belki ilginizi çeker
  1. · gezici kütüphane
gündem
  1. · boylumlama
  2. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  3. · uludağ sözlük
  4. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  5. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  6. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  7. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  8. · ve inanılmaz bir pozisyon
  9. · ismail yk

kütüphane terbiyesi  

  1. kütüphaneden kütüphaneye değişse de dünya genelinde geçerli ortak davranış biçimleri.

    hemen bir örnek:
    kütüphanede yüksek sesle osurulmaz.
    (chete, 02.03.2005 13:36)
  2. odtü'nün kütüphanesinde kutsal bir mekan hissi vardır, özellikle üst katlarda. sessizliği bozan tek şey, kitap sayfalarından gelen hışırtıdır.

    boğaziçi'nin kütüphanesinde müze hissi vardır. sessizlik ve ingilizce uyarılar dikkat çeker. çalışma bölmeleri kitaplardan ayrıdır.

    itü mustafa inan merkez kütüphanesi, neden bilinmez, kutsal mekan hissi yaratmaz ve müze de değildir. alt katta toplu çalışma mekanları olduğu için ses zaman zaman rahatsız edici seviyeleri geçer. son yıllarda dizüstü bilgisayarlardan yayılan tıkırtılar da artıyor. üst kat sessiz ve sakin çalışmayı sevenlerin * ve çeşitli dergileri karıştırmaktan hoşlananların mekanıdır ve çok daha sessizdir, bir cami veya kilise havasında.

    kütüphanede düşüncelerin ve kitap defter sesinin dışında ses olmaması beklenir, bu bekleme takılıp kalan bir explorer kadar sinir bozucu olabilir.
    (chete, 02.03.2005 13:43)
  3. tiyatroda konuşan öküzlerle yarışan kimi öküzlerde, olmadığını açıkça gördüğümüz adap.
    (bkz: öküz)
    (bkz: göte götten başka ne denir hakim bey)
    (atlantis, 02.03.2005 14:37)
  4. son ses çalan cep telefonlarının, sahiplerinin bir yerlerine monte edilerek verilebilecek olan terbiye.
    (dedi ki normal, 02.03.2005 23:39)
  5. her kapıdan girene senkronize halde bakmayı da barındıran kurallar silsilesi.
    (estravanza, 10.10.2008 12:42)
  6. huzur olan tek ortamdır kütüphaneler.bulunulan her yerin adabına göre davranmak zorunlu olduğundan kütüphanelerde de ses çıkarmadan,huzuru bozmadan davranmak gerekir.
    (serpil barlas, 10.10.2008 12:45)
  7. yeni mustafa inan kütüphanesinde de görülebilen terbiyedir. toplu çalışma alanının ayrılması güzel olmuştur netekim.
    (silgi, 10.10.2008 18:09)
  8. fist of zen'in kütüphane ortamında geçen bölümlerinde bu terbiye dahilinde bile ne atraksiyonlar yapılabiliyor izlemek mümkündür.
    (rene, 10.10.2008 18:19 ~ 18:26)
  9. elbette sessiz olmak gerekir ama çalan en ufak telefon sesinde,en ufak konuşmada antipatik antipatik bakan adamlara demek gerekir ki:get a life!
    (darksideofthemoon, 10.10.2008 19:23)
  10. ne kitapla ne de terbiyeyle pek ilgisi alakası olmayan milletimde, olmasını beklemediğim davranış biçimi.
    (iyi vurur oralardan vuruyor ve tac, 10.10.2008 19:28)
  11. kütüphaneler, soluk almanızdan rahatsız olan kızgın teyzelerin, gözlüklerinin üzerinden size bakarak "şşşt" dediği mekanlar değildir. dolayısıyla kütüphane terbiyesinin öyle aman aman unsurları olduğunu düşünmüyorum. varlığından en çok rahatsızlık duyulduğuna inandığım iki şeyden sakınmanız, sizi muhteşem bir kütüphane centilmeni/leydisi yapmaz belki; ama en azından etraftan o meşhur antipatik bakışlar almanızı, fısıltılı küfürlerin belirtili nesnesi olmanızı ve en önemlisi insanları rahatsız etmenizi engeller. bunlar: gürültü ve pislik.

    pislik, nispeten daha az rastladığım bir durum olsa da oldukça rahatsız edici. kitaplıkların raflarının resmen talan edilmesi, tek seferde 30 tane filan kitabın masaya götürülmesi, alınan bir kitabın tamamen başka bir rafa konulması, çalışma masalarının pis bırakılması, ödünç alınan kitapların amına konularak iadesi kütüphanede pislik kavramının en şahane örnekleridir. bu durumu önlemek, insanları arkamızdan küfrettirmemek için izlememiz gereken en temel iki ilke: bulduğun gibi bırak(maya çalış) & pis bulduysan temiz bırak(maya çalış).

    gürültü ise, nasıl tarif edeyim bilmiyorum ama tam bir orospuçocukluğu yani. şu hayatımda darbecisidir, tecavüzcüsüdür, katilidir nice insan gördüm de bir insanı öldürebileceğim fikri aklımdan ilk defa kütüphanede çalışırken, iki masa ötede sokaktaki ses tonuyla konuşan insanları gördüğümde/duyduğumda geçti. şöyle şöyle yapın, şu kadar desibeli aşmayın gibi net kurallar konulmasına gerek yok kütüphaneler için. fısıltıyla konuşun, uzun konuşacaksanız bir zahmet koridora çıkmayı akıl edin, müzik dinliyorsanız dışarıya ses vermemeye dikkat edin filan yeter yani. hala bunların çok ekstrem kurallarmış gibi algılanmasını anlayamıyorum.

    kütüphanelerde, genellikle, ilk yaptığınız gürültüde gelip sizi uyarmazlar. o yüzden etrafınızdaki insanların size bakışlarını antipatik buluyorsanız "yea olm relakksss iki dk. nolcak biraz yüksek sesle konuştuysak." demeden önce biraz sessiz olmayı düşünün. kimse size telefonunuz bir kere tıkırdadı, biraz yüksek sesle öksürdünüz diye bakmaz. anlayın ki rahatsızlık veriyorsunuz.
    (twinkle, 11.11.2008 21:26 ~ 21:55)
  12. (ichgeheindaskino, 11.11.2008 21:27)
  13. mustafa inan kütüphanesinde fazlaca olmayan şeydir.
    sessiz olsun diye en üst kata çıksanız da, 2. kattan soraki boşlukta ses büyür büyür ve siz ne kadar kaçarsanız kaçın kovalar. öğrencilerin neden bu kadar kütüphane adabından yoksun olduklarını hala düşünmekteyim. kaldı ki bırak telefonun sesini kısmayı, bangır bangır çalan cep telfonuna cevap verip, gayet normal bir ses tonuyla konuşan; rahatsız edici "e kapat artık" şeklindeki bakışlarınıza aldırmayan, hatta bir de sanki suçlu benmişim gibi üfleyip püfleyen öğrenciler var. üniversiteye kadar gelip hiç mi kütüphaneye uğramamıştır, ya da hadi en kötü ihtimalle girişteki öküz kadar telefonlarınızı kapatınız uyarısının ucundan kenarından bir pay çıkaramamıştır bilmiyorum. bazen acaba üniversitede miyim ben dedirten hareketler ile karşılaşıyorum bu okulda ve yüzde doksanı nedense kütüphanede oluyor. kesinlikle gerekli bir şeydir kütüphane terbiyesi.
    (kraken, 11.11.2008 21:47)
  14. odtü kütüphanesinde olmayan terbiyedir. hatta odtülülerin kütüphanedeki davranışlarına bakarak kızılay veya ulus'ta ona buna laf atan sokağa tüküren insanlardan bi farkları olmadıkları anlaşılabilir. sesli çalışma kısmı olduğu halde inadına sessiz kısıma arkadaşlarıyla gelip fısır fısır - ama normal konuşma sesinden daha yüksek bir sesle- dersle ilgili konulardan tutunda yemek yeme veya çifleşme alışkanlıklarına kadar herşeyi konuşurlar. kütüphanede sessiz olunmalıdır ama bi iki cümle birşeyler söylendi diyede kimse ölmez. ama bu özürlü odtülülerin yaptığı bi iki cümledense "ee daha daha nasılsın abi" modundadır. öyle çok konuşup drama yaparlarki artık çalan telefonlara, elde telefon atlet misali güm güm diye dışarı koşanlara ve dışardan duyulmadığını sanarak kahkahalarla saçma sapan geyikler veya dedikodu yapmalarına hiç aldırmazsınız. kısacası ölümü gösterip sıtmaya razı ederler. bunun dışındaki sorunsa kitap ödünç alma terbiyesi ile ilgilidir. bazı kişicanlar ellerindeki kitap rezerve olduğu halde getirmemekte ısrar ederler.belliki birilerine lazım, bu kimsenin "cezası neyse öderiz kardeşim" le geçiştirebileceği bi durum değildir. bi de ödünç aldıkları kitaplara yaptıkları şeyler varki direk kitabı şişme erkek- kadın olarak kullanmışlar izlenimi verir. ayrıca kitapların heryerini çiziktirmeleri sayesinde.üst sınıftaki kişilerin nelerden yararlandıklarını bi bakışta farkedip ödevleri, araştırmaları daha kısa sürede tamamlamak mümkündür.
    (fluwn, 11.11.2008 21:50)
  15. kütüphaneye girince ilk önce görevli teyzenin eli öpülür. içerde bacak bacak üstüne atılmaz, kitapların sayfalarına attırılmaz.
    (busburak, 11.11.2008 21:52)
  16. yazılı ve genel bir kural olmasa da edindiğim tecrübeler sonucu en önemli kütüphane kuralım olmuştur. kütüphaneden internete girerken asla iç çamaşırı sitelerine girilmemeli çünkü etraftakilerin garip bir şekilde bakmalarına neden oluyor.
    (la fragola dolce, 18.12.2008 18:16)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil