gündem
  1. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  2. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  3. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  4. · sözlük yazarlarının itirafları
  5. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  6. · kız arkadaşı behlül ve sawyer la yatakta basmak
  7. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  8. · ağladığını gizlemeye çalışmak
  9. · imza

kılıcı sahibine sunma ritüeli  

  1. öncelikle şöyle diyeyim..
    bu giri filmlerde dörtnala koşan atları,şövalye ilan edilmek üzere eğilen savaşçıyı ya da saçları charge ederken dalgalanan barbarı görünce ''fuckin epic!'' gibisinden efektler veren arkadaşlara ithafen yazıldı desem yeridir..

    şimdi direk kılıcı sahibine sunma hareketinden önce biraz kılıçtan konuşmak istiyorum ben;

    tarih boyunca kimlerin eline geçmedi ki kılıç..(klişe oldu girizgâh.. naapalım?*)
    onu sadece bir eşya olarak görenler, onunla yaşayıp hayatının savaşını onun için verenler , ona isimler verip mânâlar yükleyenler , caniler şövalyeler ve kimler kimler..
    her ne kadar kan dökme amacıyla araç olarak kullanılsa da!
    tarih boyunca adına destanlar yazılan amaçtır kılıç..
    bir büyüsü vardır..
    zifiri gecelerde aydınlığı getirenlerin elinde eski savaşçıların ruhunu,naralarını taşıyandır..
    aksi gibi durumlarda , sadece bir metal parçasıdır..

    kılıç sahibinde bulunması gereken belli erdemler vardır..
    merhamet adalet medeniyet şefkat gibi kavramların savunucusunun elinde can bulur bir kılıç..
    bir baron markiz dük vs değildir kılıçdar..
    sadece gönlünün en ücra köşelerinde bile haksızlığa adaletsizliğe ve kötülüğe karşı isyan bayrakları dalgalanan herhangi bir insandır kılıç sahibi..

    ebu cehilin de kılıcı vardı.. fakat hala dini çevrelerde cehaletin babası olarak anılmaktadır..
    ebu leheb de aynı şekilde.. tebbet suresinde lanetlenen ateş babasıdır..
    yezid ise türlü hilelerle , oyunbazlıklarla başa geçip ehlibeyte kıyan kişi olarak kazındı islam tarihine..
    asla muhammedin ordusundaki bir bedevi kadar değerli olmadılar..

    arthur, excaliburu saksonların acımasızlığına karşı kullandı başaramadı belki ama yine de kılıcı kayadan çıkarmaya sadece onun gücünün yetmesi burda sembolik bir şekilde bize kılıcın amaç olduğunu gösterir.
    selahaddin eyyübi , öldüğünde tek mal varlığı kılıcıydı.. bir tek kılıcını bıraktı eyyübi devletine ve mübarek kudüsü.. *
    aragorn, anduril nam'ı diğer elendili yine bir miras, bir veliahtlık üzre eline almıştı, bu sayede söz geçirebilmişti isildurun ordusunun artığı tövbebozan hayaletlere ..

    konuya dönmek gerekirse eğer ;
    müstakbel kılıç sahibi ortaçağ savaşçılarının habercileri ulakları yaverleri her zaman olmuştur..
    genellikle babasının bıraktığı yoldan yine aynı kutsal davaya hizmet etmek adına iletilir kılıç varislere bu sadık hizmetkârlar tarafından..

    diyelim ki 12. yüzyıldayız..
    gülziya haçlı saldırılarına karşı hicazı koruyan bir arap emirinin tek oğludur..
    iyi eğitimlidir at oynatmakta kılıç kullanmakta siyasette bayağı bir marifetlidir hatta şiir de yazar..
    gülziya babasının ölüm haberini alınca babasının mezarına gelir vasiyet ve töre gereği bir takım seremonilere katılır vs..
    cenaze akşamı el ayak çekilince yıllardır babasının yaverliğini yapan lebîb gülziyanın odasına girer..
    gülziya seslere uyanır ve yüzünü gizleyen örtüyü indiren lebibi görür..
    lebib kılıcı bir anda çeker gülziya yatağında geriler tereddüte kapılır sonrasında da kılıcı sahibine sunma ritüeli başlar..
    şöyledir..

    kılıcı sunan lebib yavaşça eğilir, saygısından gülziyanın suratına bile bakmamaktadır..
    tek dizini kırıp yere çökerken elleri yere paralel şekilde kılıcı ''kavramadan'' kabzası bir eline ucu bir eline gelecek şekilde sahibine sunar, verdikten sonra da geri çekilip ayakta el pençe divan durur..
    gülziya ağırlığını tartar ve sonra kabzasından ucuna kadar şöyle bir süzer babasının kılıcını..
    yadigâr hakkında bir kaç dokunaklı sözden sonra kılıcı kuşanır lebib eteğini öper sahibinin peşisıra o da ata atlar..
    kudüsü savunmak üzere konaktan çıkarlar emirlerindeki atlılarla..
    bu arada lebibin mizacı ; sivri yüz hatları, bilge bakışlar , yılların tecrübesini kanıtlayan kırışıklar..
    ve tabii ki de baş ve işaret parmaklarıyla sıvazlanan keçi sakalı..

    neyse konunun dışına bayaaa bayaa bi çıktım ama.. anlaştık sanırım..
    kılıcın asaleti önünde saygıyla eğiliyoruz!
    vee nazım hikmet'in bir şiiriyle son veriyoruz..

    ''yaralı bir atlı yuvarlandı atından.
    bağırmadı..
    gidenleri geri çağırmadı..
    baktı yalnız dolu gözlerle
    uzaklaşan atlılatın parıldayan nallarına..

    ah! ne yazık!
    ne yazık ki onaa..
    dörtnala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatamayacak
    beyaz orduların ardında kılıç oynatamayacak...''

    veee bir tane de ahmet muhip dranas'tan ;
    ''doğuda bir yurdu vardı ozanların,
    her gece uykumda bir nal şakırtısı;
    serüvenlerini anlatır şarkısı
    at üzerinde ölen kahramanların.

    egemen olduğu yer eski hanların,
    elden ele gök bir bayrağın yalkısı;
    havada yalın bir kılıç parıltısı
    korur düzenini geçmiş zamanların.

    yaşadım sanırım ben orda bir zaman,
    çıplak atlarda bir kadınla yan yana
    bozkırlar boyunca çıkmışız akına.''
    (strident, 08.03.2009 12:59 ~ 14.03.2009 16:47)
  2. (sulu köfte, 08.03.2009 13:03 ~ 13:16)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil