gün gelmiyor ki biz de edebiyatta yeni benzetimler görmiyelim sevgili birşeyler. orta asyada ikene daha bir sade daha bir yalın olan türk edebiyatı, horasandan bu yana geçen türk boylarının islamla beraber arap ve fars edebiyatındaki süslülüğü edebiyatına katıp ortaya karışık harmanlamasından çok güzel şeyler ortaya çıktı. kimisi unutuldu kimisi hala yaşıyor kendisisne nefes veren dudaklarda. orta doğuda aşka mistik bir anlam kazandıran bu göçlerden sonra edebiyat kendi kendini yeniledi ama aşk, ayrılık, hep işlenilen bir tema olarak kaldı. benzetmelerinin üstadı olan şairler yaşadı bu topraklar üzerinde.
ve yine bir benzetme ile karşınızdayız bugün:
kış oldum.
kendine has ayrılık şiirlerinde, türkülerinde rastlarsınız böyle güzel benzetmelere. boran olur kış olur sevdiceğinden uzakta iken türkoğlu. hep bu araplar yüzünden adamların romantizmi o kadar işlemiş ki vücuda çıkmak bilmiyor. aslında edebiyattan bihaber benliklerin bile şiirlerinde, nesirlerinde kullanacağı türden bir benzetme çünkü geçmişten gelen bir birikim var ortada. kış olmak, yarin ıscacık
* koynu düşünüldüğünde, ayrılıklarda kullanılması kaçınılmaz fiilerden biri. o koynun düşüyle gittikçe soğur insan yalnız hisseder kendini sonra da ısınmak için eline bir kalem alır yada kalemi ağzı olur ya yazar ya çığırır kış oldum diye. ve ortaya severek dinlediğimiz şiirlerimiz, türkülerimiz ortaya çıkar. kolay değil bir şiiri bir türküyü yazmak nice ayrılık nice zorluk gerekiyor bazen.