ülkemizin her an içine sürüklenebileceği ve şu anda çoktan potansiyel olmuş bir tehlikenin değerlendirmesini, analizini yapmaz isek yarın öbürgün ne yapacağımızı düşünmek için vaktimiz kalmaz, her şey çılgına dönmüş kitlenin kontrolsüz eylemlerine bırakılmış olur.
konuşmayı ve düşünmeyi seçmek, anlayış için gereklidir.
bugün kimse kendini kandırmasın, ülkemizde ileride etkileri tesbit edilememiş gizli bir kamplaşma psikolojisi oluşmuştur. lakin ne devlet, ne de aydınlar gerekeni yapmamışlardır bundan ötürü de yarın öbürgün, kitleyi tetikleyen bir eylem yapıldığında, kitle yüksek bir yerden düşen çığ gibi hareket edecek ve akla ve mantığa göre değil duygularına göre davranacaktır.
korkum şudur ki, yarın öbürgün batılı bir istihbarat servisinin tezgahlayacağı çirkin bir planın sonucu ülkemizde iç savaşın cereyan etmesidir. eğer "istanbul metrosuna pkk bomba koydu, 300 ölü, 1000 yaralı" gibi bir olay cereyan ederse, o gün bu kamplaşmanın etkisini en ağır şekilde öderiz.
halk bilinçlenmeli ve fikirler konuşulmalıdır, zira fikirlerin olması gerektiği gibi konuşulmadığı, iletişim ve anlayışın olması gerektiği gibi cereyan edemediği toplumlarda sadece duygusallık üzerine kurulu eylem cereyan eder. bu da o topluma yıkımdan başka bir şey getirmez.
yapay da olsa, batının yarattığı da olsa, mevzu bahis bir kamplaşma azımsanamayacak ölçüde bilinçlere kazınmaktadır. korkum da bu kamplaşmanın durdurulamamasıdır. eğer durdurulmaz ise o vakit batılı istihbarat servislerinin gözünden kaçmayacak bir kozdur bu, onlara kendi elimizle verdiğimiz.
örtünmek üzerine kurulu toplumlarda vardır cinnet. konuşmanın ve tartışmanın olmadığı toplumların kendini ifade etme biçimidir cinnet. eğer bizler varolan bir gerginliği analiz ederek bu gerginliği sonlandırmazsak, anlaşamayan çiftler gibi cinnet geçiririz. vatanım ve ülkem adına bundan korkuyorum.
aşağılık kompleksinin bir tarifini mevzu bahis başlıkta kendimce yapmıştım , bireysel yaşamın anlamsızlaştığı yerde bunu daha anlamlı bir sembole çevirmek ve tüm bireysel enerjiyi buraya akıtmaktır.
(bkz:
aşağılık kompleksi/!skuba)
bunun ötesinde, aşağılık kompleksinden konuyla ilgili olarak anlamamız gereken "biz ve onlar"cılıktır. bu biz ve onlarcılık, tek bir tarafta kalmaz, her tarafa sıçrar. taraflara "biz" ve "onlar" mantalitesi yerleştiğinde de bu artık tarafların birbirlerine girerek
kitlenin toplu halde intiharına dönüşür.
bugün pkk'ya karşı türk, kürt beraber karşı çıkamıyorsak bunun altında nelerin yattığını sorgulamalıyız. zira aklı selim insanlar bunu sorgulamadığı takdirde uç fikir savunucularından milliyetçiler "kürtler bölücü" , etnik milliyetçiler ise "pkk ya karşı olan türkler faşist" yaftasını yapıştırabilmektedir pek ala.
benim idrak edemediğim, nereden çıktığı, gelişiminin ne olduğu halk tarafından anlaşılmayan bir örgüt olan pkk'ya karşı bölge insanının neden tam olarak karşı çıkmadığıdır. burada bir aidiyetsizlik sözkonusu ise o halde ciddi ama çok ciddi bir problem vardır. bu halkın devletle kavgalı olduğu anlamına gelir ve iletişimle ve bu iletişimin gereği ile sorun aşılmalıdır aksi takdirde pkk bitirilemez, bölge halkının desteği devam eder.
hadi bölge halkını geçtim, istanbulda görece rahat içinde yaşayan kürt kökenli insanların buna karşı net bir tavır koyabilmesini, türkün ve kürdün pkk'ya karşı net bir tavır koyabilmesini beklerim. lakin bu da tam olarak yok. inanmayanlar istanbul'un çeşitli semtlerinde bir tur atıp oranın insanları ile fikir alışverişi içinde bulunabilirler. hiç olmadı kürt kökenli insanlarla, komilerle bile konuşabilirler.
ben, kocası kürt , kendisi yarı kürt olan bir insanla konuştuğumda bölge insanının pkk'ya sempati beslediğini ve halkın içinde elini kolunu sallaya sallaya yürüdüğünü dinledim. ümraniye yakınlarında oturan bir komiden ise bölücü fikirli insanların liselerde oldukça yer ettiğini, mevzu bahis mahallelerde pkk'ya sempatinin olduğunu dinledim. konuşarak bunun özünde nelerin yattığını anlamaya çalıştım. aşağılık kompleksini söyleyen ben değil onlardı, örnekler çoğaltılabilir.
ayriyeten aşağılık kompleksinden kastım, geldiği yerin geri kalmışlığını ve devletle olan kavgadan dolayı bireysel yaşamının çökmüşlüğünü mesele edinip bunu aşmak için savunmaya geçmek. bu her ne ise, benzer şekilde milliyetçililiği tanrısallığa çıkarıp bunun ardına sığınmak da aynı şey.
en özet olarak demek istediğim şey, kamplaşma her ne olursa olsun özünde aşağılık kompleksinden güç alır. demek istediğimin özü budur. bu kamplaşma fenerbahçe adına olabilir, mühendisler odası adına olabilir, türklük veyahut kürtlük adına olabilir, bilim adına olabilir, sanat adına olabilir, hayvanları koruma adına olabilir ama her şekilde bireyler kamplaşmaya yöneliyorsa, bireysel veyahut toplumsal bir aşağılık kompleksi, az veyahut çok mevcuttur.
türkiyede son 70'lerden sonra belirgin bir göç hadisesi olmuştur. bu göç hadisesi, beraberinde sosyolojik sıkıntılar da meydana getirmiştir ve zannetmiyorum kimse bunu yadsıyamaz. tehlike ise bu sosyolojik sıkıntılarla etnik kamplaşmanın bağlaşmasıdır, benim korktuğum ve tehlike dediğim de budur.
yani, kapkaç olayları ile, kürt mafyası ile, otoparkların çoğunun kürtlerin elinde olması ile, izmir olsun istanbul olsun bir çok yerde bazı işlerin kürtler tarafından yapılması ile , etnik ayrışmanın ve yarattığı mantalitenin bağdaştırılması, kolay kolay silinmeyecek izlere gebe bırakır bizi. işte bundan dolayı, tarafların neden böyle bir mantaliteye eğilim gösterdiği, insanların neye tepki koyduğu anlaşılmalıdır. aksi takdirde, anlayışın olmadığı yerde biriken enerji cinnet ile kendini gösterir ve bunun yaratacağı tahribat hepimizi bozar.
bunların ötesinde, bir kaç arkadaşımın yaşadığı bir hadiseyi örnek göstermek istiyorum. arkadaşlarım kadıköy'de bir pidecide dışardan sataşan bir grupla tartışmaya giriyor ve bunu pide salonunun sahibine söylüyorlar. aldıkları cevap ise "onlar benim toprahlım, onlarla kavga etmeyin". bugün bu topraklılık mantalitesinin bir birlik ve bütünleşme olduğunu söylemek yanlış olmaz. bu sadece mevzu bahis örneğe bağlı değildir. doğulu insanların yıllardır kabullenmiş oldukları(olmak zorunda oldukları) aşiret mantığıdır. bu aşiret mantığı, şehirde daha farklı bir biçime girmiş ve bir ağ oluşturmuştur. kürtlerin birbirlerini tutmasının özünde bu feodal mantık yatmaktadır. tehlikeye sebep olacak olan da, insanların bu mantıkla bölücülüğü bağdaştırarak karşı bir kamplaşmaya girmesi, ve bunun sonucunda diğer tarafın da buna tepki olarak daha da kamplaşmasıdır.
ifade etmek istediğim, en genel anlamıyla bunlardır. bunlar konuşulmalı, bunların sebep ve sonuçları analiz edilmeli ve anlayışa varılmalıdır. ne olan olayları "olmamış" olarak kabul edip "ırkçı" veyahut "bölücü" yaftaları yapıştırmayı seçmek kanaatimce yanlıştır, zira anlayıştan başka hiçbir şey bizi kurtaramaz.
edit: ne kimsenin yargılandığı, ne de kimsenin etkin kimliğinden ötürü aşağılandığı zuhur etmemiştir. buna rağmen mevzu bahis konu, bahis edilen ithamlara maruz kalmıştır.
varolan bir sıkıntıyı örtmek, bu sıkıntıyı ifade edenleri de 10. köye kovmak kimi zaman işe yarar. lakin cinnete doğru yelken açtığımız şu günlerde, böyle bir yaklaşım, meseleyi tabulaştırıp meseleyi ifade edenlere şut çekmek, son derece yanlış geliyor bana.
bir mesele varsa o meseleyi çözmenin en kısa ve net yolu, meseleyi analiz etmek, konuşulabilmek ve anlayabilmektir. bunun aksi davranış göstermek , sadece zamandan çalmaz, tahribat da getirebilir ki bu da korkulması ve sakınılması gereken bir durumdur.