yine kardeşlik barış edebiyatı yapmayacağım, zaten fikrimiz bellidir;
nefes alan kimsenin kimseden farklı olmadığı gibi ütopik bi şeye inanmış bulunduk bi kez.
kürt halkı,
dtpnin belirli bir plan dahilinde, önce partiyi kapattırıp sonra yerel seçimlerde bunun üzerine siyaset kuracağı belli iken, parti başkanı sayın öcalana yapılan en küçük bir ima bile kürt halkına yapılmış sayılır derken, partinin kadın milletvekilleri öfke ile şişirdikleri avurtları ve kan çanağına dönen gözleri eşliğinde
öcalan bizim irademizdir deyip güvenlik kuvvetlerini kolpa tehditlerine nesne yaparken, bir halkın çocukları en adi bir ajitasyonda ceplerine üç beş bi şey konarak ölümün kucağına atılırken, söz konusu partinin van vekili ne söylediğinin farkında olmaktan çok uzak olmaktan başka herhangi bir şekilde izah edilemeyecek bir halde ülkenin başbakanına açık açık soykırımcı ariel şaron benzetmeleri eşliğinde toprağımıza gelme diye söylenirken, bir başka vekil dağdakiler bu ülkenin en onurlu insanlarıdır derken inisiyatif alması gereken halktır.
bu taş atarken ölüme göz kırpan çocuklar bizi de üzüyor, öcalan bizim siyasi irademiz falan değildir, türk kürt laz ermeni süryani her kimse, herkes birbirinin canıdır diyen bir kürt halkı istemek çok hamasi bir istek midir?
ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını daha önce anlattım kendime göre aynen alıyorum
tarihsel süreç içerisinde ve birbirleri ile akraba olmadan yaşayan ulusların egemen ve emperyalist tek devlet çatısı altında yaşamasındansa kendi kaderlerini tayin etme hakkı olarak değerlendirildiği yani aslına uygun hareket edildiği müddetçe haklılığı su götürmez.
ancak geçenlerde, hesapta insan hakları bilmemne teraneleri arasında çaktırmadan "zaten öhem ehem uluslarında kendi kaderlerini tayin, öhem ehe yani güneydoğu yani eeee..." diyen birine denk gelince üzerinde düşündüm biraz.
bu ifade ile kast edilen, güneydoğu ya da doğu anadolu adı arkasında şüphesiz perde altı bölücülüktür
ancak maksat ve kasıt birbiri ile gündüz ve gece kadar uzak.
nasıl olacak?
uluslar derken bir uluslaştırma süreci yaşanacak besbelli ki; yani aynı topraklarda yaşayan birbirinden faklı ırklar, ayrı ırk evlilikleri bu evliliklerden doğan çocuklar vb her biri ayrıştırılacak ve salt ulus elde edilecek yani kaçınılmaz bir ari ırklaştırma sorunu yaşanacak
yine devamla hangi ulusa hangi kader tayini ya da ataması yaptırılacak?
mesela siirtte il merkezi genel olarak arapken eruh genel olarak kürttür
mardin ve midyat genel olarak arapken nusaybin genel olarak kürttür ve hatrı sayılacak bir süryani nüfusu vardır,
yine bölge özelinde ermeniler yezidiler vs
nasıl bir ayrıştırma ve nasıl bir uluslaştırma izlenecek merak ediyorum
annesi türk babası kürt olan çocuklar ile annesi kürt babası türt olan çocukların uluslaştırlması aynı paralelde mi olacaktır?
kendi açımdan bakınca bu topraklarda tek ulus vardır, o da türkiye halkıdır.
milliyet farklılıkları bu ulus olma bilincinin önüne geçen ve bu bilincin tökezlemesine yol açan engeller değildir; ancak milli kimlikler ırklar öne çıkartıldıkça birilerine "ben türküm dediği için ırkçılık suçlaması yapılırken biri ben kürtüm deyip yeri göğü inletiyorsa ya da tam tersi, hiç fark etmez; topal aksak ve kör bir sosyal yaşamın yolu açılıyor manasına gelir bu.
bu anlattıklarım türkiyede bir kürt sorunu olduğu gerçeğini hafife aldığımı ya da unuttuğumu göstermez -gerçi daha önce bu konularla ilgili bir kaç şey de yazmıştım- ancak meselenin ırkların öne plana çıkartıldığı, çaktırmadan bölücülük yapıldığı ve bu kör dövüşlerine alkış tutulduğu ortamda çözülemeyeceği aşikardır.
"istanbul ne kadar seninse o kadar benim" demek yeter sanırım.
diyerek ari ırkçılığı kürt türk defederek bu topraklarda yaşayan herkesi kucakladıklarını duymak istediğim halktır.