• görseller

    • kısa öykü denemeleri
    • kısa öykü denemeleri
  1. bir ölüyle tanıştım bugün, saçlarının boyası akmıştı. gülüyordu şaşkın şaşkın.

    bir tane sigara istedi benden. ateş de isteyecek diye geçirdim içimden. hiç sevmem halbuki cebimden çakmak çıkarmayı başka birisi için. bazen iğrenç biri olurum. aksi, huysuz, her şeyden rahatsız.

    sigarasından bir nefes aldı. seni tanıyorum dedi. yüzüne bile bakmadım. yaşlanmışsın dedi. öyle dedim. keşke bende yaşlanabilseydim dedi. öyle deme dedim ölmek yaşlanmaktan her zaman iyidir.

    ben çürüdüm bu evrende.

    sigarası bitti. haklısın dedi. gitti.

    sabah güneş yine doğmuş, evin yakınlarındaki okulun zil sesiyle uyanmıştım. tuvalete gittim. bi an için uyanmak gerektiğini düşünmüştüm.

    gidip hemen geri yattım. hemen uyumuşum.
  2. ağzından doğan kelebeğin ilk kanat çırpışındaki rüzgarın eştirdiği ürpermeyle dolmuştu daha çok..mutlululuk değildi yükselen,rengarenk oyunlar bu kez bozuyordu düşlerin ilk inanılmak istenmişliğini.garipti..hiçbirşey aynı değildi.herşey doğaya aykırılaşıp,kendi aşinalıklarını oluşturmuştu.kendinden çıkarsa rüzgar felakete dönüşecekti,biliyordu..ilk aymazlığı yaşayacaktı iste,ilk kendindeki kendinden çıkışını,ilk tutarsızlığı ve boşvermişliği.kelebek öldü.ürperme sondu ve herşey olması gerektiğiydi..
  3. yolculuk

    - pardon, 1986 otobüsü buradan mı kalkıyor acaba?
    + bu geleceğe gidiyor. geçmişe gidenler için yolun karşısına geçin.

    ...

    + hoş geldiniz. yolculuğunuzun kolay yada zor geçmesi tamamen size ve yaşanmışlıklarınıza bağlı. belirtmek isterim.

    - mola verilecek değil mi? bazı yılları mola vermeden geçebileceğimi zannetmiyorum.

    + maalesef, ancak 1986’ya vardığımızda inebilirsiniz. yol boyunca sıcak anılarınıza
    sarınarak ısınmaya çalışın. belki etkisi olur.

    -umarım olur.
  4. yerinden kalkmak istemiyordu, zorunlu hissettiği için kalkıp yavaşça tuvalete gitti. ilk beş saniyede insanların sidik torbasının neden daha büyük olmadığını, ikinci beş saniyede işemenin başlıbaşına çok mantıksız bir iş olduğunu düşündü; son beş saniyede tüm fikirleri gibi bunları da tuvalete akıttı...
  5. korkuyordu. küçük bir çocuk gibiydi.oysa ki kocaman bir adam olma derdindeydi. yürüdü.
    silik, siyahlar içinde bir kadının farkına vardı. yaklaştıkça görkemli bir bedene merhaba diyordu gözleri. daha bir sokuldu. ürkek , korkak tavrı kadının kokusunu duydukça hayranlığa ve merağa dönüştü. kadın hoşgeldin dedi. ben de seni bekliyordum. adam kocaman açtı gözlerini.kadın sarıldı, öptü adamı daha o anlamadan.adam anımsadı bu anı. ilk öpüştüğü, sevdiği kadının dudağını...
  6. hayatında anlatımını süsleyecek kadar dahi bir güzellik yoktu hayatında. kendini acındıracak kadar bir kötülük de yoktu, onun gözünde. belki çok önceden yaşayamadığı bir anısı olabilir ama anlatmaya değmeyecek bir şeydi. zaten o anısının hikayesinin özeti olan bir şarkı vardı. gül güzeli...
  7. nasıl başladığı anlaşılmayan fakat zamanla inanılan.
    her yeni güne sevgi sözcükleri ile başlanılan. göz kapanışlarında ise sanki ayrılığı yaşanılan.

    biliyordu kadın bunun sonunun olacağını, fakat öyle büyük tutku ile bağlanmıştı ki sorgusuz sualsizce gitmişti ona.
    bir boşluğun içinde kaybolurcasına testlim etmişti kendini. yaşadıklarına aldırış etmeden, çevresindekileri kırıp dökercesine gidiyordu hep yanına.
    hiçbir şey düşünmüyor sadece onunla olmak istiyordu.
    adamın düşünceleri de belliydi bu anlarda, o da sadece kadınını istiyor sadece onu arzuluyordu.
    bitmek bilmesin istiyorlardı birlikte geçirdikleri saatleri. zaman uzadıkça uzasın, hatta dursun dünya ve bir tek onlar kalsın istiyorlardı.
    bitmesin sevişmelerimiz, günler, aylar sürsün ve biz bıkmayalım tenlerimizden diyorlardı.

    sevgilerini doyasıya yaşamayı isterlerken bir anlaşmazlık yaşandı aralarında.
    uzunca bir süre sürdü bu durum.
    kadın kendini yedi bitirdi, elden ayaktan düştü.
    her güne ağlayarak uyandı, her yüze buğulu gözlerle baktı.
    ve savaştı, savaştıkça daha tükendi. çünkü gelmiyordu sevdiği.

    bir gün uyandı ve yolunda gitmeyen şeyler olduğunu fark etti, o an toparlandı ve düşünmeye başladı.
    ona ait bir parça vardı içinde ve ondan kurtulmalıydı.
    ne kadar sevse de bunu yapamaz onun çocuğunu dünyaya getiremezdi.
    düşündü günlerce kafasını kaldırmadan düşündü ve geri dönüşü olmayan yola bir adım attı.

    doktorlar geç kalındığı için tehlikeli olacağını söyledilerse de kadın vermişti kararını öldürecekti bebeğini. ondan kalan tek canlı parçasını yok edecekti.
    10 şubat günü yeniden gitti sevdiğinin yanına, içindeki parçasıyla birlikte son kez sevişti onunla gözyaşları eşliğinde. son kez dokundu tenine. çünkü biliyordu bebeğini öldürdüğü gün onu da öldürecekti.
    sevgisi bitmeyecek ama bir daha görmeyecekti, dokunmayacaktı.
    13 şubat sabahı gitti ve aldırdı bebeğini.
    uyandığında ise 14 şubattı.


    not: anlatmış olduğum bu hikaye gerçek olmakla birlikte şahsın isteği üzerine yazılmıştır.