bir zamanlar kederli bakışlarıyla geleceğin küçük emrah'ı olacağına inandığım insan. acı günlerim adlı dizisi vardı. kız arkadaşının başına sürekli bişey gelir anasına bişey olurdu bu ise metin ol yavrum şeklinde yaklaşırdı her olaya, zaten senaryosu mahsun kırmızıgül gibi bir zata ait olan bu diziyle gönüllere taht kurmuştu. lâkin reşit olmadan girdiği bir barın mühürlenmesine sebep olarak hayallerimi yıktı(!) (kaynak:televole)
erkek olmanın göstergesini koluna taktığı kendinden bilmemkaç yaş büyük piyasa kızları sandı ama yanıldı.kendisi, annesinin "niye böyle yapıyorsun? ben seni büyütmek için nerelerde çalıştım, yerleri temizledim" gibilerinden-lafları tam hatırlamıyorum ama öz buydu- cümleleri üzerine "temizlemeseydin o zaman"-işte bu cümleyi çok iyi hatırlıyorum- diyen, bazen abuk şeylere prim veriyor olsak da halk olarak böyle şeyleri affetmeyeceğimizi bilmeyen insandır.kendisiyle ilgili bildiklerim bunlardır ve böyle sönüp gider işte yorumunu yapmam için yeterli sanıyorum.yanlış çok yanlış.
ergenliğe girince o yanık sesi kaybolan ve bunun üzerine hayata küsmüş olan şarkıcı. en azından küçük ibo, hülya avşar'ın kucağına oturmuştu bunda o bile yok.
küçük şarkıcı furyasının son neferlerinden biriydi. karate can isimli sikindirik ötesi bir dizide de rol almıştı. memleketimizin başına gelen enteresan fenomenlerden biriydi bu dizi. allahtan daha sonraları(yamulmuyorsam) hatırladığım en son küçük şarkıcı vakası olan azeri kızı günel ile küçük sanatçı modası silindi gitti.
sonraları "küçüktü ahanda bakın nasıl büyüdü" şeklinde altyazılarla esra ceyhan ile a'dan z'ye türevi programlara çıkıp kartlaşan sesiyle kaydettiği yeni şarkılarını okuduğunu hatırlıyorum. şimdilerde nerelerdedir bilinmez. hiçbir zaman küçük ibo'nun "helvayı yirem inşallah senin" gibi bir eser verememiştir müzik camiasına, bu tartışılmaz bir gerçektir.
sol frame'de görünce öldü zannetmedim ama bi an gülümseme oluştu yüzümde.
harbiden bir zamanlar bunları izleyip, triplere giriyordum. küçük ibo yengesini tamirci çırağıyla basınca en az onun kadar utanmıştım. geceleri amcasına nasıl söyleyecek diye kendim senaryolar yazardım. küçük onur'un annesi kötü yollara düşünce isyanlar ederdim hayatın ibneliğine. ibrahim tatlıses küçük ibo'yu programına çağırıp dansözler onu hoplatırkenki surat ifadesi bende de oluşur, sanki o dansözlerin memişkolarına 10 cm mesafedeki ben olurdum. artık küçük emrah izlemez onu banal bulurdum. çünkü ibo'yla onur vardı. ne malmışım lan.
küçükken pek beğendiğim insan. allahım platonik miydim neydim ben de ilkokuldaydım o zamanlar acı günlerim diye bi dizisi vardı dünyanın en yakışıklı çocuğunu izler gibi izlerdim. öehh tiksindim şu anda kendimden. zaten saçlarımı da bendeniz saçı gibi kestirip yonca evcimik dinlerdim ben çocukken. çok rezil yıllar yaşamışım şimdi anladım.