merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.

köpük balon

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  1. çocukluktan kalan en eğlenceli oyuncaklardan biridir. aslında oyuncak bile sayılmaz belki de, silindir bir kabın içinde bulunan deterjan ve su karışımından ve balon yapmaya yarayan plastik, ucunda bir halka bulunan bir çubuktan (kesin bir adı vardır ama ben bilmiyorum) ibarettir. ama pek çok oyuncaktan daha zevklidir. her yere o deterjanlı suyu damlata damlata köpükten balonlar yapmanın keyfi hiç bir şeyde yoktur. bir üfleyişte onlarca balon yapılır, havada süzülmeleri hayranlıkla izlenir. evde oynanması yasak oyuncaklardan biridir (anneler hiç sevmez yerdeki deterjan lekelerini) ama sokakta, parkta, bahçede oynamak için idealdir. rüzgarın, güneşin sayesinde köpük balonlar daha çok uçarlar, daha çok parlarlar.

    ama eninde sonunda o deterjanlı su biter, anneye gidilir, safça 'anneeee içine biz deterjanlı su koyalım' denir. anne ilk başta 'olmaz, her yer kirlenecek, hem zaten o balonlar gibi olmaz' der. 'ya olur, su doldururuz, biraz da bulaşık deterjanı, ya da şampuan, çalkalarız, yeniden oynarım. ' anne bu sefer 'tamam' der. önce su, sonra da bulaşık deterjanı konur kaba, büyük bir hevesle çalkanır ama ne yazık ki ev yapımı köpük balonlar hiç de o ilk baştaki köpük balonlar gibi değildir. balonlar daha küçüktür, daha az uçarlar, hemen patlarlar. şampuanla yapılan deneme de hayalkırıklığı yaratır. anlaşılır ki, şampuan ve bulaşık deterjanı sadece evde baş parmakla işaret parmak birleştirilerek yapılan köpük balonlarda işe yaramaktadır. o eğlence o küçük silindirle kapla sınırlıdır. o yüzden ilk görüldüğü yerde anneden bir daha istenir, kapağı açılır, püüüfff püüüfff, ta ki bitene kadar.

    o oyuncakların içinde farklı ne var da balonlar böyle güzel oluyor bilemiyorum ama onlarla oynamak hala çok eğlenceli. *
  2. hortumvari plastiğin içine üflenerek, deterjanlı suyun balon yapılması suretiyle oranın buranın ıslatıldığı ve sonuçta azar işitilmesine neden olan oyun. bazı durumlarda, saf arkadaşlar tarafından * üflenilmesi gereken deterjan karışımı yutulmak suretiyle enteresan hastane maceralarına da neden olabilmektedir.
  3. bunun silahı çıktı şimdi. basıyolar tetiğe, milyon tane çıkıyo. özellikle yolu eminönü tarafına düşenler bilir ve o sınırları geçene kadar 10 defa içinden küfreder o satıcılara. her yerdeler çünkü.

    hakkaten merak ediyorum, böyle bir aleti kullanmaktan ne zevk alır çocuk. çocuk dediğin, deterjanlı suyu kendisi hazırladıktan sonra kutusuna doldurup, sonra da elindeki aparatı içine daldırıp üflemekten zevk alır. hatta yarışır arkadaşıyla kim daha büyük köpük çıkartacak diye.

    bunu üreten denyolara soruyorum: çocukların hayatını neden kolaylaştırırsınız lan ? bugün bunu yaptınız, yarın da " kullanılmış sapan ve ense kökündeki acıyla irkilmiş adam" mı satacaksınız kampanyayla. birini alana diğeri bedava diye. çocuk ulan bu çocuk. bırak kendisi bişey üretsin. biz böyle gördük.

    kardeşim var benim, gün olur da bu aletten isterse sıçarım bacağına. koyarım önüne deterjanla suyu, kendin yap derim. haaa, bi şartla alırım. 3 gün içinde köpükleri dağıtmadan vanguard yazacaksın derim, yazamazsa camdan atarım. aleti lan kızı değil.

    bu kadar.
  4. şimdilerde sokaklarda satıcılığını yaptıkları o güzelim eğlence aparatından tek bir tuşa basarak içinden saniyede birden fazla balon çıkartıp, sonra da bunun çocuklar tarafından beğenilmesi bekleniyor. beğenilmiyor da değil ama yalnızca zamane çocukları tarafından ilgiyle karşılanıyor. eskiden bu güzelim aparatın çalışması için kimyasal deneyler yaparcasına içine konulacak deterjan-su karışım oranının optimumu bulması için onlarca deneme yapılırdı. sonra da doğru hızda ve sitilde üflemek için şekilden şekile girilirdi. ancak zamane çocukları bunlardan bihaber elbette. yoksa onların da bu yeni nesil endüstri harikası oyuncağı almak istemeyeceklerinden eminim.

    keşke geri gelsen 90'lı yıllar ve onun tamamen mekanik oyuncakları!
  5. bir çocuğun hayallerini içine koyarak özgürleştirdiği saklama kaplarıdır sabun köpüğüne üflenerek şişirilen köpük balonlar, kimi zaman akşam yemeğinden sonra babanın yardımı ile el ve ağız yıkanırken dudaklarla, kimi zaman da suya karıştırılan bulaşık deterjanına, diğer ufak dostlarla birlikte balkonda, annenin çamaşır mandalları yardımı ile üflenerek oluşturulan, gökkuşağı rengindeki yüzlerce irili ufaklı ve her biri bir diğerinden farklı, renkli, kokulu, mutlu hayaller, düşler, istek ve planlar ama en çok da hava dolu, bazen en uzağa bazen en yükseğe ulaştırılmaya çalışılan ve patlayana kadar arkasından bakılan ya da koşarak yakalanmaya çabalanan içi boş ama dop dolu bir çocukluktur ve balon üreticisinin tek sorumluluğu en büyük balonu şişirerek, en yükseğe ve böylelikle en uzağa ulaşarak, o balonla dünyayı gezmektir, üstelik 80 gün gibi uzun bir süreye bile ihtiyaç duymadan, kaybetme ve düşme korkusu hissetmeden, yaşayarak, ter sırtında soğuyarak ve canı acıdığında, kendi düşenin ağlamayacağı genellemesine inatla her seferinde daha şiddetli ağlayarak ve her gün bir masumiyetini kaybederek büyümektir çünkü artık elini ağzını kendi başına yıkama zamanı gelmiştir ve mandallar oynamak için fazla sıkıcıdır, hayaller baloncuklara sığmaz, sığsa balon onu kaldıramaz, kaldırsa uzaklaşamaz ve patlar, üstelik peşinden koşup onu yakalamaya çalışmak da anlamsızdır çünkü büyükleri bir kere demiştir ki elde edilmez hiçbir hayal böyle ve bu sayede rüyaların olağan şekilde gerçekleşmeyebileceği ihtimali dolaşmaya başlar damarlarında ve çocuk hayatın artık patlayan bir köpükten ibaret olduğunu kabullenir, üfleyerek köpük yapmaktan vazgeçer.
  6. köpük yapan oyuncak, çakal bir girişimcinin ürünü olmakla beraber, nesillerden beridir ev yapımı versiyonuyla geleceğe umutla bakan türk çocuklarının ayda yılda bir takıldıkları bir oyuncağın endüstriyel tezgahtan geçmiş çeşididir. sabun, şampuan, bulaşık deterjanı gibi kimyasalların çıkardığı baloncuklar hepimizin bildiği gibi tüm insanoğlunun hoşuna giden şeylerdir. havada uçuşan ovalimsi ve tek dokunuşla yok olan bu köpüklerin hayat döngüsünün devamlılığı ve aynı zamanda yaşamın faniliğini simgelemesi nedeniyle bu ilgiye mazhar olduğunu söylemek bence pek saçma bir şey olur çünkü bu durumun sebebi köpük baloncuğun güzel ve komik bir şey olmasıdır.


    kapağındaki dandik labirenti unutmayalım.
    bulaşık makinesinin eve giremeyecek kadar pahalı olduğu veya bulaşık makinelerinin tencereleri yıkayacak biçimde evrimleşmediği zamanlarda, bulaşık yıkayan annesinden bir miktar köpüklü sıvı aşırıp metal veya plastik çember şeklindeki bir nesneyle köpük çıkartmayan kaç kişi vardır aramızda? halının üstünde patlamadan duran kocaman baloncuğa hayretle bakıp kimsenin şahit olamayacağı bir ana şahit olmanın verdiği ayrıcalık hissini kaçımız tatmadık?
    doksanlarda işportacılar, kırtasiyeler ve süpermarketler aracılığıyla hayatımıza giren köpük yapan oyuncak (ya da adı her neyse) sülalesini eşekler kovalayası kapitalizmin ihtiyaç yaratma stratejisinin en somut örneklerinden biriydi. piyasaya çıktığı gibi popülerliği yakalamıştı bu basit oyuncak. başarısının sırrı da basitti: silindirdeki kimyasal karışım, kapağa bağlı halkada birikir, bize de üfleyerek janjanlı köpükler yaratmak düşerdi. en büyük korkumuz bu sıvının bitmesi olduğundan bir miktar köpük ürettikten sonra “tamam, bu kadar yeter şimdilik” denir ve kapağı kapatılırdı. üreticiler de bu anın geleceğini sezmiş olacak ki kapağın tepesine ufak bir labirent ile küçücük metal bir bilye koymuş, köpük harcamak istemediğimiz anlarda bu bilyeyi hedefe ulaştırmamızı salık vererek bizleri aynı oyuncakla mümkün olduğunca fazla oyalamak istemişlerdi.

    fakat korkunun ecele faydası yoktu, oyuncağın içindeki o özel köpük yapma sıvısı er ya da geç biterdi. işte bu noktada pratik zekalı (veya “her seferinde buna para mı verilir ayol?” diye haklı serzenişlerdeki) annelerimiz işe müdahil olur ve gerek bulaşık deterjanı, gerek şampuan, bazen de her ikisinin (formülleri kendilerinde saklı kalmak üzere) özel bir karışımını hazırlar, suyla yoğunluğunu açıp oyuncağımıza doldururdu. küçük dünyamızın büyük eğlencesi ise böylece baştan başlayıp sonsuzluğa uzanırdı. ancak herkes bilir ki annemizin başarılı solüsyonu bile orijinalinin yerini tutmazdı, köpükler yeterince büyümez, hemen patlardı. zaten parmaklarımıza bulaştığında verdiği o kaygan his bile farklıydı…


    köpük üretiminde oyuncakçılığın pik yaptığı zamazingo: köpük tabancası
    köpüğe olan tutkunun meyvelerinin azını yemekle doymayan sanayi çarkı bir sonraki adım olarak köpük tabancasını yarattı. köpük tabancası, çember ve köpük yaratan kimyasal solüsyonu hazır bir şekilde temin etmekle kalmayıp çemberin içine üflemenin zevkini de çocukların elinden alma küstahlığına düşmüştür. sanki amaç daha kısa sürede, daha fazla köpük baloncuk yapmakmışcasına bu basit zevki optimal üretim stratejisinden doğan bir çirkin bir silaha çevirmiştir.

    yine 90'larda çıkan bir kitap olan “şeytan’ın fısıldadıkları”nın yazarı emre yılmaz kitabında, kapitalizme karşı verilecek en büyük mücadelelerden birinin insanın “sırtını bir ağaca dayayıp yüzünü güneşe çevirmesidir” der. çünkü en basit zevklerden ve en ufak bir boş zamandan bile nemalanmak isteyen çağımızın üreticileri kişiyi dinlenme/eğlenme zamanında bile tüketmeye sevk eder.

    (alıntıdır haa!)