seven her insanın başına gelen olay. her insan sever, yalan yok kıskanır da. eğer sevginiz ve kıskanmanız devasa boyutlardaysa kıskandığınız anda mide ve karın kaslarınız acayip şekilde kasılır, sağlam bi yumruk yemişe dönersiniz. genelde sevdiğiniz kişi hakkında en fazla ondan uzak durmayı düşünürsünüz kıskandığınızda ama diğer kişi için aklınızda olmadık psikopat düşünceler belirir, dr. hannibal lecter'i bile özendirecek şeyler gelir aklınıza. bi de kıskandığınız kişi sadece arkadaşınızsa(ona göre tabi)* bi şey de diyemezsiniz, yapamazsınız midenizdeki acı ve gözlerinizin önündeki bulutla kalakalırsınız.
karşınızdaki kişinin davranışları da sizin bu durumunuzu körükleyici yöndeyse nasıl olduğunu anlamadan dengesiz ve paronayak biri olup çıkarsınız... bu yüzden kimse değmez kıskanılmaya kanımca...
ne kadar engel olunmaya çalışılsada önüne geçilemeyen eylem. dışa vurursunuz ilişki zarar görür, içinize atarsınız bu sefer sizi hasta eder. tedavisi yoktur, sınırı yoktur.* inkar edenler, anlamayanlar olsa da tamamen sevgiliye duyulan aşkla ilgilidir. *
düzgün birini örnek almayı ve aşırı olmamak suretiyle hırslanmayı beraberinde getiriyorsa yani kısaca dozunda hissediliyorsa yararlı olan bir şey..aksi takdirde insanı özünden uzaklaştırmaya ve kötü alışkanlıklar edinmesine neden de olabilir. ancak yine de hissedilmesi gereken duygu..
hiç gereği yokken, en anlamsız konularda, sevdiğiniz kişi belki de onu kıskandığınız kişi ile paraleller uzaklıktaysa bile, yada yanyana olsa da hiç umrunuzda olmaması gerekmekteyken binbir türlü kurtun içinizi kemirmesi, size yaşamı dar etmesidir.
tonlarca serzenişte bulunursunuz, o da sizi seviyo diye hep açıklar hep anlatır, sürüsüne bereket komplo teorilerinizi bir bir maziye gömer. ve der, hep serzeniş hep açıklamalar..
ama ya şimdi onlaysa?
kısacası beladır bela, kıskanmak kendi içinde boğulmaktır.
eklenti: kıskanılıcak bişey olmadığını kendi yollarınızla öğrenmek de böyle kana yavaşça karışan oksijen gibi oluyor..
normaldir aslında, altında kaybetme korkusu vardır. erkekler yaptığı onca şeyi görmezden gelirler ve bayanları her zaman "paranayoklık"la suçlarlar. ilişkiyi yıpratması muhtemeldir; tabi taraflar anlayışsızlarsa. dikkatli olunmalıdır her zaman.
güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzâr eder
nâzenînim, sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
nedîm
yani;
ey sevgili, gül desenli elbise giymişsin hatta yakışmış bile. lakin korkuyorum ki o elbisenin desenindeki gülün dikeninin gölgesi nazik tenini incitebilir.
çok sevdiğiniz birini paylaşamamaktır. zordur. dozunu ayarlamak istersiniz, ayarlayamazsınız. bunun nedeni, kıskançlığın dozunun kıskanılan kişiye duyulan sevginin büyüklüğü kadar olmasıdır. kıskandıkça önemi artar kıskanılan kişinin.
birçok çeşidi de vardır kıskançlığın, ama en büyüğü muhtemelen sevgiliyi başkalarından kıskanmaktır. kıskançlığın ne sevgilinin sevgisinden emin olmamakla, ne de sevgiliye olan güvenin boyutuyla bir ilişkisi vardır. onu o kadar seviyorsunuzdur ki, onun başkalarına ayırdığı sevgiyi bile kıskanırsınız. sonra da suçlu olursunuz.. tövbe edersiniz kıskanmaya.. yapılacak tek şey içten içten tüm sevgisini vermesi için dua etmektir..
bazen ben bu kişiyi niye kıskanıyorum ki dediğiniz ama yine de yanımda olsa demeden edemediğiniz kişilere uzaktan duyulan insanı değişik düşüncelere yönlendiren insanın içini kemiren pis duygu.