eski yeşilçam filmlerinde alev olup yanmış bir istektir bu. bazen, ağzı süt kokan pastoral yazılarda en olmadık anlarda karşımıza çıkar, "oysa ki hakan, kırık bacağı olmasa, kırlarda koşabilmeyi dilerdi.." gibi bir cümleyle. bizse, bu cümleyi okuyup hakan'ın ruh durumundan ve isteklerinden endişe ederiz, en azından ben kesin ederim. bununla birlikte bu başlığı açma amacım hakkında en ufak bir fikrim yok, kırda koşmayı istediğimi de hiç sanmıyorum. hasta ruhlu bir 21. yüzyıl insanı olarak kaldırımlar üzerinde mp3 çalarımla dalgın dalgın nereye gittiğimi bilmeden yürümek benim için yeteridir.