|
|
- evrensel gazetesi'nin, özel keçiören hastanesi'nde ismi rojda olduğu için tedavi edilmeyen çocukla ilgili haberi.
haber şöyle:
"‘nefes darlığı şikayeti’ ile özel keçiören hastanesi’ne götürülen 14 yaşındaki rojda e’nin, isminin kürtçe olmasından dolayı muayene edilmediği ileri sürüldü. iddialara yanıt vermek istemeyen hastane yetkililerinin, rojda’nın annesini arayarak “zaten ortam gergin, bu tür haberlere gerek yok” dediği öğrenildi.
van nüfusuna kayıtlı 14 yaşındaki rojda e, burnunda et bulunduğu için nefes darlığı şikayeti ile 6 mayıs’ta annesi refiye e. tarafından özel keçiören hastanesi’ne götürüldü. rojda e, buradan muayene için kulak burun boğaz uzmanı a.s’ye yönlendirildi. iddialara göre odaya giden rojda, isimin kürtçe olması nedeniyle a.s’nin tepkisi ile karşılaştı.
‘bu ne biçim isim!’
kızı ile birlikte hastaneye giden refiye e, yaşananları şu şekilde anlattı: “kızımın ismi jojda diye kaydedilmişti. kızım da isminin düzeltilmesini istedi. doktor, ‘bu ne biçim isim?’ diyerek tepki gösterdi. ben önce, doktorun, ismi yanlış yazanlara kızdığını düşündüm. ama doktor tepkisini sürdürdü. ‘neden böyle bir isim konulmuş? annenin babanın yaptığı bu hatanın sıkıntısını ömür boyu yaşayacaksın’ dedi. nereli olduğumuzu sordu. daha sonra da kızımın kulağına bakarak ‘bir şeyin yok, estetik istiyorsanız bilmiyorum ama benim yapacağım bir şey yok’ diyerek kızımı muayene etmedi. kızımın bir hastalığı olmayabilir ama bunu anlaması için muayene etmesi gerekiyordu. zaten ismini okuyunca yüz ifadesi değişmişti.”
‘türkçe bilmek zorundasınız’
hastanenin sahibi ramazan aydın ile görüşerek olayı anlattığını belirten e, “ramazan bey, olayla ilgileneceğini söyledi ama ben bir şey yapacaklarına inanmıyorum” dedi. daha önce annesini götürdüğü numune hastanesi’nde de ayrımcılığa maruz kaldığını belirten e, “annem türkçe bilmediği için kendisi ile muayeneye girmek istedim. doktor, ‘nerede yaşıyorsunuz, türkiye’de yaşıyorsanız türkçe bilmek zorundasınız’ diyerek annemi muayene etmemişti. kızım yaşadığı sıkıntıdan etkilendi. okula gitmek istemiyor. annem türkçe bilmediği için devletin hastanesinde tedavi olamıyor, özele gidiyorum, kızımın ismi rojda olduğu için muayene olamıyorum. o zaman kürtlerin muayene olabileceği bir yer göstersinler, oraya gidelim” diye konuştu.
hastane yetkilileri sessiz
iddiaları sormak için aradığımız özel keçiören hastanesi’nin sahibi ramazan aydın, bütün ısrarlara rağmen telefonumuza çıkmadı. aydın’ın sekreteri kendisine ulaşamadığını iddia ederken, hastaneyi aramamızdan sonra refiye e’yi arayan aydın’ın, “zaten ortam gergin, bu tür haberlere gerek yok” dediği öğrenildi."
http://www.evrensel.net/...
- hipokrat yemini mi o da ne ola kidiye soran kimi doktorların son icraatlarından biri daha.
karşısına gelen hasta her kim olursa dahi insan olduğu unutularak yaklaşanların davranışları. türbanlı doktorumuz erkek hastaları tedavi etmez, biri ideolojik nedenlerden ötürü beğenmediği kişiyi tedavi etmez. karşısına gelen insandan önce erkek, insandan önce başka etnik kökenden biri vs. vs. belki de böyle durumlara şaşırmamak gerekiyor. ne de olsa halktaki genel bir kanının yansıması bu doktorların davranışı da.
bir de kübalı doktorlar var, sınır tanımayan doktorlar var meslektaşları; hatırlatmak lazım.
- haberin kaynakları şöyle çıkıyor;
www.kurdshow.com
www.gundemonline.com
www.zaphaber.com
www.diclehaber.com
www.ozgurtutsak.com
www.yeniozgurpolitika.org
ve nihayet 2. sayfadan
www.evrensel.net
- tek bir olay üzerine yapılmış yanlı haber. hangi haber tarafsız yapılıyor ki canım ülkemde o da ayrı mesele. tek taraflı ve yanlı olduğunu düşünmemin nedeni ise; özellikle doğu/güneydoğu anadoluda sıklıkla karşılaşılan kütçe isimlerle tedavi yapılmıyor olsaydı, bu bölgelerdeki devlet, özel ve üniversite hastaneleri sinek avlardı. oysa ki her biri dolup taşıyor ve her hasta ile imkanlar ölçüsünde ilgileniliyor.
- hastane yönetimi ve doktor hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulan olay.
bazı yazarların, olayın gerçek olduğundan kuşkuları bulunmadığından, hastanenin yaptığı rezilliği savunamayıp çareyi kaynaklara bok atmakta bulması da ilginçtir.
evet malesef ülkemizde böyle haberlerle ancak "her haberinin arasına demokrasi, özgürlük, hak, iş, emek v.s. gibi kavramları da katmayı ihmal etmeyen" gazeteler ilgileniyor. diğerlerinin muhabirleri o sırada seda sayan'ın kıçında dolaştığı için zamanları olmuyor galiba bu tür haberler yapmaya.
keşke onlar da bu tür haberler yapsaydı da onların linkini de ekleseydik haberin altına.
edit: bu giriyi yazarken "tek bir olayla ilgili yanlı haber" diye komik ötesi bir giri yazılmış ki; yazabileni tebrik eder ve sorarım;
böyle bir şeyin haber olabilmesi için en az kaç kişinin hastane kapısından döndürülmesi gerekiyor?
pes artık pişkinliğin bu kadarına..
- yapılmışsa yapan, yapılmamışsa yapıldığını iddia eden ve her iki durumda da bu olayı propaganda vasıtası olarak kullanan suçludur. suçu ispat edilmedikçe zanlının suçsuz sayılacağı evrensel hukuk kaidesinden yola çıkarsak bu haberi hurriyet de verse iddiadan öteye geçmeyen bir olaya kesin gözü ile bakarak yangından mal kaçırır gibi sağa sola saldırmanın, ajitasyon yaparak böyle şeyleri koz olarak kullanmanın alemi yok.
özellikle belirtiyorum ki yapılmışsa eğer, tasvip edilecek tarafı yoktur; ama sırf böyle bir iddia için 2. sınıf azınlık bir vatandaş havasında duygu sömürüsü ayaklarına yatarak dezenfermasyon yapmak yanlış.
operasyon sonrası pkk'lıların dağda yavru ayıyı biberonla beslemesini haber yapan kaynak ne kadar iyiniyetli ve objektifse bu haberi tek taraflı sunanlar da o kadar gerçeğe yakın.
yoksa cerrahpaşa'da başörtülü diye, başka bir yerde doktor başörtülü hasta erkek diye ve burada şu veya bu sebepten yapılan insanlık dışı eylemlere sahip çıktığımız zinhar sanılmasın.
- "kürt" kavramının ve kimliğinin kabullenilmesi için 30 bin insanın ölmesi gereken bir ülkede çok da eleştirilmemesi gereken bir olaydır.
- hürriyet, milliyet, sabah, posta gibi gazeteler haber yapmadıklarından dolayı gerçekleşmemiş sayılabileceğini öğrendiğimiz acı olaydır. tabi ya, başkası haberi verdi diye yanlı haberdir. yukarıdaki gazeteler zaten her gün %100 tarafsız haberlere imza atıyorlar, dünyanın en saygın medya kanalları, öyle değil mi? internet sitelerinin tamamına yakını seksi fotoğrafları için tıklayınız formatında olan bu gazeteler yazıyorsa var, yazmıyorsa yok öyle birşey.
bir insanın ismine hakaret edildiği, isminden dolayı alması gereken sağlık hizmetinden de mahrum edildiği böyle acı bir olayda bile birileri çıkıp bu rezilliği yapan doktor kılıklı aşağılık yaratıkları korumuyor mu? işte orada kan beynime sıçrıyor. suçu ve suçluyu övmenin ne zaman önüne geçilecek merak ediyorum, yuvarlanıyoruz bir uçurumdan aşağıya, farkında değil bazılarımız.
ha bu arada unutmadan:
(bkz: rojda nın fotoğrafları için tıklayınız)
- hastanenin vizyonu, misyonu cartı curtu.
(bkz: çelişki)
1- vizyonumuz:
özel keçiören hastanesi; türkiye’de ve çevre ülkelerde tercih edilen, zamanında, kapsamlı, kaliteli, ekonomik sağlık hizmetleri sunan ve sağlık bilimlerinde uzmanlık eğitimi veren, araştırma yapan seçkin bir merkez olarak bilinmelidir.
2- misyonumuz:
özel keçiören hastanesi; en yüce varlık olan insan için vazgeçilmez “yaşama hakkı”na sağlıklı bir ortam hazırlamak ve tıp biliminin gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla;
a. modern ve son teknoloji ürünü tıbbi cihaz ve donanımla teçhiz edilmiş deneyimli ve liyakatli hekimler ve sağlık personeli ile; kapsamlı, kaliteli ve ekonomik sağlık hizmetleri sunacak,
b. insana değer veren hekimler ve sağlık personeli yetiştirecektir.
3- ilkelerimiz:
a. hasta haklarına saygılı olunacak, hastaların ve hasta yakınlarının memnuniyetine önem verilecektir.
b. hasta memnuniyetini sağlayabilmek için, hekimlerin ve diğer sağlık personelinin yaklaşımlarının önem taşıdığı unutulmayacaktır.
c. zamanında, tam, doğru ve ekonomik ücretle mükemmel sağlık hizmeti verilecektir.
d. çalışanların gerek kendi aralarındaki, gerekse hasta ve hasta yakınları ile ilişkilerinde; nezaket ve doğruluk kaideleri ile etik esaslara önem verilecektir.
e. çalışanlar sürekli eğitime tabi tutulacak ve liyakatli personelden kadrolar oluşturulacaktır.
f. hizmetlerin planlanmasında ve icrasında, daima hasta ihtiyaç ve beklentileri esas alınacaktır.
g. sürekli gelişimi sağlayabilmek ve uluslararası standartları takip edebilmek için devamlı ve mükemmel bir toplam kalite yönetimi sistemi uygulanacaktır.
h. çalışanların performansını yükseltmek ve verimliliğini artırmak için motivasyon artırıcı tedbirler sürekli uygulanacaktır.
i. üst yönetim; hastaların ve hasta yakınlarının memnuniyetinin sağlanabilmesi, nitelikli sağlık hizmeti verilebilmesi, üstün nitelikli kadro oluşturulabilmesi, devamlı ve mükemmel bir toplam kalite yönetimi sisteminin uygulanabilmesi, çalışanların motivasyonlarının artırılabilmesi amacıyla sürekli destek sağlayacaktır.
- görmeye alıştığımız "sırtını ideolojiye yasla" tarzı ajitasyon haberlerden biridir. yalnız bu sefer sözlüğün geniş kitleleri tarafından reddedilişinin/kabullenişinin sebebi, yayınlayan gazetenin haberi hürriyet veya cumhuriyet gibi "laiklik elden gidiyor!!1!!" kalıbına yerleştirilmesi yerine, "ezilmiş halkların nasırlı yumruğu:kürtler" şeklinde lanse edilmesidir. oysa ki, rodja e.'nin ismi ayçasu olsaydı "ayçasu başı açık olduğu için hastaneye kabul edilmedi, doktor abdestinin kaçabileceğini sebep gösterdi!! ayçasu e. daha sonra rte ananı da al git dedi" şeklinde olsaydı, haberin içeriğinde de birkaç başörtülü ebenin resmi işte özel hastanenin başörtülü doktorları!! ordu göreve!" diye manşetten verseydi, o zaman sözlükte şu an ben muhtemelen 295 numaralı giriyi giriyor olacaktım.
siz bu tür haberlerden henüz bıkmadınız mı bilmem imkansız, ama ben okulda müdüre kızan öğretmenin, hastanenin başhekimine kızan insanların (uğur dündar'ın testis haberi örneğindeki gibi (bkz: konya numune hastanesinde tesettür rezaleti) )ufak olayları abartması karşısında sorgusuz sualsiz, karşı tarafı dinlemeden elinde tuzlukla koşarak, "yalansa da sonradan birkaç ufak tekziple geçiştiririz zaten" diye haber yapan gazetelerin, taraf olmayı seçen haberlerine inanabilen saf insanlardan daha çok bıktım.
bu tür en fazla 3. sayfa haberi olabilecek ufak tartışmaların üzerine ideoloji sosu dökülüp manşetlere taşınması gerçekten komik.
bu olayın isimle veya etnik kimlikle alakası yoktur, eğer bir hadisede doktor varsa olay büyük ihtimalle paradır, böyle olaylar hergün ülkenin heryerinde yaşanmaktadır, gözünü para hırsı bürümemiş saygıdeğer yüce kişilikli doktorlarımız sağolsunlar.
komik dedim de, geçen günlerde yanıklar içinde oradan oraya koşturan ufak çocuk geldi aklıma, 230 ytl için daha donanımlı bir hastaneye sevkine izin verilmiyordu, zorla özel bir tıp(!) merkezinde tutuluyordu, çıplak bir şekilde acıdan kıvranıyordu. neyse ki onun adı da bohar veya peyman değilmiş canım.
- kefal gibi atlanıp oyuna gelinmemesini umduğum haber.tabanını tekrar kazanmak adına pekala pkk nın piskolojik harbinin bir parçası olabilir,zaten haber kaynaklarına bakılınca doğrular nitelikte.
peşin düzenleme:eksilemeyenin eli kopsun
- bu ülke alevi olduğu için dayak yiyen öğrenci gördü,
bu ülke, kürt olduğu için işkence gören gençler gördü,
kürt oldukları için mahallesi yağmalananları gördü...
şimdi kimse çıkıp da bu olayı "abartmışlar lan olur mu öyle şey pkkcı o yayın organları" demesin.
mınakoyim kanal d'nin, hürriyet'in vermesini mi bekliyorsunuz?!
- gayet doğal olan durum.benim ismimde arapça tedavi yok..türkçe olsaydıda olmazdı.ismin de tedavisimi olurmuş?
- bu ülkede birileri hala birilerinin gözünde ötekidir. bunu kanıtlayan sadece sıradan bir haberdir bu da. neymiş efendim, birileri kaynakları beğenmez, birileri kabul etmek istemez vs.
sanki bu ülkede çok yakın tarihlerde insanlar kürt diye linç edilmedi, sanki bu ülkede inançları "çoğunluk" tarafından kabul edilmeyen insanlar yakılarak öldürülmedi, sanki bu ülkede herkes "kendi gibi olmayana" saygı ile bakıp ona "insanca" muamele ediyor da, şimdi bu habere bok atıp, kabul etmemek var sırada!
bırakmalı bu ayakları, ve kendi içindeki iğrenç şovenizmi de daha fazla su yüzüne çıkarmamak adına, en azından şimdilik susmalı birileri. çünkü sağlık dediğimiz zaman durup iki kere düşünülmeli. çünkü sağlık bir insanlık hakkıdır. anayasamızın bilmem kaçıncı maddesine göre böyle en azından... piyasanın eline terkedilen sağlıktan da ne anayasanın bilmem kaçıncı maddesini, ne de hipokat yeminini bekleyebiliriz. bu duruma bir de doktorumuzun "eşitlikçi" kişiliği eklenince, alın size mükemmel bir sağlık hizmeti.
-adın ne
-rojda
-bundan sonra adın asena olacak!
trajikomik hikayelerimiz sadece sağlık alanında mı sizce?
- eğer bahse konu olay doğruysa ben ankara sokaklarında eşşşek gibi anırarak 3 gün boyunca gezeceğim. kesinlikle belli bir amaca hizmet etmek için çıkarılmış bir yalandır. kürtlere karşı yapılan ayrımcılıkların hep karşısında oldum, hep eleştirdim ama bu kesinlikle doğru değildir. hakkında hiçbir malumatım yok ama bildiğim bir şey var, bu memleket insanı hastaneye başvuran çocuğu ırkçı damarından dolayı dışarı atacak kadar faşist olmadı, olmayacak da. bahse konu hastane özel bir hastane, herkes bilir ki paranın dini imanı yoktur. bu vatandaşımız gerekli ücreti vermeyi reddettiği için devlet hastanesine yönlendirilmiştir, o da böyle bir palavra uydurarak üste çıkmaya çalışmıştır. özel hastaneye para ödemeyen kişi değil rojda, alpaslan da olsa, kürşat da olsa devlet hastanesine yönlendirilir.
(bkz: sikim hıyar diyene tuz alıp koşmak)
- duruma hala ajitasyon gözü ile bakanların durup düşünmesi gereken bir olaydır. sadece itusozluk içinde buna benzer haberleri toplayıp saysınlar; ajitasyon olup olmadığını anlarlar. belki bu sayede ortada genelleme değil, genel bir durumun olduğunu da anlarlar.
- eşek olma meraklılarını gün yüzüne çıkaran haberdir. merak eden bilgi edinme kanununu kullanarak ilgili bilgileri alabilirler. sonra da kendilerini ankara sokaklarında 3 günlük seyahate davet ederiz.
gerçi belli ki onlar için doğru haber "halk plajlara akın etti vatandaş denize giremedi" tarzı haberlerdir. tavsiyemdir; yeşilyurt küylülerine dışkı yedirenlerin, 33 kurşunun da yalan olduğunu iddia etsinler.
amaçları habercileri karalamak değilse, arka sayfa güzellerinden kafalarını kaldırsınlar da bok attıkları gazeteleri açıp okusunlar. o zaman olayın vehametini görürler belki
- herhangi bir durumu ya da olayı aydınlatırken zaten varlığı nahoş başka bir durumu argüman olarak kullanmak tam bir ad hominem örneğidir. demokrasiyi (ki kendisini var eden her bir bireyin ait olduğu budunsal kökenlerden bağımsız söz hakkına sahipliğinin ve seçenekler özgürlüğünün bir icabıdır) algınız, bir hak ihlalini başka bir ihlale karşı argüman olarak sunmanızı size makul gösterecek duruma gelmişse zaten çok fazla söylenecek söz yoktur. kızının ismi sırf asena diye sağlık gibi önemi haiz bir hizmetten mahrum kalan bir babayı anlamakla aynı şeydir bu. zira o babanın varlığı bizim mevcut durumu konuşmamıza ve dahi (maalesef) tartışmamıza engel değildir aksine böyle bir vakıanın bir daha hayat bulmaması için elzemdir.
alıntıdaki her örnek kendi başına, her bireyin karşı çıkması gereken bir durumdur, bunu başka bir duruma alternatif maliyet diye sunmak hiç yoktan entelektüel etikle bağdaşmaz.(ütopya, 12.05.2008 16:51 ~ 13.05.2008 00:17)
- böyle bir haber sözkonusu dahi olamaz. evrensel gazetesi daha önce de böyle saçmasapan haberler yapıp özür dilemişti, muhtemelen bu da o minvalde bir yumurtadır.
bu tarz haberlerin gazete trajlarını artırmak adına yapıldığı aşikardır.
kaldı ki, acil müdahale harici, doktorun hastasını reddetme hakkı da vardır, kimse bu durumda bir hastayı kabul etmediği için bir doktoru sorumlu tutamaz, suçlu sayamaz. kürtçe ismi olan biri de olsa, ismi "oğuzhan" olan biri de olsa, tedavisi acil müdahale dışında yapılmayabilir ama genellikle işin içinde para olduğu için böyle bir şey söz konusu olmaz.(1792, 12.05.2008 17:01 ~ 17:02)
- 33 kurşun olayıyla , başbağlar katliamı ile alakası olmayan olaydır. diğerleri tarihi bir gerçeklikken bu sadece bir hurafedir.
mustafa muğlalı paşa'nın, devletin nizami ordusunun askeriyle 33 köylüyü saçma sapan bir şekilde katletmesiyle başı bozuk terör örgütünün bir köyü basıp 33 köylüyü katletmesi (bkz: başbağlar katliamı) arasında çok büyük farklar vardır. devletin kolluk kuvvetleri vatandaşı korumakla mükellefken teröristlerin amacı vatandaşa korku saçmak, onları öldürmektir. terör örgütü her zaman yaptığını yapmıştır, kolluk kuvvetleri ise yapmadığı şeyi yapmıştır.
- haberin evrensel gazetesinde çıkmış olması (kimse kusura bakmasın ama öyle) insanda güvensizlik hissi uyandırıyor. aynı gazete, hasan nasrallah'la röportaj yapmış (daha doğrusu yaptığını iddia etmiş), bunu gazetesinde yayınlamıştı. sonra hasan nasrallah'ın basın danışmanları "hasan nasrallah'ın son birkaç ayda dünyanın hiçbir yerindeki görsel veya yazılı basınla bir röportaj yapmadığını" söyleyerek bu haberi yalanlamışlardı (zaten röportajdaki ısrarlı deniz gezmiş vurgusundan dolayı da bir kolpalık kokusu geliyordu). gazete gözümde bir kez sabıkalı olmayagörsün. "allah bir" diye haber yapsalar inanasım gelmiyor artık. sırf bundan dolayı da bu haber inandırıcı gelmedi bana.
öte yandan, erkek hastayı muayene etmeyi reddeden türbanlı doktor vakalarından sonra bir taraftan da "olabilir, faşizan duygular, hipokrat amca'nın önüne geçmiş olabilir" diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. tabi şöyle de bir durum var: bir doktor aciliyeti olmayan bir hastayı muayene etmeyi reddetme hakkına sahiptir. inanmayan gitsin tüzüğe yönetmeliğe baksın. doktor, (eğer hasta acil değilse ve bakanlıkça geçerli görülebilecek mazeretler öne sürerek -misal: daha acil bir hastam vardı gibi-) kitabına uydurup muayene etmeyebiliyor. bu açıdan bakınca da haber "doğru olabilir" izlenimi uyandırıyor.
not: erkek hastaya dokunmayan türbanlı doktor vakası için ismini vermek istemediğim bir belediyenin sağlık birimine başvurabilirsiniz. yüzünüze bile bakılmaz. erkek doktor gelir, o bakar.
- haberde olayın gerçekleştiği iddia edilen hastanenin özel hastane olmasından dolayı doğru olduğunu düşünmediğim olay. hipokrat'a güvenmiyorum. ne olursa olsun insanlığa hizmet etmeyi görev bilecek kadar ahlaka sahip olmayan doktorların varlığından da bizzat haberdarım. ama işin içine özel hastane ve kişisel görüşlerin ve hipokrat'ın kapı dışında bırakılmasıyla sonuçlanan sermayenin emir kulluğu girince, aklıma hemen sermayenin yeşiliyle kırmızısının aynı bokun suyu olduğu ve bir hastanenin kolay kolay müşterisini kovmayacağı geliyor.
- -durum nedir hemşire?
-maalesef hasta rojda olmuş doktor.
...
-kızımız nasıl doktor?
-maalesef, kızınız rojdaymış. bir türlü meryem edemedik.
-tedavi yok mu?!
-elimizden geleni yaptık. bekleyeceğiz.
- bu ülkede zamanında yapılmış olan kötü muamelelerin, ayrımcılıkların ve haksızlıkların doğruluğu için delil gösterildiği haber başlığıdır.bu yaklaşım ne kadar sağlıksızsa sadece haber kaynaklarından dolayı olayın çarpıtıldığına, abartıldığına, karıştırıcı bir gaye taşıdığına peşinen hükmetmek o kadar sağlıksızdır.bence bunlardan daha öncelikle haberin kaleme alınışı soru işareti uyandırıcıdır.uyandırıyor da..
|