diyaloglarını günlük hayattan kurduğu için gerçekten insana o havayı teneffüs ettiren yazar. kendisinin çağrışım konusunda beyin kıvrımlarının fazladan virajlı olduğunu düşünmekteyim bu da ona fazladan hazırcevaplılık yetisi kazandırıyor. başarılarının devamını dileriz...
diyaloglarıyla umut sarıkaya, yiğit özgür ve nasreddin hoca* karışımı bir tat veren yazar. beyni artık o kadar kıvrımlaşmıştır ki, kıvrımlar içiçe geçmiş, her sinir ucu diğer bütün sinir uçlarıyla temas etmeye başlamıştır. kuantum bilgisayarı nedir diye soran olursa, jugis nomen'dir diyebilirim.
girilerini eksilemekten yorulduğum bir sözlükçüdür.
ama sözlükten önce de, bir 10 sene kadar önceden gelen bir tanışıklık var sanırım, hayal meyal hatırlarım bu adamı; arkadaşın arkadaşı denilen cinstendi evet. iyi age of oynayan ufak tefek bir insan evladıydı hatıralarda (2 metre filan). sonra küçük dünyada gelmiş sözlüğe kaydolmuş, yazmış etmiş, denk gelmişiz sonra, varlığından bi haberdim o sesini çıkarana kadar. "aa liseden bi insan" deyip taramış helal olsun bulmuş beni. tanıştık ettik tekrar sıfırdan; kaybolmuş bir dream theater fanıymış meğersem, awesome sololar atabilen cinsinden başarılı bir gitar yeteneği de varmış bunu öğrendim, hayranlığım kat kat arttı. girilerindeki geyik, espri vs yeteneği okuduğu dergilerde saklı olsa gerek, takip edilesi insandır, geyiktir , yarıp yarmalar, ayrıca "hayvan gibi de resim çizebiliyordur herhalde" diye tahmin ediyorum. öyledir böyledir, güzeldir. sevin bu adamı derim, dedim.
kendileri kuzenim olur beni bu sözlük olayına girmemde cesaretlendirende kendisidir.sağlam gitaristtir.bana özenerek başlamasına rağmen şu an bana koymuş durumdadır.her ne kadar boyu uzun geçinmeme rağmen kendisine kafamı yukarı dikip bakarım.kendisinden 1.5 yaş kucuk olmamın ezikliğini ömrüm boyunca bayram seromonilerinde çekmişimdir yine çok severim kendilerini...
duruşu, tavrı, konuşması ile hayran olduğum adamdır. çok sevdim çok.
edit: yalnız kendisi o enteresan koltukta ileri-geri hareket ederken çıkan osurukvari seslerin kaynağını araştırmaları için bir ekip gönderdim, sonuç pek iç açıcı değil. hayır yani, görevlendirdiğim arkadaşların bana ilk tepkisi "abi tamam araştırıcaz da, bu adam niye koltukta ileri-geri hareket ediyordu ki?.." oldu. güldüm öyle.
görevlendirdiğim arkadaşların işlerini iyi yapabilmeleri için objektif davranmalarını, görüşlerini tek bir raporda değil de, her birinin görüşlerini ayrı ayrı incelemek istedim.
bana ulaşan ilk raporda, jugis nomen'in giydiği kot pantolon ile zirvedeki diğer insanların giydiği pantolon arasında kumaş, işleniş farkının bulunduğu, bu sebepten ötürü kumaşın koltuk ile sürtünmesini müteakip o garip sesin çıktığı belirtiliyordu.
bir diğer raporda ise, sesin "jugis nomen'in psikolojisinin dışa vurumu" olduğu belirtiliyor, bu nedenle sesin koltuk veya kot pantolon ile herhangi bir alakasının olmadığı söyleniyordu (ne lan bu).
son rapordaysa, jugis nomen'in tamamiyle ibnelik için geğirmek gibi hayvansı bir yeteneğinin bulunduğu ve bu yeteneğini henüz tanımadığı insanların arasında sergilemekten utandığı için midesinde biriken-dolayısıyla da ağrı yapan gazı çaktırmadan saldığı, sonra da "olum koltuktan geliyo lan ehe ehe" diye kıvırmaya çalıştığı söyleniyordu.
bana son rapor daha inandırıcı geldi. bilmiyorum artık.
benim yanımda gezmese iyi olacak adam.komplekse sokar bu insanı. eğer güneşimi kesmeye devam ederse uçan kafa atacağım kendisine(baya bi uçacağım tabi...)
geğirmesini bile hayranlıkla takip ettiğim, "abi ne güzel brutal vokal yapıyosun sen ya" diyip, kendisinden "ne vokali lan, geğirdik işte" cevabını aldığım geyik-i muhterem.
tanıdığım en kasıntısız,rahat adamlardan biri.bunu nerden mi anladım anlatayım efenim..
stüdyo için buluştuğumuzda karnı aç olan bu şahsiyet midye tavaları götürdükten sonra "ööaarrk" efektiyle geğirerek yan masadaki teyzeleri kaçırtmıştır. sonraki bir saat içerisinde elektro gitarla türlü atraksiyonlar yapıp götümüzü düşürmüş,yetmemiş gibi davul,bass gitar ve klavyeye de el atmış çok işlevli bir müzisyen olduğunu gösterdikten sonra içtiğimiz mekanda attığı geğirik solosuyla yiyişen çiftlerin konsantresini bozmuştur.
ahanda buradan anladım.
zirvedeki koltuk numarasını kınım kınım kınadım yalnız.açıkça ossurduğunu söylese daha iyiydi..
lisede cılız ve epey uzun iken şu an iri yarı ve upuzun olan eski arkadaş. ama alnında kafasını kapının üstüne çarpmaya dair bir iz belirti yok. bu yüzde estetik mi yapıyor diye düşündüğüm gökdelen.
dev şahsiyet++'dır kendisi..benim bile bu boyla, bu cüsse (neyse artık cüssem) ile "höh maşallah be abicim!!" dediğim bir insandır..akustik zirvesindeki etkileyici performansı ile akıllarda yer etmiştir..distortionu bol günler dilerim kendisine..
beğenerek okuduğum bir büyüğümdür kendisi (boy olarak).
içindeki çocuğu yaşatmayı başarmış, dışındaki devi ise öldürmeyi başaramamış; başarılı yazar, komik insan, dost canlısı, cinayet zanlısı, akıllara zarar bir adam.
insan görünce şaşırabilir sert bir adam bekleyebilir ister istemez ama jugis'in boyuyla orantılı bir ağzı, dolayısıyla da kocaman bir gülüşü var..o güldümüydü gözleri kısılıyor, kar beyaz 32 dişi ortaya çıkıyor ve gözlerimiz kamaşıyor..(fonda bağlama solosu düşünülürse daha bir manidar olur)
garabet bir tesadüf sonrası sözlükte bulduğum lisedaş-yarım torundur.(valla fiziğiyle ilgili bişiy söylemiycem). ulaştığı son nokta itibariyle kendisinin dünya için kanserli bir hücre olduğunu düşünüyorum. (vay dengesiz..hani söylemiycektin lan bişiy?)
joe satriani'den sonra en çok örnek aldığım rumen gitarist. jugis "petruccu" nomen. sinirlenince portnoy oluyor.
bundan başka geçenlerde geldi, baktım biraz dertli. "hep ebatlarım öne sürülüyor, sanatımla öne çıkmak istiyorum" dedi. üzülme dedim, ben ayakta durayım sen de otur omzuma yaslan ağla. "bak yine!" diye alevlendi, hıçkırıklarla bezeli gözyaşları içerisinde ivmelendi, karanlıkta kayboldu.
an itibari ile yan yana oturmakta olduğum,nesildaşım,karikatürist,efendi,saygılı ve epri anlayışının hat safhalarda seyrettiğini düşündüğüm, arkadaş olmaya aday olduğum insan.içten içe, "dilerim ki muhabbetimiz burda sınırlı kalmaz" dediğim insan..çizimleri gayet güzel ve ayrıntılı.bir bardak çay ile ilk adımı atmış bulunmaktayım.afiyet olsun...
4 gününü bana ayırmasıyla beni dünyanın en mutlu insanı yapan, hayatımın en güzel günlerini yaşatan , önümdeki bir seneyi hasretiyle geçireceğim sırma saçlı yarim...