|
|
- insana salt "işçi" nazarıyla bakan bir takım çevrelerce alenen yapıldığını farkettiğim düşmanlık.
bu insanlara göre din, iman, vatan, bayrak gibi uğruna can verilen değerler ancak beyinleri uyuşturulmuş kitlelerin peşinden koşacağı safsatalardır.*
halbuki kültür, milleti millet yapan değerlerin yekûnudur. kültür olmazsa millet de olmaz, millet olmazsa devlet de olmaz çünkü "devlet organizasyonu" savunulmaya ve sahiplenilmeye muhtaçtır, milletin sahip çıkmadığı ve savunmadığı bir devletin hayatiyetini sürdürebilmesi mümkün değildir; devlet olmazsa anarşi doğar, ortalık karışır.
aslında bu insanlar "millet" kavramına da karşılar, onlara göre millet diye bir şey yoktur; millet ve milliyet sadece savaşlara, ölmeye ve öldürmeye yarayan vahşi kavramlardır.
ben de isterim hiç savaş olmasın, insanlar ölmesin, tüm dünya mutlu-mesut yaşasın. ne güzel olurdu değil mi? fakat tüm bunlar gerçekleşmesi mümkün olmayan uçuk bir ütopyadan başka bir şey değil.
---buradan sonrası konuyla pek ilgili değil---
günümüzde dünyada "küreselleşme" adı altında ciddi bir kültür erozyonu yaşanmakta. tabi bize göre kültür erozyonu, emperyalist batı ülkelerine göre kendi bohem kültürlerinin yayılması.
emperyalist-kapitalist batının bohem kültürü karşısında "kültür düşmanlığı" yapılarak değil, sahip olunan millî kültüre sahip çıkılarak durulabilir. çünkü bir virüs ancak anti-virüs programıyla temizlenebilir. yani devam etmekte olan bir savaşta "ben taraf tutmuyorum, savaşmıyorum" demek, o anda kuvvetleri fazla olan tarafın işine gelir. ama "ben kendi kültürüme sahip çıkarak emperyalist bohem kültüre karşı savaşacağım" demek kapitalist batının savaşı rahatça kazanmasını engelleyecektir.
iletişim olanaklarının çok geliştiği 21. yy tam anlamıyla kültürler savaşına sahne olmaktadır/olacaktır. emperyalist batı, tüketimi teşvik eden kendi bohem kültürünü yaymaya çalışırken; islam'ı ve insanı merkeze alan doğu kültürü kendi dünya görüşünü yaymaya çalışacaktır.
batının çökmek üzere olan bohem kültürü, toplumu bunalımlardan bunalımlara sürüklemekte, nefsî oyunlar ve süslü fantazilerle insanları sıkıntı ve bunalımlardan kurtarmaya çalışmaktadır; halbuki bu türlü geçici zevkler susayan insana deniz suyu ikram etmek gibidir, yani sıkıntı ve bunalımlar azalmak yerine artmaktadır.
islam ve insan merkezli doğu kültürü bir gün batı insanı tarafından keşfedilecek ve sıkıntıları dindirdiği farkedilecektir diye umut ediyorum.
- (bkz: kültürel yozlaşma ve yabancılaşma)
- "devlet düşmanlığı"yla beraber yapıldığını farkettiğim düşmalık. binlerce yıldır dünya üzerindeki anarşi ve kavganın sebebi kutsal addedilen şeyler ve "devlet"miş. lan olm illaki birilerinin yönetmesi gerekmiyor mu şu insanları? illaki birileri geniş toplumlara "baş" olmak zorunda değil mi? devlet yapısı bu ihityaçtan doğmamış mı? hiç mi düşünmezsiniz! insanlar hayvan ya da robot olmadıkları için örgütlenmeye ve dolayısıyla yönetilmeye ihtiyaç duyarlar. bundan daha doğal, daha tabii ne var allah aşkına! sizin hayalini kurduğunuz ütopyaların gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. savaşların sebebi devletlermiş; hayır, savaşların sebebi çıkarlardır. devletler, kendi toplumlarının çıkarlarını gözetirler. bu da doğaldır. bunun aksinin olması için çalışmak; olmayacak duaya amin demektir, akıntıya karşı kürek çekmektir, rüzgara karşı işemektir...vs
- sürekli muasır medeniyet seviyesine gelmeye çalışan, fakat bir türlü gelişmekte olmaktan gelişmiş olmaya geçemeyen** toplumlardaki yarı-entellerin ortaya attığı saçmalıktır.
mesela, şehirlerde yaşayıp bir türlü şehirli olamamak, düğünlerde, sünnetlerde havaya ateş açıp orgazm olmak, arabeskin en boktan haline türkü demek, rüşvet almak/vermek, rüşveti özendirmek... ya aslında buraya ne yazsam daha önce de binlerce kez yazılmış olacak. çıkıp etrafta biraz gezerseniz anlayacaksınız zaten. ve eğer yukarıda saydıklarım kültürse eğer, ben de kültür düşmanıyım.
ama siz siz olun, benim gibi kötü yollara sapmayın. batının ahlaksızlıklarını aman ha almayın! türk-islam sentezinden şaşmayın.
|