toplumdaki çarpıklıklar yüzünden, aile problemleri yüzünden, şiddetten veya cinsel istismar yüzünden sokaklara düşmüş ve soğuktan ,parasızlıktan korunmak için elindeki tinere sıkı sıkı sarılmış, sıcak evinde önünde çayı kahvesi olan yazarlar tarafından taşak geçilmeye çalışan yazarlardır.
balıkçı teknesinden yazan evsiz yazarlargibi sıcak bir yuvaya hasret yazarlar olmakla beraber bilumum uçucu kimyasalla ilgili profesörleri şaşırtacak bilgiye sahip oldukları tehmin edilmektedir.
parasızlıktan korunmak için elindeki tinere, cetvele, ve pergele sıkı sıkıya sarılmış yazardır. bunlara sarılınca parasızlığı geçer, bütün dertlerini unutarak o serçe gibi pıt pıt atan yüreği huzurla dolar. daha sonra yolsuz kalır, tiner ve bally almak için yollara düşer. temiz yüzlü bir bayan görür, savunmasız olduğunu anlar ve ondan para ister, kız vermeyince cebinden çıkardığı küflü minicik bıçağını takıverir kızın karnına. yüreği yine pıt pıt atarak oradan uzaklaşır.
köprü altında laptonu eline alıp wirelessın tadını çıkaran yazarlar. ha tabii şöyle de sorulabilir: kardeşim laptop alıcak paran var niye hala köprü altındasın:
abi, öyle deme abi bali bulamadım, aldığım 404 de bir milyonuncuymuş, hediye yani.
- hayrola halit neyin var?
- ...
- anlat hadi sorun ne?
- hiç abi yaa.
- yok yok var sende bişey.
- selülozik tiner hakkında yazdığım giriye eksi vermişler, vereni bi buluyum takacam falçatayı.
- şiit abi kıza bak kızaaa, nasılda salına salına yürüyor.
- bu köprünün altından çok sular aktı garipcan.
- ne köprüsü ne suyu?
- dalmışım bi an. neyse... koz neydi?