sordum, kürşat hakkaten kitap alıyomuş herkese.. bu arkadaşa söyledim, bana da alıcak söz verdi. haaa bu yazar hakkında bi şey yazıcam diye bekliyosanız; tanımam etmem, ben kürşatın alacağı kitapla ilgileniyorum.. ama duyduğuma göre çirkinmiş kendisi; çok hem de. kendi öz annesi bile gittikleri ortamda "ya şey bizim müştemilatta yaşayan kahyanın çocuğu bu, benim diil" diyomuş.. o kadar yani...
hay allah. ne çok özlenirmişsin sen. kulağım kesik olduğu için haberlerin geliyor. adıyamancı olmuşun. menzil'e gitmişsin. atmışlar seni havuza. hadi bakalım. ramazan'dan sonra sohbet halkamıza seni de bekleriz. kuş sepeti saçlarını verene kurban olurum.
eskiden görüştüğümüzde ilk işimiz yıldız lokantısı'na gitmek olurdu. az musakka pilavımızı tıkınır, ardından çardak'ta sifon biramızı içerdik. o zamanlar yiyeceğin içeceğin ucuzuyla yetinmesini bilir, cebimizde kalan parayla kelepir kitap raflarını talan ederdik.
geçen gördüğümde "yıldız mı, o da ne?" dedi. meğer 222'nin gediklisi olmuş kendileri. adını telaffuz edemediği yemekleri ve içecekleri sipariş etmeye bayılıyormuş. eyvallah dedik geçtik tabi. dünya güzelleriyle takılmak herkesin harcı değil. çardak'ın az pişmiş patatesleri kendisini özlemişler lakin, iletmek boynumuzun borcu.
hamiş: çok yakışıklı bir adam (çardak'ın patatesleri söyledi.)