kıllık 

adana çık aradan

  1. içine kıl konulan kutu...
    (scar, 10.03.2004 00:32)


  2. küllük gibi bişey...
    (scar, 10.03.2004 00:32)
  3. adam şehirlerarası yolda ilerlerken arabası arıza yapar.
    arabasını tamir edemeyince etrafa bakınmaya başlar ve az ilerde bir manastır görür.
    kapıyı açan rahibe yardıma ihtiyacı olduğunu anlatır.
    rahip, kendisine memnuniyetle yardım edeceklerini söyler.
    adama yemek ve yatacak yer verirler, arabasını da tamir ederler.
    adam gecenin ilerleyen saatlerinde garip ama çok güzel bir ses duyar.
    etrafa bakınır ama sesin nerden geldiğini bulamaz ve uyumaya devam eder.
    ertesi sabah kahvaltıda rahibe, dün geceki sesin kaynağını sorar.
    rahip önce inkar etse de adamın ısrarı sonucu güzel sesi kabul eder ve şöyle der:

    - sana bunu söylemem imkânsız çünkü sen bir rahip değilsin!

    adam nasıl rahip olabileceğini sorduğunda şu cevabı alır:

    - dünya üzerinde kaç tane kum tanesi olduğunu bulmalısın, tüm dünyayı gezmelisin.

    adam bu cevap karşısında yılgınlığa düşse de büyüleyici sesin sırrını çözmek için kabul eder.
    tam tamına 35 yıl sonra yaşlı bir adam olarak aynı manastırın kapısını çalar.
    kapıyı açan aynı rahip, artık başrahiptir.
    adamımız şöyle der:

    - doğru cevap 73.487.448.325.082.721!

    başrahip adamı içeri davet eder. sohbet ederek akşamı ederler.
    gece uyurken aynı sesi duyan adamın gözleri dolar ve ağlamaya başlar.
    en sonunda sesin kaynağını öğrenecektir.
    sabah kahvaltısından sonra başrahiple buluşur.
    vaaz kürsüsünün altındaki gizli geçitten geçerler.

    karşılarına siyah bir kapı çıkar,
    başrahip siyah kapının anahtarını adama uzatır ve adam kapıyı açar.
    ardından karşılarına ahşap bir kapı çıkar.
    başrahip ahşap kapının anahtarını adama uzatır ve adam kapıyı açar.
    ardından karşılarına demir bir kapı çıkar.
    başrahip demir kapının anahtarını adama uzatır ve adam kapıyı açar.
    ardından karşılarına zümrüt yeşili bir kapı çıkar.
    başrahip zümrüt yeşili kapının anahtarını adama uzatır ve adam kapıyı açar.
    ardından karşılarına altın bir kapı çıkar.

    - bu son kapı! der başrahip

    siyah kapının anahtarını adama uzatır ve adam kapıyı açar.
    kapıyı açtıktan sonra karşısına çıkan büyülü sesin kaynağının... ne olduğunu size söyleyemem çünkü siz rahip değilsiniz!

    not: bu gereksiz giriyi buraya kadar sabırla okuyan okuyuculara selam eder, "ya rahipsem!" diyenlere sermet erkin'in gösteri biletlerini veririm
    (mavio, 06.07.2005 19:01 ~ 19:04)
  4. (bkz: kolluk bende kıllık bende)
    (fempusay, 06.07.2005 19:04)
  5. en iyi yaptığım şey.
    (hattorihanzo, 12.04.2006 14:52)
  6. hakedene yapılır. mesela şu sakarya*'daki pastane var ya, hah işte oranın işletmecisi olacak dingile yaptım ben kıllık.

    olayımız da basit halbuki. bizim yeğen (yaş: 3) yaş pasta istemiş, ablam da beni aradı "gelirken al" dedi, peki dedim pasta alıcam eve giderken. gide gide bu dingilin pastanesine gittim, ne bileyim. bir dilim alacam, param yok, olsa yeğenimin canı sağolsun pastaneyi yağdırayım önüne ama, yok işte.

    1 dilim yaş pasta rica ettim, uzattı, baktım incecik bir şey. "ne kadar?" dedim, "5 ytl" dedi. cepte 7-8 bir şey var, pastanın üstüne anca bir de dolmuş parası işte. "eh madem" deyip aldım pastayı, bakıyorum herife. adam da bana bakıyor haliyle "ee?" dercesine. ben de "fiş" dedim, "fiş vermeyecen mi?". sanki sövmüşüm gibi davranmaya başladı dingilin evladı. açtı kasayı, içinden daha önce kesilmiş fiş çıkardı birkaç tane. bir de "bak fazlaca fiş veriyorum sana eheh" falan diyor. ulan yarrak vergi iadesi mi kalmış götüme mi sokayım 20ytl'lik fişleri? "olmaz" dedim, "yeni fiş keseceksin". bilinçli tüketiciyiz ya.. siktir lan sırf kıllığına yapıyorum. madem 5 milyon verecem, en azından tamamı bu hıyarın cebine gitmesin diye uğraşıyorum. adam homurdana homurdana kesti fişi, uzattı.

    yeteri kadar amacıma ulaştığımı düşünüyordum ama yine de doyamadım herife kıllık yapmaya. bi pasta daha alıp bi fiş daha kestirsem diyorum, para yok.. ne yapsam ne yapsam diye düşünürken, aldığım fişi adamın gözünün önünde yırtmaktan daha etkili bir ipnelik gelmedi aklıma. aynen öyle de yaptım. o minicik kağıdı 4 parçaya böldüm 2 milisaniyede. adam "noluyo amnagoyim" derken sağ eli masanın altına doğru meylediyordu, merdanenin ucunu görmemle kendimi otobüs durağında bulmamın arasında geçen süre de sanırım aynen 2 milisaniye falan olsa gerek.

    burada kıssadan çıkarılacak hisseyi de ben serivereyim önünüze, uçmayı bilmiyorsanız ipnelik yapmayacaksınız efendim. ..
    (gxix, 18.02.2008 12:16)