genelde amatör film çekimi ile karıştırılan kısa filmi istanbul kısa filmciler derneği kurucusu ve başkanı oktay güzeloğlu şöyle anlatmış:
"gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır.
kısa filmler kısa süre içerisinde birçok şeyi ifade edebilen yapıtlardır.
kısa filmin çekilmesinin sebebi, ekonomik kaygılar değildir. kısa filmlerin süresi bir dakika ile altı yedi dakika arasında değişir. kısa film başlı başına bir sinemadır. kısa film, uzun filme atlama aracı olarak görülmemelidir"
insanlar bakar kör olduklarından hatta zaman zaman bakmaya da kastırmadıklarından, izleyenlerin yüzde doksanına anlamsız, saçma gelen filmlerdir ne yazık ki..
öyle olmalıdır ki bazen sadece görüntüler birleşip anlatabilsin herşeyi.ses yok, konuşma yok.insanın sessiz kalıp kafasından geçen düşünce ve hayalleri izler gibi..
kendisi de kısa filmden uzun metraja geçmiş olan çağan ırmak'ın tabiriyle, kısa zamanda sınırsız bir özgürlük bahşederler bu tarz filmler bizlere. önemli olan kısa filmin mantığı ve ruhudur ki, daha önce '90 dakikalık ta kısa film olur' lafını sarfetmiş olan 'karpuz kabuğundan gemiler yapmak' filminin yönetmeni ahmet uluçay'a da hak vermek lazım. sözün meali olarak, hoca burada 'aynı heyecanı ve özveriyi kaybetmezsen, yaptığın 90 dakika da olsa, yine sana ve izleyiciye kısa film tadını verir' demek istemiştir zannımca. önemli olan olayın ruhunu ve özünü yakalayabilmektir.
sanılanın aksine zor olan hadise.eğer şartlar dahilinde girişiliyorsa kolaylıkları vardır elbette.ama fikir itibariyle bunu başarabilmek için yapılıyorsa birçok dezavantaja sahip olduğu göz önüne alınması gereken sinemacı işi.
uzun metrajlı bir film roman ise kısa film de öyküdür.
öyküler kısa olduğu için içlerine doğru düzgün bir şey sığdırılamaz o nedenle nadiren güzel olur.
kısa film de aynı öykü gibi (hatta onun kaderi öyküye kıyasla daha trajiktir.) bir şey anlatamadan biter çoğunlukla.
güzeline rastlamadım.
zorluk bakımından;
öykü>roman
kısa film>uzun metrajlı film.