elimde kahve fincanı, gecenin bu saatinde aklıma düşmüş yazardır.
uyandırmaya kıyabilsem arayacağım.
uzun zamandır görmüyor falan da değilim, daha dün akşam birkaç gün daha kal, lütfen gitme! diye dil döküyordum.
inat etti kalmadı…
hiç mi insaf yok sen de…
huysuzum biliyorum…
ve ben bu kahveyi seninle içmeyi inan çok özlüyorum…
antalya kaleiçi' nin ve belki de antalya' nın en iyi mekanı. ses sistemi yönüyle olsun, temizliğiyle olsun, fiyatlarıyla olsun mükemmeldir. tek zaafları ise havalandırma sistemlerinin zayıflığıdır ki duyumlarımıza göre yakında bu da halledilecektir.
kaleiçinde çabuk parlamış ve sönmüş mekandır. kareoke mareoke derken kısa sürede sükse yapan mekan fiyatları artırmakta gecikmemiş, üstelik masa ücretidir, yeterince bira içilmemektedir gibi saçma sapan club geleneklerini, bu mekana gelen ve clubberlikle alakası olmayan kişilere dayatmıştır. yolları açık olsundur ben ise daha da olsa gelmem.
gök gürültülü ve sağanak yağışlı havalarda âşık olması muhtemel yazar.
e aşkın doğası gereği, bu şiddetli yağmurunda temmuz ortasına gelmesi tarafımdan beklenen bir şeydi. şaşırdığım nokta şudur ki; yıllardır hayatımda kulak tıkadığım, didiştiğim sağduyu ol, sonra tut şu sinir bozucu yaz sıcağında doluya yakalan.
sabah sekizde cıvıl cıvıl bir sesle, tesadüflerden bahsediyor bana… ha ha ha…
olacak iş değil…
tüm randevularımı iptal ettim, sana şemsiye aldım, acilen oraya geliyorum. birde benim yüzüme anlat bakalım şu sağanak olayını, hazır burada da hava kapamışken…