dış sesin filmde çok önemli bir yer tuttuğu 2 erkek 1 kadın ilişkisini çok güzel anlatan unutulmaz film.
filmde aynı kadını seven iki çok iyi dost anlatılmaktadır.birinci dünya savaşının gölgesinde başlayan bu dostluk birinin alman birinin fransız olması neticesiyle bir süre uzak kalmalarıyla devam eder.bu sırada jules, catherine ile evlenmiştir.ancak jim'in catherine olan aşkı ve catherine'nin davranışları, bu üçlünün aşkı sorgulamasına neden olur. le tourbillon de la vie adlı şarkıyla ölümsüzleşen bu filmde en ilgi çekici olan diyaloglardır.izleyiciyi sanki bir kitap okuyormuşçasına büyüleyen bu filmin açılışında şöyle denir:
vanilla sky da jim in catherine le paris sokaklarında yürüyüşünü andıran sahneler vardır. penelope cruz catherine e benzetilir. ayrıca tom cruise un evinde bir de jules et jim in film afişi vardır.
senaryosu çok iyi yazılmış cümleleri özenle seçilmiş bir film. özellikle jim'in meslek seçimini anlatırken konuşulan diyaloglar çok iyidir.
jim mesleğini anlatmaktadır.
okulda profesörü ne olacaksın diye kendisine sorduğunda "diplomat olacağım." der. hocası "bir servetin var mı?"der. jim "hayır, yok" der. "yalana kaçmadan soyadına ünlü bir isim ekleyebilir misin" der hocası. "hayır" der jim. "öyleyse diplomatlıktan vazgeç" der hocası. "peki o zaman ne olmalıyım?" diye sorar jim.
meraklı ol" der hocası. "bu bir meslek değil ki." der jim. "henüz değil, seyahat et, yaz, tercüme yap. her yerde yaşamayı öğren. hemen şimdi başla. gelecek profesyonel meraklılarındır. fransızlar çok uzun süre sınırlarının içinde kapalı kaldılar. kaçamaklarının masraflarını karşılayacak birtakım gazeteleri mutlaka bulursun." der hocası.
bir hocadan hayat dersleri diye buna denir heralde...
spoiler
iki iyi arkadaş ve çok güzel bir kadın. siyah-beyaz bir anlatımda aşkın tüm renklerinin tek tek seçilebildiği hüzünlü bir film. jim'in aşkı jules'e göre daha sönük kalmış diye düşünürken, ikinci seyretmem de bunun bilinçli olarak yapıldığını şu diyalogla fark edebildim:
jim: sizin catherine ile geçirdiğiniz yılları kıskanıyorum ve bazen beni kıskanmadığınız için sizden nefret ediyorum. spoiler
amelie ile öpüşme sahnesinde camda duran sineği fark edip, tekrar seyrettiğim; kendinden sonra ki tüm fransız yeni dalga filmlerini etkilemiş truffaut filmi.
sinema tarihinde genellikle erkek karakterlerin yaşadığı çok eşli ilişkilerin benzerine bu filmde jeanne moreau'nun canlandırdığı catherine karakterinin sahip olması, jules ve jim ile bir nevi menage a trois yaşaması sebebiyle özellikle erkek izleyicilerin filmdeki ilişkileri yadırgadıklarını gözlemlediğim, cinsiyet ayrımı üzerine düşüncelere sevk eden bir film.
jules, jime "catherine ile evlenirsen onu görürürm hep yoksa gitmesine dayanamam" derken, içimden "aşk budur iste" dediğim film, ayrıca jim ile catherina ilk öpüşecekleri anda arkaplanda ki camda yürüyen böcek, "truffaut"nun sinema tekniğini tam anlamıyla ortaya çıkartabilen bir sahnedir, aşk üzerine kurulu olan fransız yeni dalga sinemasının en başarılı örneklerinden biri, belki de en iyisi