1. insanların tek eğlencesinin senede bir yapılan festivaller ve eşin dostun düğünleri olduğu bir coğrafyada,şehirden çok uzakta;muhtemelen birbirini 6 veya 7 aydır tanıyan iki insanın hayatını birleştirmesi..

    ön yargı ile gittiğim,oradaki insanların mütevaziliği,misafirperverliği ile kendimden utandığım,akşam üzeri başlayan sabah 4 e kadar benim de dahil olduğum düğün..4 yaşında ki küçük çocuktan,70 yaşındaki dedeye kadar herkesin aynı coşku ile belki ellerinde büyüttükleri,belki abi veya abla dedikleri,belki okula beraber gittikleri insanların bu mutlu günlerinde, herkesi mutlu etme çabaları..

    içkilerin içildiği,yemeklerin yenildiği,kendi öz kültüründen utanmayan insanların eğlendiği,insanların gerçekten eğlendiğini gören yaşlıların göğüslerini gururla kabarttıkları,''benim oğlumun düğünü herşey eksiksiz olmalı'' diye köyündeki tarlasını satan babanın haklı gururu..mahçup mahçup bakan genç kızlar,taze delikanlılar,ve neredeyse her yarım saatte bir ''lütfen bir isteğiniz var mı?''diye soran o güzelim teyzeler..
    damadın gözlerinde ki o mağrur ifade,gelinde ki o tatlı telaş..
    müzikle ilgilenen biri olarak benim daha önce hiç duymadığım o güzelim türküler..

    kısacası böyle kültürel zenginlikleri,böyle güzel,böyle misafirperver insanları olan bir ülkede yaşadığım için içimi kaplayan, tüylerimi diken diken eden o garip duygu..
    işte köy düğünleri..
  2. eskiden meydan ocağı diye bir olay yapılırdı köylerde,hıdırelelzdeki gibi köyün en büyük meydanına büyük bir ateş yakılır, üstünden köyün genci yaşlısı çoluğu çocuğu atlardı, ve büyük bir kalabalık da izlerdi. çocuklar için büyük eğlencedi o zamanlar *
  3. şehirde yaşayıp köyünden uzak biri için eşi dostu bir arada bulmanın en ilginç yolu.

    iç anadolu yöresi için;
    civar kasabalardan birinden bir korg,bir elektro sazcı ve bir solistten oluşan 3 kişilik,köy ahalisince sazcı olarak adlandırılan bir ekip çağırılır,düğünler genelde 3 gün sürer.

    ilk gün,gece geç saatlere kadar yarısı türkçe,yarısı kürtçe,bir kısmı ankara havası,yer yer hareketli yer yer dugusal çalışmalarla köy ahalisi halaydan köçeğe dilediğince eğlenir.izlemesi zevk verir insana.bir ressam gözü ile bakmanıza gerek yoktur.biraz gözlem yaptıkça aslında köyün bütün renklerinin içiçe olduğu bir tablo hemen göze batar zaten.

    ikinci gün konvoylar kurulur,köyden köye kız almaya gidilir,ondan evvel düğün yemeği vardır.düğün sahibine yardıma gelen gönüllü teyzeler kazanlarla pilav,et,sarma dolma yapar,bütün bir köyü ağırlarlarlar.daha neler neler yaşanır ki anlatmakla bitmez aslında.
    hava kararır,şehirden gelen bazı konuklar yanlarında silah getirmişlerdir,havaya sıkmaya başlarlar,dikkatlar onlara yönelir,uyarılırlar umursamazlar,kovulurlar gitmezler böyle böyle gider düğün.

    üçüncü gün takı töreni vardır,damadın fettan halası elinde bir defter kimin ne taktığını not eder.
    damadın dayısından bir altın bilezik,amcasından bir adet 50 ytl vs.
    bu not defterinin ayrı bir önemi vardır.zira o gün orda takı törenine katkıda bulunanların çoluk çocuğu yarın birgün evlenirse eğer,o günkü takının karşılığınca bir şey götürülmek zorundadır.
    bu işin böyle de bir mantığı varmış...aradan 20 küsür yıl geçtikten sonra bile bu tarz hediyelerin değeri unutulmaz.babaanne babanın düğününde kimlerin ne taktığını üç aşağı beş yukarı hatırlar.sorsan hatırlamaz ama zorlasan bir kaç tane sayar.

    saat gece bire dayanınca,evli evine köylü köyüne dağılır gider.yaz zamanıdır.yeni bir düğün ha olmuştur,ha olacaktır zaten.

    (bkz: duygu sağanağı)
  4. en meşhurlarından biri çerkez düğünleridir. müzikleri de, dansları da kendi gençlerine aittir. yumurta filminde de görebilirsiniz.