kanal d'nin yeni dizisi.
hani gülşah küçük anne diye bir film vardı , babasını haksız yere hapse atıyorlardı, buna dayanamayan annesi dalgın dalgın giderken kamyon altında kalıp aylarca hastanede yatıyordu da gülşah tek başına "ayh dede vayh dede sen neymişsin sen" şarkısı eşliğinde göbek atıp hayatını kazanıyordu ya, onun anne-baba öleni , kızın da 1 değil 5 tane olanı gibi geldi bana.
izledikten sonra gelen ek: konsept bakımından doğru gözlem ama gayet kalitelisi. tutma ihtimali hayli yüksek.
louisa may alcott'un little women kitabından çakma yeni yaz dönemi dizisi.
reklamlarından izlediğim kadarıyla kitabın orjinalinden bir hayli uzaklaşmışlar. kemalettin tuğcu hikayelerine çevirmişler güzelim öyküyü. anne ölüyor, hain baba gürlüyor, eminim ki araya sıkıştırılacak olan birkaç pembe aşk hikayesi de olacak.. yazık be.
bir de dizide türk filmi ve cindrella klişesi sandıktan elbise çıkarmavardır ki kanalı değiştirme sebebidir ayrıca beyaz elbiseyle havuza düşen kızın siyah iççamaşırları garip bir ayrıntıydı.
trt'deki komedi dükkanında seyirciler arasından gelen kızın en büyük ikinci kız olarak oynadığı dizidir.
ana baba ilk bölümlerde öldü. büyük kıza iş yerindeki eleman asılacak, belli. bir küçüğü anketör oldu tecavüz tehlikesi atlattı. bir küçüğü de eniştesinin tacizine uğrayacak. tam orda bitti yani son bölüm. (makinacı notu: ama üçü de taş)
eğer dizi tutar da yıllar sürerse, küçük ikii kız çocuğunun ergenliğe girdikleri gün de geneleve düşmelerini bekliyorum.
izlerken içime fenalıklar gelen dizi..bunların başına hiç mi iyi bişey gelmez dedirtiyor..yaprak dökümü kıvamında..kıza eniştesi bile yan gözle bakarsa sokaktaki abaza ne yapsın..
tüm olumsuzlukların yaşandığı bi acaip dizi de olsa garip bi şekilde hemen her bölümünü izlediğim dizi. bazı isteklerim var.. şimdi hiç kolay şeyler yaşamıyorlar ya yani gerçekte olsa belki tırlatmamak imkansız ama bunlar en kötü anda bile büyüğün bi küçüğü olan armağan'a army diyolar, o an herşey kopuyo. yani olmuyor ne bilim. ben tam böyle kendimi kaptırıp ağlayacakken army denince "amaaan dizi işte" havasına geçiyorum. bir başka konu ise, bu 5 kızın 4 ü bu kadar iyi ve zekiyken nerden baksan en küçükleri bile her türlü müzikal aleti çalıyor (pianoya düşkündü bugün de flüt çaldığını gördük) ortanca kız nasıl oluyor da bu kadar saftrik oluyo anlamış değilim. olmuyor yani. biraz çeki düzen verilse güzel bi dizi olabilir diye düşünmekteyim..
sosyal psikolojide çok genç yaşta evlenmiş ya da çocuk sahibi olmuş kadınları anlatmak için de kullanılan tabir. bana amerika'daki reality show'larda çıkan kız çocuklarını hatırlattı. amerika'da bizdeki seda sayan'ın şovlarına benzer (gündüz yayınlanması ve ev hanımlarına hitap etmesi bakımından), ama onun karesi kadar iğrenç şov programları vardır. bu programlarda 12 yaşında hamile kalıp evden kaçmış; çocuğuna bakmak için uyuşturucu satan ya da fuhuş yapan kız çocukları aileleriyle yüzleştirilir. kız annesine küfürler yağdırarak sürekli olarak kimsenin kendisini anlamadığını söyleyip durur, annesi de sürekli ağlayarak onu eve gelmesi okuluna devam etmesi yönünde ikna etmeye çalışır. özetle, iğrenç ötesidir. örnekteki gibi, daha çok genç yaşta hayat mücadelesi veren çok genç kadınlara küçük kadınlar (little women) deniyor.
programlarla ilgili de birşeyler söylemek gerekirse, korkum o ki bu tarz programlar bizde de birkaç sene içinde başlar.
oyuncuların yaşlarının dengesiz bir dağılıma sahip olduğu dizidir.türkiye 4 mevsim biraz da sulak ortam ama bu kadar değil, en büyük kız dizide üniversite birden ikiye geçmiş sanırım yani 19 yaşında filan işte bu benim yaşım,ama bir 6 7 yaş fazlası sanki.
armi daha lise sona geçmiş bu kız da hiç göstermiyor 20 üstü,yelize gelelim 15 yaşında çocuk görmesek tamam deriz ama yok bunla yaşıtızdır diye düşünüyorum,dördüncü ve beşinci kızda da yaşlarda bir kayma var ama ilk üçü kadar küçük bir aralıkta değil hesapla işin içinden çıkamadım.
15 le 19 arasında 2 kişi açıkta kalıyor.
az önce beni çok derinden yaralamış ve parasıslığın ne kadar kötü bir şey olduğunu bana bir daha göstermiş dizidir.ne kadar parasız oldukarını kardeşine haykıran bir kız:
-kola alacak paramız bile yok,anlıyor musun? diye feryat etmiştir.size çok üzülüyorum çocuklar.allah bilir türkiye de kola alamayn kaç zavallı çocuk vardır.en yakın zamanda kola bulursunuz.
dertsiz insanların kendilerine dert etmeleri için mükemmel nitelikteki yaz dizisi. acı, keder, hüzüntü, kardeşlik, anne ve babasını kaybetmiş kızlar... ne kadar ilginç değil mi? daha önce hiç düşünülmemiş yepyeni bir proje. tebrikler kanal d!!
yuh artık demek istiyorum sayın seyirciler. çocuk ve kanser sömürüsüne ziyadesiyle gıcık olan biriyim. (ki elveda derken adlı güzide serimiz bu konuda voleyi vurmuştur.) bu dizi de bir numaralı öğre bol bol kullanılmaktadır. bu geceki bölümüyle (12ydi heralde) ciddi ciddi yuh demek istiyorum. reyting için nereye saldırcaklarını şaşırdılar artık..
böyle bir dünya klasiği ancak bu kadar iğrençleştirebilir ancak bu kadar içine sıçılabilirdi.sıkıcı yaz günleri hala bana bu diziyi izlettiriyordu ama az önce izlediğim bir sahnede hassiktir dedim artık.en büyük kız timuçinle arabada seyir haline.timuçin kıza gece bi yerlere gidelim belki bir şeyler içeriz canlı müzik var bik bik konuşuyor.kız ise birden annesinin babasının öldüğünü hatırlayıp annem babam ölmüş sen ne diyon ya diyo.kız annesinin babasının öldüğünü timuçine hiç söylemedi.timuçinde başlıcam anana da baban da surat ifadesiyle bir şeyler söylüyo ordan itibaren hassiktir diyip bıraktığım yerdir zaten.
zaten en başta anne rolündeki fiyaskoyla başladı dizi.anne rolundeki kadın ancak en büyük kızın ablası bilemedin teyzesi olabilirdi.hem bunların maddi durumları iyi değil hem de annenin saçı hergün maşalı bukle bukle.keza büyük kız da öyle.ayrıca madem türkiyede annesi babası aynı gün ölen insanın üzüntüsünü yansıtabilecek oyuncu yok çekme kardeşim o zaman.üstelik dizide kimse sormuyor evladım sizin babanız hani nerde kaldı gelmiyor mu.eşinin öldüğünü söylediniz mi diye.babasının öldüğünü bilen kızlar da ayrı bir alem anacım.şirkete gidip aloo babam ölmüş cenazesini bulun falan dedikleri yok.halbuki aile bağları diye götlerini yırtar haldeler.daha yazacak çook şey var ama.hangi birini yazayım.
utku ve huysuz rollerini pek bir beğendiğim dizi.utkunun duruşu ve konuşma tarzı huysuzun prensipliliği ve otoriter tavrı diziye tuz biber oluyor yoksa ne senaryo ne oyunculuk zerre etkileyici değil.
cansu adlı minik kardeşin halasında mı yoksa ablalarının yanında mı kalacağı konusu tartışılırken artık gına gelmiş klişe insaniyet dersleri ile beni delirten dizi.
kimse seni bu diziyi izlemeye zorlamıyor, niye kanalı değiştirmedin sayın yazar? değiştirdim zaten.
bir dizinin ne kadar kötü olabaliceğinin canlı kanıtı
her şey mi kötü olur bir dizide ekin türkmendışında herkesin oyunculuğu berbat.hikaye iğrenç ötesi.diyaloglardan bahsetmek istemiyorum bile, hele her bölüm fragmanlarında kullandıkları o arabesk şarkıları... neeyse daha fazla bahsetmeyiyim istifrah edicem yoksa...
her hafta acaba bu sefer başlarına nası bir felaket gelecek diye sabırsızlıkla beklediğim, içimi karartan dizi.allah belasını versin küçük kadınların da toptan bitsin dizi