görseller
jorge luis borgesjorge luis borges
jorge luis borgesjorge luis borges
belki ilginizi çeker
  1. · borges sendromu
  2. · anlar
  3. · borges sendromu
  4. · kum kitabı
  5. · anlar
  6. · sözlük yazarlarının hayat felsefeleri
  7. · bustos domecq
  8. · mühendislerin sevdiği yazarlar
  9. · babil kitaplığı
  10. · gölgeye övgü
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · prison brake
  3. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  4. · disko kralı
  5. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  6. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  7. · kedi keserek internette yayınlayan kız
  8. · leased line
  9. · döner tasche

jorge luis borges  

  1. tam adı, jorge luis borges'tir.1899'da buenos aires'te doğdu.1955'de peron devrilince arjantin ulusal kütüphanesi'nin müdürlüğüne getirildi.aynı yıl kalıtımsal bir hastalık yüzünden görme yeteneğini kaybetti.1961'de uluslararası yayıncılar ödülünü alması,dünya çapında tanınmasını sağladı.1986 yılında cenevre'de öldü.
    (rout, 23.05.2004 00:23 ~ 00:24)
  2. kendi yazdığı hikayeler hakkında,"öykü yazmayı göze alamayan,dolayısıyla da başkalarının masallarını bozup,çarpıtarak kendini eğlendiren utangaç bir delikanlının sorumsuz oyunları" demiş olan efsane yazar.
    (rout, 23.05.2004 00:28 ~ 04:43)
  3. nefis öykülerin yazarı güzel insan. "borges ve ben" isimli kitabı okumak lazım.
    (teşhiste temel bilgi, 07.12.2005 17:31)
  4. büyük bir ustadır kendisi. tuhaftır borges okumak. sıkılır gibi olursunuz en başta, "ağır gelecek galiba bu bana" der ve ağır tabir edilen eserler karşısında hissedilen o utangaç ezikliği duyumsarsınız. fakat, çabuk pes etmez de, birazcık dişinizi sıkarsanız şayet, çok geçmeden kapılıverirsiniz borges'in dünyasına. kısa süre sonra yakalar sizi ve kara delik gibi çeker içine. okunan her satırda, bir kez daha okuma isteği doğar içinizde. her kelimede " anlamıyorum! bu adam ne demek istiyor böyle?" ya da " aşar bu kitap beni!" dersiniz, en baştaki o ezikliği atamazsınız üzerinizden ama aslında biliyorsunuzdur; adamın ne demek istediğini de okuduğunuz her kelimeyi de gayet güzel anlıyor, öykülerde kendinizden izlere rastlıyor, muzip dili sayesinden gülümsüyor ve yavaş yavaş kendinizi borges felsefesine kaptırıyorsunuzdur. alışıyorsunuzdur...
    kitabın son sayfası da çevrildikten sonra, ruhunuza bir parça daha eklendiğini hissetmenizi sağlayan nadir ustalardan biridir borges.
    söylediklerimi pekiştirmesi açısından, kum kitabı'nın okunmasını tavsiye ederim.
    (guest8644, 28.08.2006 00:43)
  5. arjantin'in yetiştirdiği en önemli edebiyatçılardan biridir. ingiliz dili ve edebiyatını sular seller gibi okumuştur. büyük bir fikir adamı, entellektüeldir. "ben hayatı yaşamadım, okudum." demiştir. hayatı kitapların arasında geçmiştir.
    (melancholy man, 25.09.2007 23:20)
  6. kitaplarla arasında hastalıklı bir ilişki vardır. orhan pamuk öteki renkler kitabında borges i anlatırken "borges in beni" adlı otobiyografisinde, eski bir sevgilisinden bahseder gibi, don kişot un çok eski bir baskısından bahsedebildiğini söyler. borges in cennet hayali normal insanların cennet hayali gibi her isteğin karşılandığı sonsuz bir bahçe değil, sonsuz kitaba sahip bir kütüphanedir.

    cennet hayaline kısmen ve biraz ironik de olsa yaşarken - kör olmuştur borges - kavuşmuştur.

    "bir şiirimde, bana aynı anda hem sekiz yüz bin kitabı, hem de karanlığı bahşeden tanrı nın bu olağanüstü ironisine değinmeden edememiştim" yazmıştı otobiyografisinde.

    paradokslarla, aynalarla, kumkitaplarıyla, sonsuz labirentlerle, unutulmuş dillerle ördüğü öykülerinin yanında, biyografisinde kurduğu cümlelerle, aslında istediği her şeyi yazabileceğini de açıkça gösterir.

    "elbette, bütün genç insanlar gibi, ben de elimden geldiğince mutsuz olmaya çalışıyordum; hamlet le raskolnikov arası biri olmaya çabalıyordum, sizin anlayacağınız."
    (ahmak ı hayal, 13.11.2007 18:54)
  7. sonsuzluğun tarihi, ölüm ve pusula, borges ve ben.... gözleri görmeyen bir adamın tahayyül sınırlarını nerelere vardırabileceğini şaşarak farketmek için...
    (rafaello, 03.03.2008 19:15)
  8. galip tekin'in pek sevdiği yazar.
    (nvr ws a crnflk grl, 22.05.2008 00:17)
  9. öyküyü yarmış,aynayı,kumu yaşlandırmış hikayeci amca...

    bir de söyle bir şiiri (de) vardır;

    anlar

    eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
    ikincisinde daha çok hata yapardım.
    kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
    neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
    çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
    temizlik sorun bile olmazdı asla.
    daha çok riske girerdim,
    seyahat ederdim daha fazla.
    daha çok güneş doğuşu izler,
    daha çok dağa tırmanır,
    daha çok nehirde yüzerdim.
    görmediğim bir çok yere giderdim.
    dondurma yerdim doyasıya,
    daha az bezelye.
    gerçek sorunlarım olurdu
    hayali olanların yerine.
    yaşamın her anını gerçek ve
    verimli kılan insanlardan olurdum.
    farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
    anlar, sadece anlar, siz de 'an' ı yaşayın.
    hiçbir yere, yanına: termometre, su, şemsiye ve
    paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben.
    yeniden başlayabilseydim,
    ilkbaharda, papuçlarımı atardım.
    ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.
    bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
    çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer...
    ama işte, 85' imdeyim ve biliyorum...
    ölüyorum...
    (kirlikirpi, 22.05.2008 00:46)
  10. yaşamı boyunca iki karabasandan kurtulamayan yazar: aynalar ve labirentler.
    (la vie en rose, 16.10.2008 21:13)
  11. (aintitfunny, 10.01.2009 13:17)
  12. "eğer elimde bir zenginlik varsa o,

    kesinliklerden değil,

    zihinsel karışıklıklardan oluşuyor."


    buyurmuştur.
    (mabel, 12.01.2009 00:47)
  13. " zaman sayısız geleceğe doğru

    hiç durmadan çatallanıyor.

    bunlardan birinde ben sizin düşmanınızım."


    der bir öyküsünde.


    (bkz: yolları çatallanan bahçe)
    (mabel, 22.02.2009 00:18)
  14. borges bir gün havaalanındayken, onu pek seven bir okuru heyecanla borges’e yaklaşır ve sorar:
    -siz ünlü borges değil misiniz?
    borges şöyle yanıt verir:
    -evet, kimi zaman…


    "kimse yakınıp yerindiğimi sanmasın
    bu lütfundan yüce tanrı’nın,
    bana ilahi bir şaka yaptı
    kitabı ve körlüğü aynı anda bağışladı…"
    borges / armağanlar şiirinden

    "zaman beni sürükleyen bir nehir; ama nehir benim
    beni parçalayan bir kaplan; ama kaplan benim
    beni tüketen bir ateş; ama ateş benim
    evren ne yazıkki gerçek,
    ben ne yazıkki borges'im"
    borges / sonsuzluğun tarihi'nden

    "bilinmeyeni keşfetmek yalnızca sinbad'a, kızıl erik'e ya da kopernik'e vergi değil. her insan bir kaşiftir. her insan acıyı, tuzluyu, eğikliği, düzlüğü, sertliği, gökkuşağının yedi rengini, alfabenin yirmiden fazla harfini keşfetmekle başlar işe; ardından yüzleri, haritaları, hayvanları keşfeder. sonunda ya kuşkuya erişir, ya da inanca; ama, her seferinde hemen hemen hiç şaşmayan tek bir sonuca, gerçekte ne kadar cahil olduğu sonucuna varır.
    borges / atlas'tan
    (seher, 07.03.2009 05:08)
  15. ilk cinsel tecrübesini bir genelevde yaşayıp, başarısız olunca tüm hayatını kadınlardan uzak geçirmek zorunda kalmıştır. o yüzden asla bir kadınla tam anlamıyla beraber olamamış ve tam anlamıyla aşık olamamış olduğu söylenir.
    (sakura, 23.04.2009 02:06 ~ 02:06)
  16. osvaldo ferrari 'nin borges ile yaptığı bellek üstüne söyleşiden,


    ferrari:bellekten söz ederken buenos aires'te kimilerinin sizin için
    kullandıkları el memorioso ( bellek-adam ) nitelemesine değinmiştik.


    borges:beni böyle nitelendirmeleri çok yanlış,çünkü benim
    belleğim,bugün bana okunan şiirleri anmakla yetiniyor.kişisel tarihime
    gelince,onu kurguya dönüştürdüm ben,en azından bunu denedim.bazı ayrıntılar üstine bana soru sorulduğunda,yanlış yanıt veriyorum.özellikle yolculuklarım ve onları hangi sırayla yaptığım konusunda.tarihler mi?1955 yılını anımsıyorum,kuşkusuz o kadar beklediğimiz ve bizlere birçok şey kazandıran devrimle bağlantılı bu.bir de tabii görme yetimi yitirdiğim yıl.ulusal kütüphane'nin müdürü olduğum yıl.demek istediğim özellikle benim için önemli olayların olduğu bir yıl.ama bu birkaç olayın dışında,belleğim daha çok bir alıntı belleği.daha önce de emerson 'un alıntılar adlı bir metinde hüzünlü biçimde:

    'yaşamın kendisi de bir alıntıya dönüşüyor.'

    dediğini anımsatmıştım sanırım.elbette insanın kendi yaşamını,acılarını,üzüntülerini,şöyle diyelim,tırnak içinde görmesi üzücü bir şey.ama benim yaşamım,zayıflayan belleğim söz konusu olduğunda,buna benziyor biraz da,bir dizi alıntı...

    bir şeyleri ezberleyerek asla çalışmadığımdan,bu alıntılar belleğime kendilerini dayatan metinlerdir belki de;beni o kadar etkilemişler ki unutulmaz olmuşlar,kimi dizelerin son derece kötü olduklarından akıldan çıkmaması gibi.

    ferrari:belleğinizle ilgili birtakım varsayımlar ileri sürülebilir.örneğin yazınsal bir bellek olarak nitelendirilebilir.


    borges:bergson 'un savı unutulmamalı,o belleğin seçmeli,başka bir deyişle tercihli olduğunu söyler.

    doğal olarak,duygusal bir mizaca sahip olan kişi acıları ve mutsuzlukları anımsama eğilimi gösterir.çünkü bunlar onun sözlerine anlam katar.ama ben öyle biri olmadığımdan ya da olmamaya çalıştığımdan kötülükleri ve yıkımları unuturum.martin fierro 'da şöyle yazmaz mı?

    'şunu bilin ki acıyı unutmak

    belleği korumak demektir.'
    (mabel, 23.06.2009 23:25)
  17. "varolmanın, düş görmenin ve oyun oynamanın temelde aynı şey oluşu, ona nice unutulmuş mısralar esinlemiştir."
    diyordu borges ve benin bir yerinde.
    (usuyitik, 23.06.2009 23:38)
  18. '' ne olursa olsun, herhangi bir çabanın arifesi, ve doğurgan bir bellek dokunulamaz şimdiki zamandan daha gerçektir. yolculuk arifesi yolculuğun kendisinin tümleyici bir parçasıdır. ''
    (queenie, 23.06.2009 23:38)
  19. el libro de los seres imaginarios'u düşsel varlıklar kitabı adıyla bizde de yayınlanmış arjantinli yazar. üstüne dino buzzati'nin büyülü öykülerini ve deniz gezgin'in hayvan mitoslarını okumak vaciptir.
    (electro, 07.07.2009 18:48)
  20. edebiyatta kullanılan imgelerin babası.
    (erda, 04.08.2009 21:40)
  21. aynalardan tiksinirmiş. hilmi yavuz, toplu eserlerinde derlenen kitaplarından birini, aynalardan tiksindiği için adamıştı borges'e. şimdi, ara ki bulasın o kitabı. hilmi hocanın gençlik şiirleri daha güzelmiş be.

    edit: ayna şiirleri'ni, borges'e adamış hilmi yavuz. usuyitik'e teşekkürler.
    (pembe diş macunu, 04.08.2009 21:42 ~ 21:51)
  22. hazret "zamanın akışını yumuşatmak" amacıyla yazıyormuş.
    (tatar, 18.10.2009 12:37)
  23. " ne kadar uzun ve karmaşıksa da, her yazgı gerçekte bir tek an içerir; insanın kim olduğunu anladığı an! "
    (queenie, 05.11.2009 16:04)
  24. kendisine çok şey borçlu olduğum yazardır. kendisinin bana desteği sadece manevi değildir, aynı zamanda ekonomik olarak da çok büyük fon sağlamıştır. hakkını ödeyemem. şöyle ki, lisanstan mezun olacağım son dönem, bir sonraki sene için master başvurusu yapmıştım. ancak küçük bir sorun vardı; ben işletme bölümünü bitiriyordum, burada sıralamaya lüzum görmediğim sebeplerden dolayı tarih masterı yapmak istiyordum. "okulunu bitirecek, işe girecek, 15 sene sonra ceo olacak bizim oğlan" şeklinde hülyalara dalan valide ile peder bu işe pek de sıcak bakmadı haliyle. benden buraya kadar, git kendin yapabiliyorsan yap, benden şu saatten sonra kuruş çalışmaz dedi. haydiii, master yapabilmemin tek yolu özel bir üniversiteden burslu kabul almak.

    başvurduğum okuldan bir hocayla görüştüm, şansını bir dene bakalım dedi. önce sınava girdim, sonra mülakata çağırdılar. girdim bir odaya, karşımda koca koca proflar, doclar sıralanmış yazdığım essaylerle ilgili soru soruyorlar sırayla. ben salvolara karşılık vermeye çalışıyorum ama nafile. sonra essay sorularını bırakıp (sanırım derinliğimi ölçmek çok zor olmadı onlar için) tarihe nasıl yaklaştığımı ölçecek sorular sormaya başladılar. birkaç sorudan sonra şöyle bir soru geldi : "hangi tarihçilerin kitaplarını okudun, yaklaşımlarını nasıl buldun? kısaca değerlendirir misin okuduklarını" ben bir garip işletmeciyim, tamam elimiz biraz kitap tuttu, üç beş birşey biliyorum, tarih üzerine kuramsal anlamda dönen tartışmalardan haberdarım ama nihayetinde işletmeciyim işte. ha bana sorsa muhasebe, operational research, örgütsel davranış, auditing falan yine cevap veremem lakin işletmeciliğin altın kuralını devreye sokar lafı dolandırır, bir cümleyi beşe çıkarır,ortaya karışık birşeyler hazırlarım. onca yıl dinlediğim masallardan bir kuple sunarım dinleyicilere. ne var ki, kaçacak yerim yok şu soru karşısında. deplasmanda oynarken alex atılmış, 90 dakikayı 0-0'a kitlemeye çalışan fener kıvamında kıvranıyorum. sonuç olarak birkaç cümleden sonra tıkandım. işte o anda borges ismi adeta kurtarıcı gibi yandı zihnimde. bir ani manevra ile, sadece tarih kitapları okumadım, bunun yanında edebiyatı da çok severim dedim. tıkandığımı anlayacaklar, edebiyatçı olarak kimleri seversin dediler. yapıştırdım borges ismini, başladım anlatmaya, zaman/bellek atıp tutmaya. muhabbet tarafsız sahaya alınınca daha da bir rahatladım. edebiyat muhabbeti uzadı haliyle. sonrasında başka yazarlar hakkında da hasbıhal ettik hocalarla. (bkz: max frisch) (bkz: ingeborg bachmann) sonuç olarak aldım kabulü burslu. cebime koydular harçlığımı okudum istediğim bölümde. bu da böyle bir anımdır işte. borges'in bana yaptığı babalığı, öz babam yapmamıştır nitekim.
    (life is good, 07.11.2009 13:36 ~ 13:40)
  25. bir öyküsünde öykü kahramanı insanların hiç ölmediği bir kabileye rastlar. bu insanlar şaşılacak kadar mutsuzdur. bunun nedenini soran öykü kahramanı şu yanıtı alır: "her şeyi yaşayıp yeniden ve yeniden yaşayacağını, yaşanabilecek her şeyi bildiğini bilmenin neresi güzel?".
    (endefinononebonjorno, 15.11.2009 00:55 ~ 00:55)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil