|
|
- ara sıra maruz kaldığımız, "günümüz toplumunda işkence yok" diyenlere mis gibi bir el hareketi eşiğinde "nah yok !" diye cevap vermemi sağlayan durum.
erken yatılmamış bir gece, ve doğal olarak iyi alınamamış bir uyku sonucunda kan çanağı halinde olan ve çapaklardan yarısına yakını kapanmış gözü ile etrafı incelemeye, ya da en azından önünü görmeye çabalayarak ortalıkta gezen sahipsiz yazarların başına, sabah - öğle - akşam , okulda - dışarıda ayrımı gözetmeden her an gelebilecek ve kesinlikle önlem alması gereken tehlike. bir doğal afet, vakti belli değil, bıraktığı hasar büyük, kalıcı ve unutulmaz.
kantinde, arkadaşları ile oturaner kişinin yanına gelen kötü espri yapan çocuk, muhabbetin şakadanak orta yerine konar. "selam, naber" den öte, pek muhabbet ettiğiniz bir tip de değildir, ama şimdi kalk diyemessin ki çocuğa, gelmiş oturmuş. çaylar sigaralar ve güzel esprilerle örülü diyaloglar havalarda uçuşurken ve kimse kötü espri yapan çocuğu skine takmazken, önemsenmemenin verdiği eziklikten olsa gerek, kötü espri yapan çocuk ufak çaplı bir kendini kanıtlama ihtiyacı duyar. kendini, bu güzel esprili ortama kabul ettirmeli, elemanların günlerce onun esprilerinden bahsetmelerini sağlamalıdır. elemanlar daha gardını almadan ardı ardına patlatmaya başlar bombaları ;
- abi üflemeyin şu sigara dumanını suratıma ya..
- ya bahadır, abi sen de işi yokuşa sürüyorsun hep ya..
- anlamadım abi ya, nasıl?
- olm işiyo, kuşa sürüyosun müehehe
- hm..
- süperdi ya, abi cem yılmaz'ın cdlerden izledim ben bunu, o daha bi güzel yapıyor da normalde, ha unutmamışken bora, kanka, 4. sınıflardan emel seni soruyordu demin abi.
- hayrola abi hangi emel?
- html muahahah
- hmm..
- abi o değil de, geçen tem otoyoluna muz düşmüş ya, ne olmuş dersin lam erdem?
- ben bişey diyemem de abi, ne olmuş?
- temmuz olm temmuz muhauhauha
- hmmm...
evet, anlaşılabileceği gibi kantinde yüzlerce kişinin gözleri önünde, bir grup temiz, espritüel genç katledilmekte, kimsenin ruhu bile duymamaktadır. gençlerden biri "beyler ben bir tuvalete gidiyorum" diyerek masadan koşarak uzaklaşır. hemen tuvalete gider, elini yüzünü yıkar, hayattaki mutlu anılarından bir kaçını düşünerek umut bulmaya, yaşama sevincini tekrar kazanmaya çalışır. kendine geldikten sonra masada kalan diğer 2 kurbandan bir tanesinin telefonunu arar :
"şş salak, konuşma! kanka sakın çaktırma kız arkadaşınmışım ayağına yat, konuşucam bahanesiyle kop ortamdan" der.
şanslı kurbanımız da :
"abi benim kız arıyor da, durumlar da bu aralar biraz kötü, ben bi dışarı çıkıp konuşayım şunla"
diyerek ortamdan siktir olur. geriye kalan zavallının durumu içler acısıdır. elinde telefon dışarı yürüyen arkadaşının ardından küçük emrah gibi bakakalır. satılmıştır, dışlanmıştır, yüz üstü bırakılmıştır.
"eve gidelim de ağzınıza sıçayım ben sizin ibnetorlar" diye geçirir içinden, ve mırıldanarak, kısa ve acısız bir ölüm için tanrıya dua eder..
evde ölüm sessizliği hakimdir...
erdem duvara hafif tempoda kafa atmakta, bahadır kulağını kaşıyıp parmağındakileri yalamakta, son kalan kurban bora ise dudağına götürdüğü parmaklarıyla
-brübrübrübürü yapmaktadır.
- (bkz: selami şahin ile aynı hücreyi paylaşmak)
- kötüdür. kaçın, meksika sınırını geçin. artık özgürsünüz.
- özellikle espri kabiliyetinden kendisi de emin değilse "nasıldı" sorusuyla tasdik arayışına girebilen türleri de mevcuttur.
ne nasıl dı abicim , bunun performans ölçümü mü olur? sevişiyor muyuz?
|