mersin'in tarsus ilçesinde iki kız öğrenciye eteklerinin kısa olması gerekçesiyle kezzap atılması olayıdır. namus bekçiliği !!! yapan bu canlıların yeni eylemlerini bekliyoruz...
kendilerine karşı herşeyi din ve inanç özgürlüğünün kısıtlanması olarak gören insanların "kısa etekli öğrencilere kezzap atılması" olayını ne olarak değerlendirdiğini merak konusu olan olaydır.
bir kaç zavallının imamdan yüz bularak sıçmasıdır. olay kurcalanırsa bu olay münferit bir olaydır camiaya mal edilemez kalkanının altına sığınılacaktır büyük ihtimalle. hani demokrattınız, hani bilmem neydiniz, neden korkuyorsunuz, bilmem ne haksa bu da haktır hede hödö. efendi! insanların türbana karşı çıkmalarının nedeni tam olarak bu olaylar işte başka bir şey değil. yarın öbür gün kim zaptedecek bunları sen mi?
mecburi edit: ayrıca bu haberin başbakan'ın basına karşı yaptığı dünkü salvolardan sonra gelmesi manidardır. hem hürriyet hem milliyet aynı haberi nerdeyse 1.haber yapmış diğerlerine bakmadım. goygoycular sizi.
"allah'tan okulu bitireli çok oluyor. yoksa kimse beni evden dışarı çıkaramazdı.* " dedirten türkiye'mizin inanç(!) da nereye geldiğini gösteren olay.bu kadar sapıtmış, bu kadar bazı şeyleri karıştırmış olamayız.ben genede bunun kısa etekler yüzünden olduğuna pek inanmadım,sanki altında başka bir şey var.ama tabikide etek mevzusundan da gerçekleşmiş olma ihtimali yüksek.başka bir nedeni olmasına gelince bir ara maltepe' de kadınlara şiringalayan bir ibne türemişti.bu da onun gibi birşey olabilir.tabi o da kadınları yalnız ve açık gezdikleri için iğnelemediyse.ne bileyim işte o kadar saçmalamaya başladık ki toplum olarak inanmak istemiyorum. bu gün bacaklara kezzap atan yarın saçımız açık diye başımızdan aşağı kezzap dökmeyeceği ne malum.**
şeriatın ayak sesleri olarak yorumlayabileceğimiz bir olay bu bence. iran'da da herşey böyle başlamıştı. önce kısa etekli, çağdaş, laik, atatürkçü kadınlarımızı ve kızlarımızı, bacaklarına kezzap atarak, kıvılcım fışkırtarak yıldıracaklar; ardından göğüs dekoltesi civarına domates fırlatıp, özgürce giyinmeleri engellenecek; ve nihayet aydın cumhuriyet kadınlarımızın saçları tutuşturulmak suretiyle, başı açık gezmelerinin onlar için ne kadar tehlikeli olabileceği hissettirilecek ve kara çarşafa girmeleri yönünde fiziksel ve psikolojik baskı uygulanacak. iran islam devriminde de aynen böyle olaylar gerçekleşmişti.
evet sevgili okurlarım, dediğim gibi, iran'a da şeriat işte tam bu şekilde geldi. iran'a şeriat, demokrasi ve özgürlük vaatleriyle geldi. siz sevgili okurlarıma, tehlikenin farkında olmanız gerektiğini bir kere daha ifade etme lüzumu duymuyorum bile, zira siz cumhuriyeti korumak ve kollamak için her daim teyakkuzdasınız.
başörtüsünü mesele haline getiren "bu ülkede inanç özgürlüğü var kardeşim "diye bas bas bağırırken aslında savundukları şeyin ne olduğu çok bariz ortada olan odun topluluğu' nun resmi okul üniformasına karşı yapmış olduğu saldırı ki saldırılan şey bir inanış göstergesi değil bir öğrencinin üstündeki okul eteğidir.türban için "alt tarafı bir bez parçası neyini bu kadar büyütüyorsunuz "diyen kişilerin şimdi de çıkıp yıllardır her öğrencinin giydiği ve giymeye de devam edeceği eteğe saldıranlar hakkındaki yorumu ne olacak merakla beklemekteyim.neden mi büyütüyoruz işte bu abuklukların daha da artmaması için etekden ele kola başa çıkılmaması için.
bugün bunu yapan yarın ne yapar?
yada
neler yapmaz ki? dedirten olay.
okullarda eteğin tamamen yasaklanması için bir madde eklense şu türban yasasının içine iliştirilse bence sorun biter diyorum,böylelikle bir daha böyle üzücü olaylar yaşamayız, ayrıca kötü kalpli ağda ve tüy satıcılarınında kökünü kazımış oluruz, kızlarımız ağdaya verecekleri parayla kendilerine türban alır, açılıp saçılacaklarına güzelce kapanırlar.
bir iki bacak gördüğü için, bir kadınla erkeği yan yana gördüğü için kendisini günaha girmiş sanan; insan sevgisinden, hoşgörüden, saygıdan, sevginin yüceliğinden yoksun kalarak en büyük günaha girmiş olan insan demeye dilimin varmadığı yaratıkların eylemleri olarak tabir edilebilecek olaydır.
buna benzer bir olay samsun'da yaşanmıştı. kendilerini ahlak bekçileri sanan bir iki zabıta, deniz kenarında kayalıklar üzerinde el ele oturan iki sevgiliyi ayırmıştı.
hürriyetin bu ülkeyi germek için hemencecik götünden başından uydurduğu, zerre kadar basın ahlakı içermeyen art niyetli haberdir kanımca. dur eksileyeceksen bari giriyi oku birşeyler öğren sonra eksile...
(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...)
milliyetin haberinde de görebileceğimiz şekilde burdaki durum sakallı bazı dindarların kızlara kısa etek giydikleri için kezzap atması felan değil bir kaç orospu çocuğu sapığın liseli kızlara sarkıntılık yapmasıdır. ve de haberin sonunda görebileceğimiz gibi "kısa etek giydiklerinden dolayı kezzap atılması" sadece bir öğrencinin söylentisidir. polis raporunda ya da kanıtlanabilir başka bir platformda verilen bilgi değildir.
ancak şu an cidden dehşet içindeyim bu insanların nasıl ufacık bir yalan haberle meksika dalgası tadında birbirinden gergin ruh hallerine boğulabildiklerini görünce.
kuzum, hanginiz cidden haberi okuyarak, eleştirel yaklaşarak mantık kurarak yazdınız o girileri?
ya da hanginiz bir üsttekinin yazdıgı girinin etkisini dozajını biraz daha arttırarark hiç düşünmeden ve de haberi okuyup irdelemeden yazdınız?
resmen korkunç bir şey bu basının gücü.. adam kıçından haber uydurmak için kaynak göstermeksizin "bir söylentiye göre one more cup of coffee eşicinselmiş" yazsa, anında giriler pörtleyecek burda: "zaten anlamıştım", "evet bana da sulanıyordu ibne" diyecekler belli ki..
ayıptır yahu!
aydın doğanın kölelerinin, milleti germe heveslisi felaket tellalarının yazdıkları her şeyi 10kez sorgulayarak inanın!
gündemi hararetlendirme çabası ve balık hafızalı olduğumuzun ispatlandığı eylemlerden birisidir. bu tip hareketler ülkemizde ne ilktir nede son olacaktır. gündem türban, din/dinsiz, batan laiklik olunca basınımızda yangına körükle giderek günlük yaşanan olayları gündemle bağdaştırarak ön plana çıkartmaktadırlar. olay bundan ibarettir.
'bu kadar basit mi yani?' diyenlere cevabım evet. müslüman çoğunluğun olduğu ve dinin, halkın hassas noktası olduğu bir ülkede yaşıyoruz. bunu baştan kabul edelim. din hassasiyeti karşısındaki kişiyi taciz etmesini gerektirir mi? derseniz. cevabım;tabii ki'hayır' olur. çünkü laik bir ülkede hukuk kuralları ile yönetiliyoruz ama. işte bu ama geçmişten günümüze varlığını hep devam ettirmiştir.
ne çabuk unuttunuz;- konyada üniversite bahçesinde kız arkadaşıyla el ele oturan gencin öldüresiye dövüldüğünü,
- oruç tutmayan kişilerin sözlü ve fiziksel taciz edildiğini,
-geçmiş yıllarda hizbullahın yaygın olarak yer bulduğu güneydoğu anadolu bölgelerinde diz ve üstü etek giyen bayanların bacaklarına jilet atıldığını.
olayları basının körüklemesi hiçbir şey ifade etmez çünkü amaçları tiraj kaygısıdır. olayları dikkate alması gereken kişiler at gözlüğüyle yaşayıp gözlerinin önündeki en büyük ve tek sorun türban olduğu sürece biz sadece tepki verdiğimizle kalırız.
yalancı her yerde her zaman yalancıdır. nedense bu namus kavgası müsamereleri dur durak bilmeden her yıl ülkemizin çeşitli yerlerinde sergileniyor doğan grubu gazetelerine göre.
yok eteği kısa diye boynunu vurdular, yok bakkal köşeye sıkıştırdı, yok başörtülü doktor tedavi etmedi vs vs.. eğer bir haber sitesi formatında doğan grubu haberlerinin yalan olanları bir sitede yayınlansa bir hürriyet.com.tr daha çıkardı herhalde.
yok haberlerin yalan olduğu ortaya çıkmasına rağmen yine de "baka bak gördün mü, bunlaraın elini ayağını kesmek, şuraya buraya sokmamak lazım" yorumlarını yapanlarda hiç mi vicdan yok ben onu merak ediyorum. haberler zaten yalan da yine de biri çıkıp öyle yapmış olsa bile burdan nasıl "müslümanları camiye de sokmayalım" tarzında salyalar saçarak isyan cümleleri sarfetme hakkı çıkartıyorlar. ulan piçin biri gitmiş yapmış ne diye hemen mütedeyyin insanları suçluyorsunuz. eğer iddia ettiğin gibi olsaydı bu ülkede milyonlarca müslüman, onların en az yarısı kadar mütedeyyin, onların da yarısı kadar aşırı hassas, onların onda biri kadar kısmen aşırılıklara ve sapıtmalara gitmiş tarikat ve cemaat elemanı, onların da belki yüzde biri kadar da külliyen din kökenli sapık vardır belki ama türkiyede bir defa olsun klan saldırısı benzeri bir olay yaşanmamıştır. yani bütün
bunların düzmece olduğunu görmemek için baya çaba sarfetmek gerekir, birileri bizi birbirimize düşürüyor birileri de bunların ekmeğine yağ ile bal çalıyor. yazık.
birkaç küçüki minik, şirin (bkz: buruk gülümseme) beyaz yalan haber:
tabiki ağaç yaşken eğilir. daha yaşı küçükken önü alınmalıdır ki bunların, büyüdükten sonra daha kısalarını giyip öyle namuslarını sağa sola saçmasınlar, kendilerine yazık etmesinler. tabi "kendilerine yazık etmesinler"in açılımı da "sıkmayalım başınıza" şeklinde (yazık edilenin kim olduğu da muğlakken) olmalıdır. e onlar da haklıdır bir yerde; bugün kısa etek giyen, yarın kimbilir neler yapmayacaktır? maazallah bunlar okulda karşılaştıkları er kişi olan sınıf arkadaşlarıyla da konuşurlar. yoksa konuşuyorlar mı? tövbe diyin, söyletmeyin beni kötü kötü.
zaman kötü kardeşim, zaman kötü. kız çocuk sahibi olmak desen, düşman başına. kızlarımızı korumamız lazım. ortalık it kopuk kaynıyor. uzmanım diye geçinenlerin safsatlarına da karnım tok benim; öyle sokakta başını kaldırıp bakına bakına yürümelerine ses çıkarmamaymış, birey olmalarına izin vermeymiş, yok kişiliği gelişsin diye erkeklerle de arkadaşlık kurmalarına göz yummaymış. haydi ordan! sen kendi kızına ver bu izinleri; ben o kadar mezhebi geniş değilim arkadaş! bak, benim anam bunları yapmadı ama aslan gibi maşallah. nesi eksik? anamın zamanında uzman mı vardı hem? ileri geri konuşuyorlar işte böyle.
bak bak ne diyorlar: "henüz kendi gelişiminin dahi farkına varamamış kız çocuklarını birden bire cinsiyet sahibi yapmaya kalkan ebeveynler, onlara yaptıkları uyarılarla ve koydukları onları kısıtlayıcı kurallarla, onların, bir taraftan kendi kimliklerinden ve kazanmak üzere oldukları cinsel kimlikten nefret etmelerine neden oluyorlar, diğer taraftan da bu nefret ettikleri şeyin yasak oluşu onları çektiği için, bu genç kızlığa geçmekte olan kız çocukları, tüm yasakları delmek adına normalde yapmayacakları şeylere girişiyorlar". bak sen? demek edepsizliği biz öğretiyormuşuz kızlarımıza. ben alnım açık, başım dik kalsın diye kızıma yapmaması gerekenleri söylüyorum, bunun söylediklerine bak. e ne yapim, git kızım yap namussuzluğunu mu diyeyim?
devamı var: "okula giderken devamlı surette 'önüne bak' lafını işiten kız çocuğu, etrafına bakarsa ne görebileceğini heyecanla merak etmeye başlar. önceleri, çocukluk zamanlarında önüne bakması gerekmemektedir zira. aynı şekilde, 'okulda erkeklerle konuşma' diyen anne, aslında kızının bilinçaltına gençlerle konuşmasını salık vermektedir. evden çıkarken etek boyu kontrolüne tabi tutulan çocuk, önceden saklaması gerekmeyen ama artık görünmesinde sakınca bulunan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışırken bir taraftan, o görünmemesi gerekeni göstermesi halinde ne olabileceğinin merakına kaptırır kendini. evden dışarı adımını atar atmaz, pek de düşünmeden, gayrı ihtiyari şekilde elinin beline gitmesi bu merak nedeniyledir." densizi görüyor musunuz? kızlarımızı kötü yola biz sevkediyor muşuz? efendi efendii, bunları sen kendi kızına uygula, elini de kızımdan çek! ben namusumu sokakta bulmadım, tamam mı?!
bitmedi: " kız olduğu için kısıtlanan çocuk, bir süre sonra edinmek üzere olduğu 'genç kızlık' halinden nefret eder duruma da gelebiliyor. zira onunla yaşıt olan erkek çocukları kısıtlanmazken o kısıtlanıyor ve bu kısıtlanma hali de belli bir yaştan sonra, yani tam da genç kız olacağı yaşlarda ortaya çıkıyor. burdan hereketle kızımız, kendince bir çıkarıma varıyor: 'benim kısıtlanmama neden olan bu genç kızlık kötü bir şey olmalı. iyi bir şey olsaydı kısıtlanmamı gerektirmezdi.' bu da sonunda er olana duyulan itaatle neticeleniyor. yani kız çocuğu, yeni kazandığı genç kızlığının kötü olduğuna iman ettikten sonra, kötü olanı kısıtlayan, iyi olmaya yönelten eril iktidarı 'sonsuz itaat'le karşılıyor. ama bu sonsuz itaati de ev sınırları içinde geçerli oluyor çünkü bu itaat içselleştirilmiş bir itaat olamıyor; çocuk buna biraz da 'korktuğu'için kaptırıyor kendini. evden, yani babanın iktidar alanından çıkar çıkmaz da kız çocuğu 'kötü' olmanın zevkine varıyor; ona göre onun doğası kötüdür zira ve iyi olması, başka bir ifadeyle namuslu olması namusun sahibi olan babasının hatırınadır, babası görmediği sürece yaptıkları da (durumu içselleştirmediği için) onu ve herşeyden habersiz olan babasını rahatsız etmez. bu şekilde yetişen çocuklar, büyüdükten sonra da namus kavramını, bu sebeplerle içselleştiremezler. namuslu olmaları, namuslarını korumaları hep bir erkek hatırına/erkek için olur; baba, koca, ağabey, çok ilginçtir ama enişte...vs. itaat etmek için iktidar arayan dişil kimlik bu arayışında zorlanmaz da, arayışına cevap verecek eril kimlik, onun hayatında bol miktarda vardır zira. ve böyle yetişen kadınların çocukları da olursa, onları da tıpkı kendi yetişme tarzlarına göre yetiştirirler ve gelenek böyle devam eder gider." edepsizlik değildir de nedir bu şimdi? e kızım namusunu benim için korumayacak da kim için koruyacak? namus benim namusum değil mi? o bir namussuzluk ettiğinde başı eğilen ben değil miyim? hem kızımın bana itaat etmesinin nesi kötü? saçı uzun aklı kısa olan bir mahlukun benim aklımdan yararlanması onun da benim de yararımıza değil mi bir kere? onu tek başına bıraksam kandıracaklarını bilmiyor muyum ben?
ne diyeceklerini şaşırmış yahu bunlar! hep bunlar sokuyorlar bu fikirleri kızlarımızın aklına. toplumu batırıyorlar. ahlaksızlıklarını taşıyorlar içimize. şimdi bunlar kalkar, utanmadan, sıkılmadan, bizim namusumuzu korumak için sokaklarda kısa etekli kızlara kezzap atan o alnından öpülesi yiğit çocuklara da laf ederler. yok yok, bu namus düşmanlarını sallandırmalı taksim'de. edep yahu!
"şimdi sevgili veliler; çok saygıdeğer baskıcılığı namusuna düşkünlüğünden menkul babalar ve onların en az kendileri kadar namuslu/ namusçu değerli eşleri.. sizler müsterih olunuz. evden çıkarken "eteğini belinde kıvırıp kısaltmış mı?" diye kontrol ettiğiniz, "okulda er kişi olan yaşıtlarıyla konuşuyor mu?" düşüncesiyle uykularınızı kaçıran, "yolda yürürken önüne bak da peşine düşmesinler" diye çok da yerinde olan nasihatlerinizin muhatabı, henüz on beş, bilemediniz on altısındaki açılmamış gül goncası kızınız, artık emin ellerde. artık sokaklarda onların da namus bekçiliğini yapacak olan duyarlı, cevval, geleneklerine bağlı pırlanta gibi gençlerimiz var. bakın, babasına annesine itaatsizlik edip eteğini kıvırarak kısaltan edepsiz kızlara döktükleri kezzapla daha şididen görevlerini nasıl layıkıyla yapacaklarını kanıtladılar bile. o kadar mutluyum ki. siz de duyabiliyor musunuz ötüşen kuşları?!..."
doğru ya da yanlış insanların şaşkınlık ifadelerine anlam veremediğim haber.ne yani bu ülkede din kisvesi altında kimseye kezzap atılmadı mı yani ? nedir bu şaşkınlık ? 90lı yıllarda içinizde doğu illerin birinde lise okumuş bir insan yok mudur ? hizbullah'ın bu ülkenin başına dert olduğu yıllarda haftada 4-5 kızın yüzlerine varıncaya kadar kezzap atıldığına hiç "şahit" olmadınız mı ? ya da bir kız öğrencinin bacaklarına satırla saldıran kendilerine allahın askeri diyen dinsiz köpeklere hiç rastlamadınız mı ?
ya rastladınız ama söylemek işinize gelmiyor ya da rastlamamış olmanın verdiği saflıkla görüş belirtiyosunuz.bırakın bu "ortalığı karıştırmak isteyenler işi" safsatalarını.
ha bir de şunu öğrendik bugün.bir haber yalanlanıyorsa o haber yalanmış.o değil de aklıma tarihte bir gün sabah saatlerinde ,fenerbahçe resmi sitesinden "tümer metinle ilgilendiğimiz yalandır" diyip öğlen "tümer metinle anlaşma imzalandı" diyen fenerbahçe kulübü geldi.demek ki neymiş ? örnek verirken tek taraflı örnek vermek konuya bakış açısının nasıl tek taraflı olduğunu da bize açıkça gösterirmiş.
haber doğrudur ya da yanlıştır.zerre kadar ilgilenmiyorum.tek bildiğim bu tür olaylar olmuştur , oluyordur ve olacaktır da.
yalan haberdir.aşağıdaki açıklamalardan biriyle yalanlanması an meselesidir:
a)kızlar dikkat çekmek için bacaklarına yakıcı madde sıkıp yarım saat arayla ortaya çıkmışlardır.ilköğretim çağında da olsa kadın şeytandır malum.
b)sözkonusu kişilerin kızların bacaklarına yönelik söyledikleri laf atma değil, aslında iltifattır, öyle değerlendirilmelidir.
c)doktorların ve polisin canı sıkılmaktadır, olayı onlar uydurmuştur.
d)ellerindeki yakıcı madde ve püskürtme düzeneği ile kızları taciz peşinde görünen gençler annelerinin siparişi olan tuzruhunu alıp bakkaldan eve dönen çocuklardır. alt tarafı bir kaç damla tuzruhu yanlışlıkla sıçramıştır.
edit: bu giri hiç bir giriye cevap olsun diye yazılmadığı gibi, cevap verilsin diye de yazılmamıştır. üzerine alınıp köpürmek isteyenlerin kendi bileceği iştir.
kişisel suçları tüm topluma mal etme anlayışındaki kişilerin mal bulmuş mağribi gibi saldırdıkları olaydır. tüm doğan medya grubu haberleri gibi 1 hafta beklendikten sonra yorum yapılması gereken olaydır ayrıca. hurriyet internet sitesinin haberi veriş tarzı habere çok sevindiklerini gösteriyor. "flaş...flaş..flaşşş.." başlığı altında işlemişler konuyu. ulan bunun neyi flaş, melekette her gün duyulan 3. sayfa haberlerinin bir benzeri işte. bunun flaşlığının nerden geldiğini hepiniz gibi ben de biliyorum. anayasa değişikliği ile bu haberi ilişkilendirmişler, ordan geliyor.
alman neonazilerinin birkaç yabancıyı vahşice yakması almanya'nın faşizme doğru yol aldığını göstermediği gibi bu olaylar da bizi şeriat devletine götürmez. kişisel suçlar tarih boyunca olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. olayın faillerinin yargı önüne çıkarılıp hak ettikleri cezalara çarptırılması en büyük dileğimiz. mağdurlarına geçmiş olsun.
çok düşündürücü ve sinir bozucu bir olay. diğer yandan fanatik ulusalcılar gibi katı bir determinizme saplanıp, "bak bak iran'da da böyle olmuştu bizde de oluyor" demek gülünç. iran'ın iç dinamikleri bizimkilerle aynı değil. çocukluğumdan beri kimi şehirlerde yaşanan kezzap hikayeleri anlatılır durur. küçükken bile annem etek giymemi istemezdi. ben 26 yaşıma geldim, şeriat gelmedi. diğer yandan toplumda bir muhafazakarlık/gericileşme (bana göre ikisi de aynı kapıya çıkar) olduğu ve bunun şimdilerde ivme kazandığı doğru. ama bu ivme akp hükümetinin icraatından çok, onlara karşı sağlıklı bir toplumsal muhalefet geliştirilmemesinden kaynaklanıyor bana göre. darbe çağrılarıyla, yasakçılıkla, çoktan içi boşaltılmış (bir cunta tarafından) laikliğin gardiyanlığına soyunmakla falan olmuyor bu işler. ateşli laikçilerimiz, siyasal islamcı zihniyetle değil özel olarak türbanlı kadınlarla uğraşıp ortalığı gerdikçe elbette karşıtları da gemi azıya alıyor. etki-tepki meselesi. her iki taraf da birbirinden beter. ve fakat muhalif görünen kesim laikçiler olduğu için onların sakatlıkları daha çok gözüme batıyor. bu ülkeye şeriat kolay kolay gelmez ama bu işin sonu yine de iyi değil.
"kezzap atılan öğrenci fotoğrafları için tıklayın"
haberin içine böyle bir link yerleştiren gazeteyi savunmadığınız kalmıştı. o da oldu. iki kızcağız insan değil onların gözünde ama sizler için bir şeyler ifade edebileceklerini düşünmüştüm. yanılmışım. tetikte mi bekliyorsunuz anlamıyorum ki? böyle bir haber çıksa da biz de elâleme giydirsek diye. biraz sağduyu efendim. tek ihtiyacımız bu..
ilginç bir şekilde bazı kesimlerin üzerine örtme çabsı içersine girdiği bir eylem olarak da çıktı karşımıza.
belki de birkaç abazanın yaptığı münferit bir olaydır bilemeyiz. ama bir şey biliniyor ki bu ve buna benzer olaylar bu toplumun bilinçaltına bir korku olarak yerleşmiş ve de zamanla toplumsal bir vehim yaratmıştır bu korkular. şimdi bu tip vehimlerin oluşmasına sebep olanlara çatmak yargısız infaz mıdır, sağduyusuzluk mudur? daha birkaç sene öncesine kadar aczmendilerin elazığ ve malatya'da; hizbullahçıların batman ve diyarbakır'da benzer şeyler yaptığını insanlar hatırlıyor. yine kısa etekli öğrencilerin bekaret kontrollerine gönderilmesini de yaşadı bu toplum... tüm bunlar yaşanmışken ve de yaşanıyorken sağduyu sanırım vehim sahiplerinden daha ziyade kendini toplumun ahlak bekçisi olanlara salık verilmelidir.
sebebi her ne olursa olsun eylemin adı bile vahşicedir. yani bu kızların ayağına çay dökülmemiştir "kezzap atılmıştır!" eylemin adı bile sıradan bir sıvı dökülmesi olayından farklıdır. türkçe'de çay için döküldü denirken; kezzap için atıldı fiili kullanılması da tesadüfi değil gibi ve bu da olayın vehametini katlar mahiyettedir. bu bile sağduyunun toplumun her kesimi için bir temenni olması gerektiğinin en güzel kanıtı olsa gerek.