endüstri devrimiyle birlikte konsantrasyonu artan sera gazlarının etkisiyle atmosferin alt tabakalarındaki sıcaklık ortalamalarının, gezegenimizin doğal dengesini bozacak düzeyde artış göstermesi süreci.
arkadaşınızın kalabalık bir ortamda 'bu varya 6 yaşına kadar altına işemiş' dediğinde nasıl bir etki olduğunu bütün vucudunuzda hissedebileceğiniz olay.
insanlığı en çok tehdit eden olaylardan ikincisi. ilki amerika. pervasızlığıyla, zorbalığıyla büyük birader ilk sırada. ilk sırada çünkü, asar/keser, özgürlük adına işgal eder, özgürleştirdiği ülkelerin kadınlarına/kızlarına tecavüz eder. insanlığı tehdit edenlerden ilki çünkü, hava kirliliğine neden olan, atmosferde sera etkisi yaratarak küresel ısınmaya sebep olan gazların yüzde 36'sından da o sorumlu. hem en fazla gazı atmosfere salacaksın hem de uluslar arası kyoto protokolünü imzalamayacaksın. amerika olmasa dünya daha mı güzel olacak ne?
kapitalizmin "doğal" sınırlarına işaret eden hadise. marks kapitalizmin doğal sınırlarından bahsederken tam olarak ekolojik hadiseyi belirtmemişti ama bu azgın büyüme istekli sistemin kendi sonunu hazırlayacağından emindi. ve oldu, herhangi bir sosyalizm projesi ile başarılı bir şekilde sonlandırılamayan sistem kendi sonunu hazırladı, küresel ısınma da bu "son" un halkın anlayacağı dildeki ideolojik varoluşu. biraz frankfurtçu bir biçimde anlatırsak, toplumun teknolojik rasyonalizasyonu toplumun cellatı oldu.
halk olarak her mayıs ayını haziran ayına bağlayan ve kasım ayını aralık ayına bağlayan geçiş haftalalarında hatırladığımız,küresel tehdit
halkın küresel ısınmayı hali hazırda çernobilde yaşadığımız radyasyon gibi ülkenin üzerine birden çökecek bir felaket olarak algılaması işin komedi boyutu.ama suçlu yarı cahil kitleden çok deep impactle armegedonla milletin beynini sulandıran amerikan sinemalarında.
-alo rıfat abi küresel ısınma geliyormuş
-sorma ya panikledik ailecek.hanım yazlıkları çıkardı .pencere altlarında battaniye ile kapadık.bekliyoruz ...ne zaman gelecekmiş haberin var mı
-yarın gelecek diyorlar abi bizde 8 ekmek aldık fazla var bizde lazım olursa
-o değilde vantilatör aldınız mı
-hasiktir yaa
bugün saat 11.30'da haydarpaşa garı önünde küresel ısınmaya karşı 47 ülkeyle eş zamanlı bir eylem yapılacak. türkiye kyoto'yu imzalasın denecek.
küresel ısınma karşıtı eylemin yapılacağı tüm ülkelerde amaç hala şans varken birşeyler yapabilmek. en azından kyoto'yu imzalatmak. küresel ısınmanın mahvedeceği dünyada bir tarafta %5'i kabul etmeyen abd, türkiye, avustralya varken diğer tarafta da%50'yi kendi parlementosuyla kabul etmiş kanada vardır.
enerji üretimi, kullanımı, tasarrufu... ne varsa yapılmalıdır şimdi. tabi mantıklı yollarda. nükleer enerjiden bahsedilmezken artık avrupa'da nükleer diye tutturup mahvetmemek lazım ülkeyi. şimdi mecliste nükleeri görüşmek nedendir? çevre konusunda harekete geçenlerin kar sahibi değil akıl sahibi olması gerekiyor ama bu zor tabi günümüz kapitalist dünyasında. ancak böyle olmazsa, kar sahiplerine bırakılırsa yarın kapitalist bile olamayacak dünya. yaşam gidiyor. dünya gidiyor.
şu anda yaşadığımızı sandığımız şeydir aslında.gerçekte olan küresel iklim değişikliğidir.mevsimlerin yer değiştirmesi.bunun etkileri bu sene daha fazla hissedilir,seneye daha az hissedilir kimse bilemez.küresel ısınma bir süreçtir ve bu süreç tamamlanmadan yani şu an belirtileri olan şeyler tam anlamıyla gerçekleştirmeden ve rayına oturmadan bundan bahsedilemez.ayrıca bugün dünya sağlık örgütünün yaptığı açıklamaya göre kuş gribi tehlikesi bütün asya ve avrupa ülkelerinde bu kışta oluşmuş.
sorun etmeye yada telaşa gerek olmayan etki.
rahat olalım biz, amerika nasıl olsa bir çözüm bulur sonra japonlar teknolojik ihtiyacı karşılar, ruslar karşı çıkar, türkler keyfine bakar...
diesel'in katalog çekimlerinde oldukça sinir bozucu ve dikkat çekici bir şekilde kullandığı küresel felaket.özellikle 2007 senesinin oldukça sıcak geçecek olmasıyla birlikte yoğun bir şekilde gündeme gelmekte bu aralar.dünya ciddi ciddi bir felakete sürükleniyor.kyoto*, kabul etmeyenlerin bir yerine girsin diyorum.
- 100 milyon kişi göçmen olacak.
- 1 milyar insan su kaynağını kaybedecek.
- canlı türlerinin %40'ı yok olacak.
- küresel ısınmanın yan etkisi "biyoişgal" tehlikesi; doğal ortamlarından kopan ve başka ortamlarda doğal düşmanları olmadığı için kontrolsüzce üreyen bitki ve hayvan türleri kıyamet senaryosu gibi.
- 94'ten bu yana en sıcak on yıl yaşandı.
- akdeniz bölgesi çölleşiyor.
- ayılar bile tedirgin gözleri uyku tutmuyor.
- insanlığın suyu ısındı.
mevsim değişikliğinin yıldan yıla ortaya çıkmasıyla kendini gösteren felaket.sıcaklığın artması sistematik olarak gerçekleşiyorsa iklim değişiklikleri ortaya çıktığı söylenir..küresel iklim değişikliği bazı zamanlarda belirsiz olarak artan hava değişikliği hareketlerinden farklıdır.yani bir yerde küresel ısınma var diyebilmek için o yerin sıcaklık ve hava hareketlerinin belirli periyotlarla bir süre ölçülüp karar verilmesi gerekir.
bugünkü haberlerde moskova gibi soğuk bi şehirde son 130 yılın en sıcak kış ayının geçtiğinin söylenmesi işarettir.felaketin günden güne yaklaştığının ağır kanıtıdır.
dinyar godrej'in yazdığı, 'antikapitalist hareketler için kılavuzlar'serisinin 4. kitabı. kitap herkesin anlayabileceği gibi son derece basit bir dille yazılmış. mekanizmalar çok güzel açıklanmış. okurken kendinizi 'the day after tomorrow' da başrol oyuncusu gibi hissediyorsunuz. ama ne yazık ki buradaki senaryolar gerçek ve tüm dünyayı etkiliyor.
kişinin günün birinde başını kaldırıp bu ocak'ta bu güneş , üstümdeki bu ince kıyafetler ne alaka sorusunu sorduğunda hızla bulup okuması gereken ilk kitap.
artık etkisi ciddi ciddi belirmeye başlamış ve 30-40 yıl sonrasını düşünmek istemediğim modern felaket. her kötü olayda "kahrolsun amerika" çığırtkanlığı yapma taraftarı değilim, biraz da kendimize bakmalıyız diyorum ama her taşın altından da bu şerefsiz ülke çıkıyor. uygarlık tarihi heralde bundan daha bencil ve ikiyüzlü bir ülke daha görmemiştir ve görmeyecektir. bizler bush beyefendi kyoto protokolü'nü ne zaman imzalayacak diye bekleyedururken dünya boka sarmış gidiyor. evlenip çocuk yapmak isteyenler iki kere düşünsün derim ben, sanırım hiç dünyaya getirmemek, muhtemel çocuğumuza vereceğimiz en büyük hediye olacaktır şu pis dünyada.
elbette şu anda bir ısınma evresindeyiz ve sıcaklık ortalamaları yükselmekte.ancak bu ısınma evresi sonucunda ne olacağı tartışmalı.bunun sonucunda küresel bir kuraklık ihtimali yeni bir buzul çağına girilmesi olasılığından daha düşüktür belki.
şöyle oluyor ki dünya bunları daha önce defalarca yaşadı.bugüne kadar 4 buzul çağı ve 3 buzul çağı arası evre vardır.son buzul çağımızın adı würm'dür.
son buzul çağı bile kendi içinde dört evreye ayrılır ve bu evreler arasında ısınma dönemleri yaşanmıştır.işte bu buzul arası ısınma evrelerinde iskandinavya'da dahi kış ayı sıcaklık ortalamalarının 10 derecenin üstüne çıktığını bilmekteyiz.yani dünyamız sürekli böyle ısınma ve soğuma evrelerine girmiştir, girecektir de.
peki nedir bu dünyamızdaki ısınma ve soğuma evrelerinin nedeni.bu konuda kabul gören 3 hipotez vardır.
1-)güneş ışınlarının yoğunluğunun değişmesi
2-)güneş ışınlarını emme koşullarının değişmesi
3-)dünyanın dönüş hızının düzenli olmayışı.
bu yönden baktığımızda bu ısınma evresi sonunda ne olacağını bilemeyiz.bu konuda da çeşitli hipotezler var ve bunlardan en önemlisi eriyen kutupların sıcak su akıntılarını soğutacağı ve sonucunda yeni bir buzul çağının başlayacağıdır.
aslında biz dünyanın iklimal dengesini değiştiremeyecek kadar zavallıyız.
sera etkisi denen, atmosferdeki karbondioksit gazı miktarının artması sonucu yerküre sıcaklığının ortalama değerin üzerine çıkması olayı ile birlikte buzulların erimesi ve eriyen buzulların kuzey atlantik akıntısını bozması olayıdır. bu akıntının bozulması demek, dünya üzerindeki iklimlerin yer değiştirmesi, birbirine girmesi demektir.
bir rivayete göre, küresel ısınma böyle devam ederse, 33 yıl sonra karadeniz’de turunçgil, akdeniz’de ise hurma yetiştirilmeye başlanacak.