merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

köyden de köylülerden de nefret etmek

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. aynı zamanda kendi özünden de nefret etmeye denk olan davranış...

    uzun süreler şehirlerde yaşayan insanlar köylerde rahat edemiyor olabilirler, ancak bu hiçbir zaman nefrete kadar gitmemelidir. kim vardır ki acaba ömrünün veya özünün bir kısmında köyle ilgili hiçbir sözcük geçmeyen...

    köyde mi yaşıyorum, hayır. gittiğimde çok mu rahat ediyorum, hayır. tek bildiğim nefret edilecebilecek şeylerden birinin, gerçekten de milletin efendisi olan kişilerin ve onların yaşadıkları yerlerin olmadığıdır...
  2. yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmemektir.köylüleri beğenmeyen gerizekalı tip doğma büyüme şehirli olabilir fakat bilmez ki babası,annesi veya dedesi köylüdür.çevremde çok rastladığım bu insan tipi bana ülke gençliğinin nereye geldiğini ve ne tarafa doğru gittiğini açıkça göstermektedir.bu gerizekalı tiplerin çevrelerinde beğenmedikleri insanlara köylü demesi ve köylü sözcüğünü bir hakaret olarak kullanmaları da beni çileden çıkaran ayrı bir noktadır.ayıptır,düpedüz terbiyesizliktir.
    şu anda üzerinde yaşadığınız bu ülkenin temellerini o beğenmediğiniz,dışladığınız insanlar atmıştır.
    bakın size bir önerim var;
    o dejenere hayatınız da bugün bir değişiklik yapın hmm mesela bugün cosmopolitan okuyacağınıza açın en azından zeka seviyenize göre 4.sınıf sosyal bilgiler kitabı okuyun.belki ne demek istediğimi yani umarım ne demek istediğimi anlarsınız.
  3. köy bir yaşam tarzı olarak kabul edilebilir elbette. yani eskiden atalarının köyde olması köyün iyiliği anlamına gelmiyor. ancak köylülük bir zihniyet olarak yerleşikleştiyse zaten kişinin oturduğu yer neresi olursa olsun bir şey değişmez. köylülük zihni adamla birlikte her yere gidiyor zaten. köy küçük bir alan üzerinde olmasıyla zihni de küçülten bir mekandır.. köyde yaşayan bir birey nefreti asla hak etmiyor. ama köylülük ve taşralı zihniyet berbat bir şeydir. küçük algı küçük dünya demektir. başkente 100 km mesafede tuvaleti olmayan evleri olan bir ülkede köylülerden nefret etmek demek kendimizden nefret anlamına gelir sanırım.
  4. avrupalı bir tarihçi "siz türkler nasıl bir medeniyetin üstünde otuduğunuzu bilmiyorsunuz. medeniyetinizi uzaklarda aramayın. hâlâ batıyla yüzleşmemiş yerleriniz sizin en medeni tarafınız. onlar köyleriniz ve köylüleriniz" demişti. haklıymış. çok.

    (bkz: @1821675)
  5. nefret değildir aslında, tiksinmek veya iğrenmektir. bu duygu, aslında hamamböceklerine karşı hissedilen duygunun aynısıdır. hamaböceklerinden de tam olarak nefret etmezsiniz; onlardan üstün olduğunuzu bilirsiniz, öldürebilirsiniz veya ezebilirsiniz! buna rağmen her gördüğünüzde içiniz bir garip olur! size dokunmalarına tahammül edemezsiniz! işte, "köyden de köylülerden de nefret etmek" tam da böyle birşeydir.

    bu tiksinmenin altında "korku" yatar. kişinin özüne karşı duyduğu korku. kişinin yaşadığı ortam metropolittir; yani normları, talep ve beğenileri farklıdır. bu yeni kriterlere göre kişi ne kadar "doğaldan uzak" olursa o kadar kentli, dolayısıyla o kadar "istenen" olur. kişinin içinde bulunduğu sosyal topluluğun üst tabakalarına kabul edilme arzusu o kadar fazladır ki buna engel olacak hiçbir düşünce ve harekete tolere edemez.

    köy ve köylü ise "doğal"dır. yiyecekler ellerle hissedilerek yenilir, tezek ve gübre kokusu bereket olarak algılanır, hayat bazı rutinlere (mevsim, yağmur, hasat zamanı, gün doğumu) göre düzenlenmiştir. gerçektir. oyunlar ve karmaşık parodiler yeralmaz köylünün hayatında.

    işte metropolit kişi bunlardan korkar. köyde bulunur, köylüye dokunursa eğer, onlar gibi kokacağını düşünür. maskesinin yok olacağını bilir. günümüz metropol kültüründe kişinin maskesiz olması, içinde bulunduğu sosyal topluluktan dışlanması anlamına gelir ki, bu dışlanma kişi üzerinde inanılmaz kuvvetli bir anksiyete yaratır.

    psikolojik defans mekanizmaları arasında en etkililerinden biri yönlendirmedir. kişi, duygularını esas bunları yaratan etkene değil de başka bir özneye yönlendirir. bu yönlendirmenin sebeplerinden biri kişinin duygularının esas kaynığını yaratan nesneyi sevmesi veya ona bağımlı olmasıdır. "köyden de köylülerden de nefret etmek" durumunda bu duyguyu yaratan esas etken kişinin kendi "özü"dür. doğallığı, gerçekliğidir.

    sonuç olarak, kişi içerisinde bulunmak istediği sosyal topluluktan atılma düşüncesinin üzerinde yarattığı stresi kendi özüne değil, köye ve köylüye yönlendirir. bu da yukarıda bahsedilen garip, iç burkucu, tüyleri kaldıran tiksinme/iğrenme durumunu ortaya çıkarır.
  6. kişinin benliğini unutmasıdır. her insan evladının kökü mutlaka köye dayanmaktadır. bunu unutup da ileri-geri konuşmak ya da işi nefret boyutlarına varana kadar sürdürmek komediden başka bir şey değildir. benlik kavramının yitirilmesi örneğini en güzel şekilde açıklar.

    köylülerden nefret etmek ise; ayrı bir mevzudur. kendi bildiğini okuyan, dar kalıplarda yetişen ve dediğim dedik insanlardan bahsediliyorsa şayet; sevmeme hadisesi nefrete varabilir. aslında; bu duyguyu nefrete dayandırmak doğru değildir. onları öyle kabul etmek daha doğrudur. ama; tamamen neyin ne olduğunu bilen, yontulabilen, misafirperver insanlardan bahsediliyorsa genelleme yapmak yanlıştır.
  7. ancak; hayatı boyunca hiç dalından koparıp çağala ( kayısının olmamış hali ) yememiş, buz gibi dereden su içmemiş, yeni doğmuş bir kuzuyu sevmemiş, hiç tanımadığı - bilmediği bir evin kapısını çalıp içeri girdikten sonra krallar gibi ağırlanmamış bir insanın söyleyebileceği bir cümle yada düşünce yada herneyse...
  1. 1