hızla artan ama aslında olmaması gereken sebeplerdir.
çocukluğumda dedemlerin karşısında kürt bir aile otururdu hatırlıyorum. babaannem bunlara girip çıkardı. evin nenesi de bize gelip giderdi. kadın türkçe bilmezdi yani 3-5 kelime anca. babaannem de kürtçe bilmezdi. mukableye gelirdi babaannemlere. karşılıklı kuran okurlar dua ederlerdi. eve ilk gelen her yaşlıya yaptığım gibi elini öperdim. o benim yanaklarımdan öperken derin derin koklardı. çocuk sevgisi işte. insan ayırt etmiyor çocuk sevgisi.
o yıllarda tabi "kürt" olduklarını bilirdik ve aile içinde onlara "kürtler" derdik. bilmiyorum neden ama bizimkiler "kürt deme onlara" derdi. utanırdık onlara kürt demekten. onlar da büyük olasılık kendilerine "kürt" desek kızarlardı. hiçbir husumetimiz olmadı kısacası. bahsi geçen kardeşlik duygusu işte. en çok da yara alan kardeşlik duygusu.
ve şu son bikaç zamandır olan gelişmelerden sonra rahatlıkla tahlil edebiliyoruz ki:
bölünüyoruz, yıkılıyoruz, farkında değiliz.
suç birtek kürtlerde değil, türklerde de değil. akp ve dtp toplumun amına koydu. maalesef siyaseti yönlendiren bir toplum değiliz. siyaset toplumumuzu yönlendiriyor. ve bu siyasiler iyi niyetli değil.
daha önce gazete haberlerini ve dtp açıklamalarını okuduktan sonra
kürtlerin sevilmeme nedenleribaşlığına yazdığım giri benim açımdan durumu açıklar mahiyettedir. bu açıklamaların ardından sadece karşılıklı birbirimizin olumsuz yönlerine bakıyoruz ve artan bir ırkçılık sözkonusu. yani bu açıklamaları okudukça, pkk için sokağa yığılan kitleleri gördükçe ırkçılık katsayım artıyor. bazen "keşke hepsi birden gitse başka yerde yaşasa/keşke hiç olmasa/bunların üstüne bir bomba çakacaksın" diyorum. sonra düşüncelerimi gözden geçiriyorum, çok keskin buluyorum, yanlış yönleri arıyorum, buluyorum ve değiştiriyorum. ama bir sonraki pkk şakşakçılığında tekrar aynı hislere kapılıyorum ve tekrardan kürtlerden nefret etmeye başlıyorum. ve tekrar sakinleşip bunun yanlış olduğuna kendimi inandırıyorum. ve bu çok yorucu birşey. yoruluyorum ve bu olaylar devam ettikçe bozulan fikirlerimi, hislerimi düzeltmek daha zor bir hal alıyor. olumsuz duygularımı kontrol altında tutmakta zorlanmaya başlıyorum. önyargılar ediniyorum. duruma kendimi uydurarak cephemi seçip karşı taraftan nefret etmek gibi kolaycı bir yola başvurmak istemiyorum ama dediğim gibi direncim kırılıyor gitgide.
bu kendi gözümden, kendimin üstünde gördüğüm değişim. ve kürtlerde de durumun farklı olmadığını hatta çok daha fazlası olduğuna eminim. çünkü dtp kadar sivri söylem yapan bir siyasi parti yok. mhp onun yanında şeker. ve türkiye de hitap ettiği kitle üzerinde dtp kadar etkisi olan bir siyasi parti de yok. bundandır kürtlerdeki cepheleşmenin bendekinden kat kat fazla olduğuna inanıyorum.
kimsenin bu toplumu bu derece germeye hakkı yoktur. abd destekli ayrıştırma gerçekleşiyor. otoliz gibi aynı.
tekrarda fayda: bölünüyoruz, yıkılıyoruz, farkında değiliz.