kızımı bırakmak için ?
+ ben anlık heycanlar peşinde değilim
+ kızınızla evlenip şirketlerinize ortak olacağım
- hahah kızım kapının arkasındayı, çık kızım duy duy
kız : baba zaten beraber planladık, miami de yaşayacağız sen ölünce ohh mondüğ
- ulan sidirin gidin ikinizde ne yaparsanız yapın
- o mirası da size bırakan en adi, hadii
-kızımı bırakmak için ne kadar para istiyorsun?
+vallah burdan havaalanı 30 kağıt yazar.
-al sana 50 kağıt. bir daha da kızımın yanında görmiyim seni.
+siz nasıl isterseniz...!?!
(fentoxa, 01.11.2006 17:16 ~ 17:17)
sadece bir türk filmi repliği değildir. ilkokul zamanlarıma denk gelen tom cruise'lu kokteyl (
coctail)adlı filmde de geçmektedir bu replik. tom, yakışıklı fakat yavşak bir barmeni, sarışın kıvırcık saçlı kızımız ise saf güzelliği canlandırmaktaydı ki şansa bakın kızın babası karun kadar zengin idi. kızımız ise buna ters olarak çulsuz gibi davranmaktaydı ki tek benzer yönün bu replik olmadığını, senaryonun bile yeşilçam'dan araklandığını düşünebilirdik sinsice. ee, zaten hollywood'ta da anlatacak hikaye kalmadı mirim.
+ alo, aysel baban hala parayı yollamadı
- siktir git, üç kuruş para için beni bıraktın
+ ben anlamam kardeşim, anlaşma anlaşmadır
- sus, bi daha beni arama
+ bi 20 kaat ver arayanı siksinler
(bkz:
serkan altuniğne)
-kızımı bırakmak için ne kadar para istiyosun?
-valla abi, nereye bırakacağıma bağlı. ayrıca gece tarifesindeyiz.
-hımm, beşiktaşa kadar 10 ytl olur mu?
-olur abi yaparız bi güzellik.
80'li ve 90'lı yılların film fenomenidir bu... allah muhafaza eğer olmasaydı
cocktail'de
elizabeth shue'yu aşkını savunurken göremezdik, kahrolurduk, kanser olurduk vs.
sonradan bayagı bir türk filminde de kullanılmıştı lakin bir elisabeth shue çıkaramadığımız için bir işe yaramadı.
-kızımı bırakmak için ne kadar istiyorsun delikanlı?
+200 cumhuriyet altını, 50 bin kuveyt dinarı, 5 bilezik.
-anladım. seviyorsun demek kızımı gerçekten.
+100 bin nakit, 40 ton bor bir de uçak bileti.
-inşallah hatanızı anladığınızda çok geç olmaz...
+20 bin allahın cezası 20 bin. tamam.
-şimdi gençler birbirini sevmiş, bize pek bir şey düşmez yani.
+şerefsiz.
- kızımı bırakmak için ne kadar para istiyorsun?
+ neydi kızın adı?
- nurşen.
+ hemen bakıyorum. eeeee, evet nurşen, o kızı sana 250 ye bırakırım abi.
- kart geçiyo mu?
+ nurşende geçmiyo abi.
-kızımı bırakmak için ne kadar para istiyorsun evlat?
+ne kızı bey amca ne parası?
-kızımı bırakana veya siktir edene 100 bin lira veriyorum.
*baba! sen yine mi evden kaçtın ya.
-kaçtıysam, gururumla kaçtım.
bir tanesi de parayı eline alıp babaya karakter atma öncesinde esas kıza yakalanmasın dedirten klişedir. adam parayı eline alır, kız kapının arkasından görür, sonunu beklemeden gider, gider, gider. 30 sene sonra buluşulduğunda tokatlanmalıdır.