|
|
- bir gecelik ilişki
- itü sözlüğün bana bahşettiği dost. kral adam*. bir abim ya da kardeşim olsaydı kesinlikle böyle bir adam olsun isterdim... yüz yüze hiç görüşmemiş olmamıza rağmen...
(siyah, 13.01.2007 01:36)
- teşekkür borçlu olduğum kişi. sözlükte olma sebebim. beni davet etmese ve yazar alımlarının olduğunu söylemeseydi, itu sözlüğü keşfedemezdim.
- itü sözlüğü tanımama vesile olmuş kişidir. kendisi dünya üzerinde nadir bulunur. bu kadar temiz yürekli birine ömrünüz boyunca rastlayacağını düşünmüyorum bile.sonunda mutluluk onu bulmuştur her zaman onunla olması dileğiyle...
(dengesek, 03.03.2007 22:22 ~ 15.03.2008 17:03)
- "aşık olup sevilmek, mutlu olmak varsa kaderinizde, olursunuz; aşık olup üzülmek varsa, üzülürsünüz. duygunun yoğunluğuna tezat, bu kadar da basittir herşey..." (bkz: @1301796)
demiş, eline yüreğine sağlık diyorum, bu kadar güzel anlatılabilirdi.
edit: arkadaşlar arkadaş güzel yazmış diyorum ben değil, onu oylayın yau, bir de en sevilen eserlerime girmiş, abi kusura bakma ekmeğinden otlanmış gibi olduk..*(blungel, 29.03.2007 23:28 ~ 03.04.2007 13:40)
- tek tek tüm yazılarını tekrar tekrar okumaktan zevk aldığım, neredeyse hemşehri çıkmaktan onur duyacağım, yanlış limanlara demir atan ve beni kötü emellerine alet ederek birlikte sigara içme sözü veren, gerçekten yüzünü görmemiş olsam da resimlerinden size sonsuz huzuru anımsatan bir ifadesi olan, bu sözlükte var olduğunu bilmenin beni memnun ettiği çok sevgili arkadaşım!
edit: arkadaş ilan ettim, kabul müdür?
edit2: kabulmüş!
- inatla savaşarak bana doğru yolu buldurmuş yazar.sağolsun.
- fatih akının henüz izlememiş olduğum tek filmi.
üçüncü nesil sözlük arısı.
daha küçük bi teenage iken tanıdığım insan.
geçmişin yakasını bırakmadıklarından biriyim belki de ben. kimse geride kalmıyor benim için yanımda taşıyorum tüm yaşadıklarımı, tanıdıklarımı, dostlarımı, eskilerimi. dostlarımı derken kaç tane vardı ki diyorum elime bakıyorum parmaklarımı kullanırım belki saymak için, gerek yok işaret parmağıma uzanmakla uzanmamak arasında kalıyorum. işte o sıkıca tutup emin olduğum tek parmaktır kısaveacısız benim için. dostum, ama dost nedir ki?
birbirimize kimsenin yapamayacağı kötülükleri yaptık, ama daha kötülerini de kendi kendimize yaptık. acıyla imtihan ettik kendimizi, zerre merhamet etmedik. sınırı merak ettik belki. bir insan ne kadar derine batabilirdi, dip nerdeydi? aradık, bulamadık hala. arada dalıyoruz yine dibi bulamadan birbirimizi buluyoruz derinde. sanki hiç yollarımız ayrılmamış gibi hep yan yanaymışız gibi kabulleniyoruz. zaman geçiyor, değişiyor her şey aynada gördüğüm yüzü bile zaman zaman yadırgarken onu hiç değişmemiş bulmak şaşırtıyor beni. aslında bu doğru değil değişiyor, benim kadar o da. yok yok, benim kadar olmasa bile o da değişiyor ama buna rağmen tanıyorum onu, yabancılaşmıyoruz birbirimize. zamanı mekanı reddediyor dostluğumuz. dostluğumuz diyorum yine ama nasıl bi dostluk ki bu?
hayatına çok zamansız girdim çok zamansız çıktım. sonra bu rutin, hatta periyodik oldu. gittim, döndüm. her dönüşümde onu bıraktığım yerde buldum bıraktığım gibi sanki hiç gitmemişim gibi. sormazdı neden diye, gittiğimde güle güle demezdi ama gelince hoş geldin derdi. dedim ya dipte bulurduk birbirimizi, yaralarımızın kokusu çekerdi belki bizi birbirimize. benzer dertlerden muzdariptik çoğu zaman. özneler nesneler farklıydı belki ama kurduğumuz cümlelerin anlamı çok farklı sayılmazdı.
geçmiş zaman kullanıyorum istemsizce gerçi sen bilirsin geçmiş geride kalmıyor bizim için. anlaşılmanın dayanılmaz hafifliğini yaşattığın için sağ ol dostum. dostum dedim ama bilmiyorum ki dostluk nedir? başka türlü bir şey benim için, anlamı çok sık değişiyor kafamda hatta bazen inanıp bazen inanmıyorum dostluk kavramının varlığına. yine de dostumsun galiba.
- (bkz: giyotin)
- sonu inanca göre hayırlı olduktan sonra benimde içinde dahil olduğum bir çok insanın istediği ölüm şeklini nick haline getirmiş kişi.
- hayatında kendisiyle en barışık olduğu bu zamanda düşüncelerini kelimelere dökmekte hiç olmadığı kadar zorlanan yazardır. hiç olmadığı kadar sevgi'li, hiç olmadığı kadar zampara, hiç olmadığı kadar kaybedendir. nedense mutludur yine de.
- kısaveacısız; böyle olan ne var ki... sanki ters orantılıymış da çarpımları k'ya eşitmiş gibi. kısaldıkça acıtıyor. acıttıkça kısalmıyor...tüketiyor ama tükenmiyor.
sevgi emekmiş. tutku ve sevgi yanyana yürüyebilir mi... kurtla kuzunun dostluğu gibi olurdu onlarınkisi.. aşk hayvansal içgüdümüz; utandığımız ama kaçamadığımız... örümcek ağında can çekişen zavallı kelebekler gibi... daha da kötüsü var; örümcek ağında can çekişen zavallı bir sinek olmak. hem sevilmeyen hem de zavallı..
içimden geldiği gibi yazıyorum bugün. hani kimsenin haz etmediği kara kediler vardır ya, biri çıkagelir karşıdan okşar kulaklarını, içli içli bakar kedi. bir köşede asosyal hatta antisosyal, kibirli kibirli izlese olup biteni daha soylu olacak belki de. merhametin eteklerine sırnaşan kara kedi -sevilmeyen ama acınan- kaç bir an önce soylu yalnızlığına!
kısaveacısız, selvi boylum al yazmalımı sevmiyormuş. ben severim. çünkü birşeyi sevmek için doğru olması gerekmediğini, mutlu etmesi gerekmediğini çok önceleri öğrendim. asya yeterince cesur olamadığı için mi feda etti tutkularını ve aşkını ya da kendini kurban edecek kadar cesur muydu? kendisi de bilmiyordur muhtemelen cevabı ve kızıyorum hayata; doğru cevaplar yok sahiden. sorular belirsiz, cevaplar belirsiz.yol ayrımları var ama yollar birbirine karışmış durumda.
-ama herşeyin ötesinde bir partideysen ve kendini yabancı yalnız ve gülümsemek zorunda hissediyorsan; kahrolası partiyi koşarak terket ve ardına bile bakma.-
bugün içimden geldiği gibi yazıyorum. dağınık düşüncelerimden ötürü üzgünüm. şimdi kafka, dostoyevski ya da gogol gibi okuyucularımdan özür dilemeye de başlardım ama günün birinde sevilen bir yazar olma hayalim , benle büyüyen gerçekçiliğimin ayakları altında paramparça artık.
inanmaya ihtiyacım var yıkılmaz doğrulara değil diye diye iskambil kağıdından şatolarımın prensesi yapmışım kendimi. öyle nazik ki herşey. bense rüzgarların sesini duyuyorum. geliyorlar...
hani küçükken çocuk parkındaki demirlere asılırdık, sonra yorulurdu cılız kollarımız, terli ellerimiz kayarken demirin soğukluğunu duyardık...işte öyle bir an. zamanın içinde asılı kalmış gibi. ne düne ne yarına...bugünden bahsetmiyorum bile.
öyle bir anda dizlerinden tutup yardım etmeye çalışan birileri varsa şanslısınızdır... o denedi.
teşekkür ederim.(leda, 28.10.2007 00:11 ~ 19.07.2008 23:33)
- @2057295 girisiyle çoğumuza bir söz bırakmamış son sözü söylemiş yazardır.
- girilerini dikkatle okuduğum sanat,edebiyat,tarih,din her türlü konuda bilgisini konuşturan şahıs.izlemeye devam ediniz efenim.
- coşkulu bir radyo dinleyicisi.. ne radyosu dememek lazım, sözlük sınırlarında yek radyo vardır üzerinde saatlerce konuşulabilecek, itü sözlük radyosu'dur o da..
yenilikleri takip eder, fikrini açıkça ifade eder ve bu nadide radyonun güzide programlarını besler..
"ne güzel dinleyicimizdin sen kısaveacısız!" der her itü sözlük radyosu'nda sesini duyuran diicey..
(ya da en azından ben..)
- akşam ezanını duyduğunda içini kaplayan o kımıl kımıl huzursuzluk hissi, ne zaman azıcık mutlu olmaya kalksam yakamı bırakmıyor. geç kalacaksın, annen kızacak. karanlık basacak, evin yolunu bulamayacaksın, çingeneler kapıp götürecek, kolunu bacağını kesip dilendirecekler seni. hafta sonu sevimli kahramanları izleyemeyeceğim bir daha. kukla tiyatrosuna gidemeyeceğiz ben burak kutun “benimle oynama” sıyla playback yapan o kumral çocuğa aşık olamayacağım...
akşam ezanı okunuyor adımlarımı sıklaştırıyorum,lokantalarda neşeyle yemek yiyen insanlar…pek aç değilim ama özeniyorum. mutlu iftar sofralarına, mutlu aile tablolarına. sofraya bütün gelen ekmeği eliyle bölen babalara...
muhtemelen fazla ağlak bulacaksın, bir bayram sabahı ayakkabımın daha alındığı ilk gün kopan kırmızı kurdelesine ağlayışımı anlatışımı.bir çocuğun büyüdüğü andır, annesi ağlarken saçlarını okşadığı an. çocuklar büyür, babalar küçülür.
ben babamı anlamaya başladım. şimdilerde hak veriyorum ona; bir yerlerde paramparça olmuş küçük bir kıza ihanet ederek hem de. ne kadar zordu çocuk olmak, büyümekten bile zordu. acı çeken tırtıllardık dar kozalarımızda, bir yetişkin gibi acı çekip, olgunlaşmamış görünmek…ve kimsenin gözyaşlarını ciddiye almaması. yorgan altında yapılan ruhu ve gözyaşlarını keşif yolculukları.
sahiden büyüydük,büyüdük. tırtılken umudun var ,kelebeksen üç günlük ömrün. ahh…hayat! acıtacağın yeri iyi biliyorsun.
her giden sekel bırakıyor, annenin güzel vazosunu yere düşürdüğünde kırıkları toplamaya çalışırken ilk kez tanışıyorsun kırmızı ve acıyla. omurilik soğanına yerleşen bir korkuyla ne zaman kırık birilerini görsen elini kaçırıyorsun hızla. her giden bir parçanı götürüyor ve kendinden birşeyler bırakıyor yerine. yamalanıyorsun.
kafamı kaldırdım. okul, konser, bira, şarap, pizza…ceviz dalları arasından güneş sızıyordu. gözlerimi kırpıştırdım ve çevredekilerin anlam veremediği bir sırıtış belirdi yüzümde. bir aydınlanış ve yükselme anıydı. artık yalnız değilim insanı yutan, kolları ve bacaklarıyla sımsıkı kavrayan ağaçlarıyla karanlık ormanda. küçükken tatilyada sırf cengaverliğine üstüste üç kez alaboraya binmiştim. halbuki dizlerim titriyordu, yüksekten hep korkardım zaten, mutluluktan korktuğum gibi. korkmuyorum demek yalan söylemek olur. ama en azından umudum var. o karanlık ağaç dalları arasından göz kırpan ışık huzmesinin birgün bizi tamamen sarmalayacağına inanıyorum. anlayabiliyorsun bunu. sağ ol.
iyi ki varsın.
var ol.(leda, 04.05.2008 00:03 ~ 00:41)
- tartışma kültüründen bi haber, kendi bildiklerini dayatma yanlısı ve bir o kadar da edepsiz bir üsup kullanan yazarımsı,
hani fikirleri kabul etmek zorunlu değildir ama karşıdakine saygı durmalı ve insanlara "adam gibi" bir üslupla yaklaşmalı değil mi? dedirtendir.
edit: arkadaşlar cemaat mantığından çıkıp birey olun kendinizi birey birey gösterin, saygılarımla. . .
(bkz: birey)
- başkalarının fikirlerine saygılı olduklarını sanıp, bu adamı saygısızca eleştirenlerin aslında onun ne kadar özgürlükçü olduğunu anlayamayacakları bir "adam"dır.
anlamalarını da beklemez zaten.
buralarda kalan son kaledir. burçları bırakıp da gitmemesini diliyorum.
- tartışma kültürünü bu konuda ders verebilecek kadar iyi bilen, hayata karşı çok sağlam bir duruşu olduğu gibi, bunu sabit fikirli olmakla karıştırmayan bir adam!!dır kendisi. severek okuyoruz ailecek.
|