• videolar+1

  • görseller

    • kürtçe
    • kürtçe
    • kürtçe
  1. dört lehçesi bulunan hint-avrupa dil ailesine ait bir dil.kurmanci, zazaki, sorani ve gorani olarak ayrılır.bu toprakların bir gerçeği olduğu çok geç anlaşılan ve bu anlaşılamamazlık yüzünden birsürü insanın canına mal olan, asimilasyona uğratılmak için devlet eliyle türlü oyunlara girişilen ama yine de bu güne gelebilmiş ve alfabesiyle edebiyatıyla(bir devlet eliyle olmasa bile) sistematiğini kurmuş dildir.
  2. kürtçe'nin etimolojisini araştırmadan , yeterli donanımlı akademik birikimi ve yeterliliği olan kişileri bulmadan kürtçe eğitimin yapılmasının 29 mart eksenli ideolojik bir kömür fetişizminden öteye geçemeyecektir .

    aslında kürtçe eğitimin yaşama geçirilmesi için akademik kişilerden de öte ülkenin ve koşulların sosylojik ve piskolojik olarak incelenmesi bu konuya hazır olması gerekir . eğer ki bunun dışında popülist tavırlar ve yaklaşımlar içine girilirse sonumuzun iç karışıklığa doğru gideceğini görmek, söylemek beyaz küreye bakıp el avuşturup yorum yapmaktan daha zor değildir .

    ancak kürtçe eğitimin insalar üzerindeki etkisi üzerine bugün yaşadığım olayı anlatmak istiyorum . yorum sizin .

    bugün çalıştığım okula 1. sınıf öğrencimin bir velisi geldi . velisi çocuğun durumunu sorunca ben de " anlama güçlü çekiyor " dedim . bayrak diyorum , yıldızı gösteriyor gibi velinin anlayacağı şeyler söyledim .

    adamın bana verdiği cevap çok enteresandı :

    hocaaa devlet bile kürtçe eğitim verecek bi zahmet bırak türkçe'yi de kürtçe ders ver çocuğa , deyip gülerek oradan uzaklaştı .

    ağzımı açıp tek kelime edemedim .


    ankara'dan bol köpüklü oy vaatleri yapmak kelebeğin kanatlarından süzülen rüzgarın şiddetini şu süreçte belirlemesede insanların piskolojisini ankara'nın çok uzaklarında bozduğu kesin .

    aklıma gelmişken kürtçe eğitimin kamoyunda tartışıldığı bu dönemde dtp'nin sesini çıkarmaması size de enteresan gelmiyor mu ?
  3. bildiğiniz dildir bazı beyinsizlerin iddia ettiğinin aksine ... tüm dünya kabul etmişken , üzerinde araştırmalar yapılmış ve bir dil olduğuna kanaat getirilmişken üstelik yabancı ülke üniversitelerinde kürdoloji enstitüleri kurulmuşken burada neyin aksini iddia edebiliriz ?

    bazen de beyinsizin teki çıkıp ' kürtçe bir dil midir ? ' adında sözüm ona makaleler yayınlayabiliyor internette ... saçma sapan nedenler göstererek , basit insan edalarıyla ve kıt bilgisiyle yazılar yazabiliyor ...

    bir de o sözde makalenin altına girilmiş yüzlerce mesajı tüylerim diken diken okudum . 'kürtçe bir dil olamaz , oleyyy.' veya 'konuşmaları çok kaba , beni çok rahatsız ediyorlar.' diyenlere mi yanayım yoksa 'varlığı bile kuşkulu olan bir soya sahip olan bir topluluğun nasıl dili olabilir ki?' diye maksadı sadece soru sormak olan ve aynı topraklar üzerinde yaşadığı ırkı aşağılamak için büyük güçler sarfedenlere mi yanayım ?

    sözüm ona makalenin bulunduğu sitenin adresini veriyorum size. adı da ' bilgicik ' ... zaten adı gösteriyor ne olduğunu. ha bu arada kürtçe 8308 sözcükten oluşmuyor. bunu da söyleyeyim dedim.

    http://www.bilgicik.com/...

    e dit diiit : sözde makaleyi yazan kişinin kürtçe bilmediği de şurdan belli oluyor : 'benim bir elmam var.' cümlesini 'min sev heye.' şeklinde kürtçe'yi katlederek çeviriyor . dediği cümleyi bi kürt'e söylese , ona boş boş bakacaktır . oysa ki o cümlenin tam olarak kürtçe karşılığı şu : 'sêvekê min heye.'

    e dit diiit : link kırık. tamir edilmez umarım.

    e dit diiit : yine çalışıyor.
  4. bir erkek tarafından konuşulurken biraz kaba duran, bir kadın tarafından konuşulduğunda ise kulağa oldukça melodik gelen, ayrıca şahsi kanaatime göre türkçe kadar edebi olmamakla birlikte şiirlere ve şarkılara türkçe'den daha çok yakışan dil.
  5. polisle doğudaki gençlerin birbirine kaynaşması için yaptıkları dostluk maçında kürt bir gencin dayak yeme sebebi olan dil. olay van'ın muradiye ilçesinde yaşanmış. emniyet müdürlüğünden bir kaç polis -hani şu 1 mayısta yeri göğü inleten cerrah'ın askerleri- ve lise öğrencileri arasındaki dostluk maçında bi liselinin takım arkadaşına kürtçe ''bave lo'' yada ''bıde mın'' (at hadi yada bana ver) demesi yüzünden bu olay çıkmış. ya yaa bu kadar mühim sebep yani valla öyle. polis kürtçe pas isteğini duyunca ''sen misin ulan'' diyerekten bi kaç jop darbesi bi kaçta maçın verdiği hazla topa vurma niyetine kıça tekmeler savurmuş. maç sonucu mu dostlar? hemen diyeyim; 4 yaralı liseli var bi de polisimiz yaralanmış(vah vah) ve tabi kaçınılmaz olarak emniyet müdürünün ''üzücü bir olay ilgileneceğiz'' sözleri. daha çook ilgileneceksiniz siz anlaşılan.

    ahan da bu: http://haber.sol.org.tr/...
  6. kürt olduğum halde ana dilim olmayan dil. yaşadığım coğrafyadan ötürü türkçe benim ana dilim. annemin ve babamın ana dili bu dil. ama benim değil.

    annem de babam da doğunun bir köyünde doğmuşlar, orda büyümüşler. babam önce okumak için gelmiş istanbul'a. annem ise evlendikten sonra gelmiş. köyde yapacak bir şeyleri yok, göç etmek durumunda kalmışlar. zaten o dönemin koşullarında herkes aynı şeyi yapmak zorundaymış. şu an ise köyün nüfusu yalnızca 42.

    bizimkiler istanbul'a gelince biz orda doğup büyüdük haliyle. türkçeyle yetiştik. okulda türkçe öğrendik. ihtiyaç duymuyorduk kürtçe'ye, buna inanıyorduk. yalnızca anne babalarımızın evde konuştuğu kadarını anlamakla yetiniyorduk. zaten dilimiz de dönmüyordu artık bu dilin kelimelerine. yarım yamalak anlıyorduk sadece.

    böyle yetişti şu an 20li yaşlarında olan bir nesil. göçe zorlanan anne babalarının yerleştiği büyük memleketlerde eksiksiz bir türkçe öğrendiler. ana dilleri bu oldu. çünkü "dil birliği" denilen bir şey vardı ülkede. ülkedeki herkesle anlaşabilmek için bir dil birliğine ihtiyaç duyuyorduk ve bunun gereklerini yerine getiriyorduk.

    evet, ben de şu an ülkedeki herkesle anlaşabileceğimin söylendiği dili konuşuyorum. fakat bu ne yazık ki doğru değil. birçok kişiyle anlaşıyorum evet. ama babaannemle anlaşamıyorum. onun bildiği türkçe birkaç kelimeden ibaret. kışları istanbul'da, yazları köyde kalıyor. ve o yanımızdayken ben onunla konuşamıyorum. bana söylediklerini yarım yamalak anlıyorum. o da benimkileri.

    babaannem gibi köyün diğer büyükleriyle de konuşamıyorum. bazen bir kalabalık toplanıyor bizim köylülerden. eskilerin hikayeleri bol olur ya, anlatıyorlar. sonra bir kahkaha kopuyor, anlayanlar gülüyor. biz yeni nesil, suskun oturuyoruz. ya da birkaç kelimesini anladıysak tamamını anlamış gibi yapıp gülüyoruz. geçmişimizden koptuğumuzun farkında olmadan izliyoruz büyükleri.

    bizim onları da anlıyor olmamız gerekmez miydi? sözde herkesle anlaşıyorum, benim babaannemle de konuşabiliyor olmam gerekmez miydi?