genelde amatör film çekimi ile karıştırılan kısa filmi istanbul kısa filmciler derneği kurucusu ve başkanı oktay güzeloğlu şöyle anlatmış:
"gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır.
kısa filmler kısa süre içerisinde birçok şeyi ifade edebilen yapıtlardır.
kısa filmin çekilmesinin sebebi, ekonomik kaygılar değildir. kısa filmlerin süresi bir dakika ile altı yedi dakika arasında değişir. kısa film başlı başına bir sinemadır. kısa film, uzun filme atlama aracı olarak görülmemelidir"
insanlar bakar kör olduklarından hatta zaman zaman bakmaya da kastırmadıklarından, izleyenlerin yüzde doksanına anlamsız, saçma gelen filmlerdir ne yazık ki..
sanılanın aksine zor olan hadise.eğer şartlar dahilinde girişiliyorsa kolaylıkları vardır elbette.ama fikir itibariyle bunu başarabilmek için yapılıyorsa birçok dezavantaja sahip olduğu göz önüne alınması gereken sinemacı işi.
uzun metrajlı bir film roman ise kısa film de öyküdür.
öyküler kısa olduğu için içlerine doğru düzgün bir şey sığdırılamaz o nedenle nadiren güzel olur.
kısa film de aynı öykü gibi (hatta onun kaderi öyküye kıyasla daha trajiktir.) bir şey anlatamadan biter çoğunlukla.
güzeline rastlamadım.
zorluk bakımından;
öykü>roman
kısa film>uzun metrajlı film.
yeterli hevese sahip herkesin çekebileceği yada çekmeye çalışabileceği film türüdür.
amatörce ilgilenenler ve sadece bir anı olması için çekenlerin çok fazla şeye de ihtiyacı yoktur. elinde sesli görüntü kaydı yapan bir alet ve bir hikaye olması yeterlidir kanımca.
(bkz: kendimden biliyorum)
elinde bir hikaye ve bir adet emanet kamera bulunan bir arkadaşın (bkz: x) kısa film macerasına bi göz atalım.
x öncelikle hikayesini www.kameraarkası.org adresindeki yazı ve örnek kısa film senaryolarına bakarak gayet basit bi biçimde fazla detaya inmeden senaryolaştırdı.
ardından senaryosundan yola çıkarak gerekli mekanları (genelde ev ve sokak) buldu. yakın arkadaş ve aile çevresinden kendine bi oyuncu kadrosu oluşturdu.
artık filmin çekim aşamasına geçebilirdi. ekibi filmin çekileceği mekana çağırdı ve çekimlere başladı filmin bir kısmını başarıyla çekti. tabi bu sürec oldukça eğlenceli zor ve yorucu geçti. çekimlerde her sahneyi farklı yönlerden çekerek montaj aşaması için elini güçlendirdi.
amatörlüğün verdiği heyecanla hemen çektiklerini izlemeye karar verdi. ancak kamerayı tv ye bağlarken yaptığı bi bağlantı hatasından olsa gerek kamerayı bozdu. ertesi gün servise götürdü ve 225ytl + kdv karşılığı kamerayı yaptırdı sonra sinemaya küstü ve bir daha film çekmemeye söz verdi kendine.....
peki ya kamera bozulmasaydı?
kamera bozulmasaydı x kişisi bir kaç gün daha çekimlere devam edecek sonra çektiği görüntüleri bilgisayara aktaracaktı. sonrasında www.kkymn.coma adlı siteden adobe premier pro' nun nasıl kullanıldığını öğrenecek ve bu programla filminin montajını yapacak hatta sonuna yönetmen olarak kendi adını yazacaktı. elinde bir adet kısa film belki de sadece bir skeç yada saçma sapan bişey olacaktı ama bir sürü anı ve gelecekte çekebileceği filmler için umut olacaktı
olmadı sağlık olsun önümüzdeki maçlara bakacağız
öküz gibi büyük bir hatayla edebiyattaki öyküyle karıştırılan sinema türü.
illa edebiyatta bir karşılığı olacaksa bu öykü değil şiir olsa daha mantıklı olur. öykü gibi bir olay örgüsüveya benzeri bir "düz" anlatım biçimi (şimdi öyküyü de "olay örgüsü olacak lan!" diye yaftalamayalım olmayabilir de) yoktur kısa filmde. olduğu da olur. ancak genelde şiir gibi imgeler üzerine kurulu bir anlatım vardır olmak durumundadır. uzun filmden ayrıldığı nokta derin karakter çözümlemelerine gidememesi uzun diyalog/sahne gibi lükslere başvuramamasıdır dolayısıyla daha imgesel/görsel olmak durumundadır diyelim kıvıralım biraz. dolayısıyla bazılarının siz aciz ortalama izleyici tarafından bu ne amne koyyim diye yorumlanması ve biryandan da (itiraf edelim) teknik olarak kolay bir iş olduğu için de her hevesli canon dijital kamera sahibinin kısa film çekçem diye saldırması nedeniyle (buna karşı değilim yanlış anlaşılmasın) izlediğimiz büyük bir çoğunluktaki filmin bildiğin kötü olmasıyla birlikte son derece normaldir.
hem nedir kuzum sanat türlerini birbirleriyle kıyaslayıp ona göre yorum yapmak? edebiyat nerde sinema nerde. siz nerdesiniz? "kısa olduğu için içine bir şey sığdırılamaz" bu ne kadar sığ bir bakış açısıdır yarabbim. onu geçtim kısa filme filmin kısası öyküye de romanın kısası diye bakmak. offf.
üniversite okuyan her öğrencinin, bir şekilde çekmeyi planladığı belki çektiği ya da hiç bir zaman çekemeyip sağda solda senaryosundan bahsettiği ve asıl emekçilerinin emeği olan sanat üzerinden prim yapmaya çalıştığı şeye varilen ad... (şey mi)... evet azizim şey çünkü en fazla iki yıl süren bu sevdanın adı sanat ya da kısa film değil ancak şey olur... ha bir de kısa film takıntısı tiyatro oyuncularında vardır ama amatör olanlarda... ekseriyetle sevişmeli kısa film olur bunlar... motor kız bulmak meseledir... tekniği var kızım gerçekten sevişmiycez ki denir ve kızın iki de bir kiloduna falan bakılır çaktırmadan... arkadaşlardan birinin elinde daima bir dandik kamera ve tripod vardır... mesela mekan bakmaya giderler bu kişiler ve davul ile zurna ile...biz film çekmeye gidiyoruz diye kanırarak bağırırcasına... sonra filmi çekerler belki... sonra kısa film yarışmalarına gönderirler... sonra ya bırak hacım bu adamlar zaten en başta belirliyor ödül alacak olanları derler... kısa filmin tekniğini bile okumadan yaparlar bütün bu eylemleri... bir defa tretman hazırlamadan olur tüm bunlar... kısa film candır canandır da, çok ayağa düşmüştür dediğim görsel sanattır...