ortaokul spor derslerinin cinsel aktivitesi. şöyle oluyor:
bu köprü denen vücut hareketi işin özünde zor, ancak vücuttaki çıkıntıların (erkekler için (bkz: penis); kızlar için (bkz: göğüs)) zamanın modası daracık eşofmanlardan görünmesine sebebiyet veren bir hareketti. o zamanlar bunu hocalara dile getiremeyecek kadar da utangaç olduğumuzdan kızlı erkekli beraberce bu hareketi yapardık. sonra işin aslında faydalı yanını da öğrendik. karşı cins vücudunu bir nebze de olsa tanımak...
biz erkekler köprü kurarken kızlar karşıya geçer, erkeklerin penislerinin büyüklüğü hakkında yorum yaparlardı:
-ahmet'inki büyükmüş... oha!
-hihi. seliminkine bak. ufacık. bamya ayol...
sonra sıra kızlara gelir, erkekler bu sefer kızların göğüsleri hakkında yorum yaparlardı:
+lan filiz'in memelere bak. taş gibi lan!
+oğlum özgül sütyen takmamııış. uçlarına bak!
bu spor aktivitesi sayesinde taze, körpe gençlik, karşı cinsin cinsel organlarını eşofman altından olsa da tanıma şansını yakalardı.
güzeldi o zamanlar. sonra açıktan açığa görünce aynı tat yakalanmıyor**.
ayşe kulin'in başarılı bulduğum kitaplarından birisidir. rahmetli recep yazıcıoğlu'nun erzincan'ın valisi iken kemaliye'ye yaptırmak için uğraş verdiği köprünün hikayesidir. başbağlar katliamını da içeren ve okunması gereken bir kitaptır.
ayşe kulin'in recep yazıcıoğluı'nun hayatını anlattığı kitaptır. şu sıralar star tvde dizisi oyamaktadır. ulaşımsızlığın insanların hayatını nasıl mahvettiğini, pkk'nın orada yaşayan insanlara yaptığı eziyetleri ve recep yazıcıoğlu'nun çaba larını bulabilirsiniz kitapta. kitabı arattığınızda karşınıza şu sözler çıkmaktadır.
"bu kitap, olağanüstü bir bürokratın, otuz yıl bekledikten sonra kavuşulan bir köprünün ve doğunun töreye teslim olmuş insanlarının öyküsünü anlatmaktadır."
kısa süreliğine ülkesine dönmüş ve türkçe kitaba susamış birisi olarak rastgele seçtiğim iki kitaptan birisiydi ayşe kulin'in bu kitabı. recep yazıcıoğlu ile ilgili olması ve ayşe kulin'in bu tarz romanlardaki başarısıydı alma sebebim, ne dizisinden ne de konusundan haberdar değildim. evet bitmesine üzüleceğiniz, ne çabuk bitti diyeceğiniz kitaplardan biri bu. ama bir fazlası daha var, sonuna geldiğinizde gözünüzden bir damla yaş düşebilir. hayır, kötü bir sonla bitmiyor, ama ağlatıyor işte, konuşturmuş ustalığını ayşe kulin.
sevgili
yetmiyor 'sevgili' sözü
tek başına. karşılamıyor
içimi dolduran duyguyu.
oysa ben 'sevgili'
derken neler
düşünüyorum bilsen.
sonsuz, bir güneş
bir yudum rakı
çiçeğe durmuş ince bir
bahar dalı
oğlumun sıcak yanağı
anamın acılı gözleri
babamın tütün kokan eli
evimizdeki kuş
yarının güzel günleri.
anlatılması güç binlerce
duygu ve sen...
işte sen
beni hayata bağlayan
en güzel köprüsün;
köprülerin en güzelisin.
sevgilim... güzelim...
insanı yaşatan
içimizdeki hayat böceğidir.
o ölürse
hayatımızın da tadı biter.
o sakın ölmesin
yaşat onu.
çekimlerinin eskişehir'de yapıldığı; ancak konusunun erzincan'da geçtiği dizi. dün akşam itibariyle dizi sezonun final bölümünü yayınlamış, yaz tatiline girmiştir. vali vurulmuş, şamil de ölmüştür.
özlemlerinle yıllarca yanarak
sözüm ona sen böyle birşey aradın
duygularınsa çocuktu üç yaşında
kaçıp kovalanmaktı heyecanların..
bense kurulduğunu sanıyordum köprülerin
içimde sevinci vardı sağlıklı sevgilerin..
oysa eskilerden tek farkı bu kandırmacanın
daha akıllı ve hesaplı olmasıydı..
ayşe kulin'in köprü adlı eserinden uyarlanan, ancak ilerleyen bölümlerde ayakta kalabilmesi için aşk hikayeleri anlatmaya başlayan dizidir. aslında kaliteli bir dizidir ama her şeyden önce reyting yapalım derken, merhum recep yazıcıoğlu'na haksızlık yapmaması gerekir. şu ana kadar öyle bir durum olmadı dileriz aynı kalitede devam ederler.
(bkz: severek izliyoruz)