türkiye iran olmayacak başlıklı girisiyle beni düşündüren ve düşündükçe hayretlere gark eden şahsiyet.
yazar mevzu bahis edilen girisinde 4. murad dönemindeki alkol yasağını, osmanlıdaki şeriat nizamı üzerinden okuyor.o dönemde alkol,kahve ve türevi kalemlerin yasaklanması minvalinde onun takipçisi bugünkü zihniyeti yeriyor. tüm bunları yaparken o dönemde kahvehane ve meyhanelerin ülkenin siyasi-toplumsal gündemlerinin tartışıldığı yegane
kamusal alan lar olduğu gerçeğini yadsımakta da beis görmüyor. bu kamusal alanların, muktedirleri tedirgin eder mekanlar olduğu gibi bir tarihsel olgudan da bihaber olsa gerek. yoksa 2. charles ın 1675'te ' hükümete karşı kötü fikirler, yalan iddialar besleyenlerin mekanı' diye niteleyerek kahveleri yasakladığını da bilirdi.
diğer yandan iranın anti-emperyalist duruşunu da salt dış dinamiklere bağlayarak kolaycı ve ezberci türk aydın solunun hastalığının kendisine de sirayet ettiğni haykırıyor bizlere. hiç gerekçe göstermeden iran anti- emperyalse amerikanın, emperyalizmin parmağı vardır herhalde deyip sıyrılıyor. çok kolay ikna ediyor; ya da öyle zannediyor. kendi deyimiyle basit güçlüdür, doğrudur da; bilgi de sorumluluk yükler.herşey bu kadar basit değil, biraz daha sorumluluğa davet ediyoruz...