aylin aslım'ın gelgit albümünden şirin bir parça. sözleri de şöyle:
ne sandın kendini
küçük sevgilim
roller değişmedi, katil benim.
bu kadar zaman oyun mu zannettin?
kalbini taş gibi,
demir gibi kırılmaz mı zannettin?
ne sandın kendini
küçük sevgilim
hem kendine hem bana
inan yazık ettin (!)
öcünü almadan zaman, görebilseydin eğer,
bu kadar korkmak bazen ölmeye benzer.
öcünü almadan zaman,
görebilseydin eğer,
aşksız olmazk zaten ölmeye benzer.
sözlerine ilk bakıldığında kafasında yazmak için kurduğu şeyi tam olarak yansıtamadığı seziliyor fekat müzikle birleşince de dadından yenmez oluyor.
mor ve ötesinin ilk dinlenişte pek beğenilmeyen ama dinlendikçe sevilen büyük düşler albümünün bana göre en iyi şarkısı. bu şarkı da albüm gibi ilk dinlemede pek sarmamıştı, özellikte sözler tekdüze ve önceki şarkıları aratacak gibi geldi. fakat dinledikçe şarkının ruhuna indim - ya da şarkı benim ruhuma indi - ve böyle bir ezginin anca böyle sözlerle süslenebileceğini farkettim. öyle duygusal, öyle nutku tutulmuş, öyle derdini anlatamayan bir müziği var ki bu şarkının, sözlerin de aynı duyguyu paylaşması şarkıyı gözümde şimdiden önemli yere taşımıştır. özellikle "ben sana neler yaptım" çıkışı, içinden çıkılamayan ilişkinin, karşı tarafı suçlarken bir anda patlayan vicdan azabının ve itirafın ifadesi olarak ağlatıcı duygusallıkta geldi bana. anlatılan duyguları yaşayan birinin üzerinde çok daha sarsıcı etkisi olacağını tahmin ediyorum.
"ikinci 23" diye nitelendirilmesiyle 23 şarkısına haksızlık edildiğini düşündüren şarkı.23 nerde küçük sevgilim nerde?!!?ifade edilmek istenen duygular mor ve ötesi'nden beklenmeyecek kadar basit kelimelerle dile getirilmiş.müzik ve şebnem ferah'ın o güzel sesi şarkıyı vasat olmaktan kurtarıyor hiç değilse.
hayatımda beni ağlatan ilk şarkı olarak tarihime geçmiştir. harun'un hisli yorumu, şebnem'in tapılası vokaliyle beni benden aldı, sanırsam sevgilisinden yeni ayrılan ve sevgilisi ufak tefek olan herkesi ağlatacak şarkı
onlar yakarlar canını sanki yalanmışız,
sanki hiç olmamışız gibi..
oysa ne kadar özen gösterirdim sana,
soluk alış verişindeki ufacık bi hızlanma huzursuz ederdi beni geceleri..
acaba derdim, acaba ne görüyo rüyasında..
yine mi,
laneti onu sırtının ucundan yakalayan,
beni soluksuz bırakan ölümünü mü..
benim küçük sevgilim o sana ne yaptı böyle,
ne zaman, küçük ömrüne neler sığdı böyle..
muhteşem güzelliğini o ndan ödünç almışsın,
küçük sevgilim, sen bana neler yaptın,
sen bana neler yaptın böyle,
varlığının yokluğuyla hiçbir sınırı kalmadı,
ben sana ne yaptım, küçük sevgilim,
neden küçük avuç içlerinin kokusu, yüzüme dokunuşu yok..
gözlerimi kapamak için ellerine ihtiyacım var..
küçük şeylere anlamlar yüklemek yetmiyor, parça parça,
onlar bilmez, bakarlar yüzüme, yalanmışız gibi,
sanki yoksun gibi,
benim küçük sevgilim, biz neler yaptık, biz ne yaptık,
sen bulutların üstünde, ben şair cümlelerinde,
ağlıyoruz ikimizde,
bu mevsim gözyaşlarınla sırılsıklamım,
başkalarının üstüne düşenleri kıskanıyorum,
küçük sevgilim sen ne yaptın böyle,
geri dönüşü mümkün olmayan bu bileşim,
sen bize neler yaptın,
söyle,
canım yanıyor, sanki yalanmışız gibi,
sanki renksiz kalmışım gibi..
ölüm seni küçük bıraktı,
nerdesin şimdi,
yağmur suyu karışan çaylarımızı içerken daldığın günbatımında mı,
yoksa zil zurna muhabbetlerine karıştığımız midye tezgahlarında mı,
akşamı sabırsızlıkla beklediğimiz, cebimizi dolduran takı standlarında mı,
bütün kedileri toplayıp doyurduğumuz dar sokaklarda mı,
her izlediğimiz filmden sonra sigaralarımızı yaktığımız balkonunda mı,
her hasta olduğunda seni götürdüğüm karışık tostçuda mı,
ailenle her görüştüğümüzde beni zorla soktuğun berber dükkanında mı,
yoksa en güzel tatilimizi geçirdiğimiz gökovada mı,
geceleri uyanıpta beni yanında bulamadığında,
tatlı pijamaların ve bebek adımlarınla ilk baktığın odada mı,
ya da çok sevdiğin jazz notalarında mı,
benim küçük sevgilim, sen bana ne yaptın böyle,
benim küçük sevgilim, hadi elinden düşürmediğin fırçanı ve tualini al yine,
ve her çizişinde duymak istediğin şeyi,
senin bana neler yaptığını, dinle..
sanki masalmış gibi…
nolur..
fazla dinlendiğinde bünyede kalıcı hasara yol açabilecek kadar güzel şarkı. ama nedense onlar bilmez onlar bilmez. büyük düşlerin en güzel şarkılarındandır ayrıca.
kadın düetini gereksiz bulduğum iç parçalayan, tarifi zor duygular hissettiren şarkı.
her ne kadarı düeti şebnem ferah gibi bir duayen yapmış olsa da bence gitmemiş şarkıya. harun son derece içten bir şekilde anathemavari bir şekilde parçayı yorumlamıştır, mükemmel hale de getirmiştir.
sevgilinin kaybedilmiş olmasıyla çok acı çekmenin bazen insanı bir huzura sakinliğe kavuşturmuş olduğunu düşündüren, şarkıyı söylerken acı çekip kıvranan insan modelinden çok, acının kendisine kattıklarıya sadece sorgulayan hatta sadece belki de kendi kendine konuşan yine de dimdik ayakta duran bir modeli hayal ettiren mor ve ötesinin de şarkıyı bu bakımdan duru sesleriyle mükemmel yorumladığı düşünülen şarkı. şarkının içersinde şebnem ferah olmadan daha yalın daha güzel olacağı düşlenmiştir nedense.
klibin sonunda bütün grup üyelerinin gözükmesini saçma bulduğum şarkı.madem grup üyelerinin tamamını gösterecksin daha güzel bir şekilde göster.hee öbürlerine haksızlık oldu diye düşünülüp de konduysa harun tekin oynamasın başkası oynasın.zaten kızla uyumları bi harika (??) kız ayrıca ömrü hayatında hiç çığlık atmamış zannederim değişik hareketler yapıyo.güzelim şarkıya yakışmamış falan filan.
dinledikçe melankoliye sürükleyen muhteşem mor ve ötesi parçası.klibi apayrı güzel ama o piercing olmamış, bütün atmosferi öldürüyor göz sürekli oraya kayıyor.