|
|
- brad pitt'in bütün film boyunca takım elbiseyle dolaştığı hollywood yapımı*
- brad pitt ve lanet olası karın kaslarını izlediğimiz film
- filmden sonra akılda kalan tek replik
-yesss! *
- (bkz. claire forlani)
- brad pitt, anthony hopkins ve claire forlani'nin oynadığı, azrail'in bi süreliğine yüzyıllardır hayatını aldığı insanların duygularını daha yakından öğrenebilmek için dünyada çıktığı ilginç bir tatili konu alan, kanımca çok çok çok başarılı bir drama filmi. izlemeyen dişicanlar derhal intihar etsin.
(bkz. http://www.imdb.com/...)
- claire forlaninin * azraille * seviştiği uzun, güzel film
(lethe, 09.05.2004 23:57)
- brad pitt in kaşık kaşık fıstık ezmesi yediği bir sahne vardır ki kadın izleyiciler iyi bilirler, neyse çok vasat bir filmdir ama neyse ki anthony hopkins durumu bir nebze olsun kurtarır.
- insanın moralini bozan ama yine de çok beğendiğim başrollerinde anthony hopkins, brad pitt ve de claire forlani nin oynadığı film...
- brad pittin azrail rolünde bile çekiciliğinden en ufak birşey kaybetmediğini gördüğümüz film
- claire forlani'ye aşık olduğum, brad pitt'e araba çarpması sahnesini hiç unutmadığım ilginç film.
- dudaklarını garip bi hale büründüren, photoshopla blurlaştırılmış ve insan üstüleştirilmiş gibi görünen güzel bayanla, alemin en kral oyuncularından brad pitt ve anthony hopkins'in bulunduğu filmdir ki kadının brad pitt'e ilk hasta olduğu sahnede kendisine hak vermenin ve o tanışma sahnesinin ardından brad pitt'in hunharca çarpıldığı sahnede "ama olmaz ki yaa" demenin kaçınılmaz olduğu filmdir umarım, çünkü özneyi kaybettim..
(bınar, 05.03.2005 10:49 ~ 10:49)
- brad pitt in en yakışıklı ve çekici göründüğü film.
- brad piit in şabalak surat şekliyle bile nekadar yakışıklı ve çekici olabildiğini ispatlayan bir film.
- * onu alabilmek,hakkını kim verdi
* bu aşk değil.
- öyleyse ne?
* bir an için hissetmiş oldukların,bunu yapma iznini sana vermez
* değer verdiğin şeyleri kaybetmek bu
- hangisini?
* güven, sorumluluk,
* tercihlerinin ağırlığını üslenmek...
* ve hayatını bu değerler uğruna harcamak,
* ve hepsinden öte,aşkın anlamını incitmemek.
- bu william parrish'e göre bir aşk mı?
* bunu sonsuzlukla çarp ve sonsuzluğun derinliğine götür,
* ve tüm söz ettiklerimden ancak çok az bir kısmına sahip olabileceksin.
& sen joe'sun.
- evet, ben joe'yum.
- ve sana söz veriyorum...
- her zaman kahve dükkanında bulduğun adamla olacaksın.
& bana beni sevdiğini söyle. şimdi beni sevdiğini söyle.
- seni şimdi seviyorum.
- seni sonsuza dek seveceğim.
- susan.
& evet?
- beni sevdiğin için teşekkür ederim.
teşekkürler joe black, aşkın ne olduğunu hatırlattığın için.
- akıllarda sadece brad pittin trafik kazası sahnesi kalmış filmdir.gelmiş geçmiş en kötü filmler arasında gösterilen film bize uzun bir film yapmanın onun iyi olmayabileceğinide kanıtlıyor.
- =sanki bir adaya gelmiş,tatil yapıyor gibisin
=güneş seni kızartmıyor,sadece bronzlaştırıyor
=uyuyorsun, ve sivrisinekler seni ısırmıyorlar
=ama gerçekte,yeterince uzun kalacak olursan...
=gerçeklerle karşılaşacaksın.
=öyleyse eve güzel anılarla dön.
- brad pitte araba çarptığı sahnede kesinlikle dumura uğradığım film...
romantik bir hava............................güm çat çota çotar................azrail hoşgeldin
- ilkinde başını, ikincisinde sonunu izleyemediğim film, zira çok uzun, 167 dakika. claire forlani'yi de angelina jolie'ye çok benzettim, serbest çağrışım mı acaba? güzel film, oyuncular yüzünden izlenir.
- dünyanın en salak mimiklerine sahip kadınını başrolde izleyebileceğiniz güzel film.
- sayfiye evinden, bürosuna helikopterle giderken william parrish (anthony hopkins), kızı susan parrish'le (claire forlani) aşk üzerine konuşmaktadır...
william parrish: -...biliyorum pek kolay değil... ama aşk tutkudur... ihtiras...onsuz yaşayamadığın biridir... bırak şansın seni yönetsin derim... öyle birini bul ki onu delicesine sevebil... o da sana aynı şekilde davransın... nasıl mı bulacaksın? evet, aklını değil kalbini dinleyerek... çünkü tatlım işin gerçeği hayat bu olmadan yaşansa da olur aslında... uzun bir hayat harca ama bir kez bile olsun derin bir aşk yaşama... ahh, yaşamış bile sayılmaz insan... ama denemek zorundasın... çünkü denememişsen eğer, bu yaşamamışsın demektir..."
(son cümleler söylenirken helikopterin tepe pervanesinin rutin havayı delen sesi uzaklaşmış yerini tatlı bir müzik almıştır.)
susan parrish: - bravoo!
william parish: - ohh acımasızsın!
susan parrish: - (babasının elini tutarak, özür dilercesine) üzgünüm... tamam...hadi bana tekrar söyle ama bu kez daha kısa olsun.
william parrish: - tamam. açık ol (stay open). kimbilir. fırtına aniden (her an) çıkabilir... yeah
susan parrish : - yeah..
(baba kız karşılıklı birbirlerine sevgi dolu gülümserler.)
kamera, yüksekten dış çekim yapar, helikopter new york city, east river, manhattan bridge ve brooklyn bridge üzerinde uçmaktadır.
- joe black (brad pitt), susan parrish (clarie forlani).
evin girişinde karşılaşırlar.
susan: - bana kendinden söz et joe. kimsin sen? burada babamla ne yapıyorsun?
(birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlardır, aralarında 1 metre ya var ya yoktur.)
susan: (tebessüm ederek) - söylemeyecek misin?
joe: (çok kısa bir an gözlerini kaçırır, tekrar susan'a bakar sessiz kalır....)
susan: - evlisin değil mi?
joe: - niçin?
susan: - çünkü kendileri ile ilgili hiç bir şey konuşmayan erkekler her zaman evlidirler (susar ve gözlerinde masum soru ifadeleri ile joe'ya bakmaya başlar adeta kendisini anlatması için gözleri ile yalvarmaktadır.).
joe: (suskunluğunu devam ettirmektedir)
susan: - yani evli misin?
joe: - hayır değilim (susan'ın gözlerinin içine bakarak ve hafif tebessüm eder).
susan: - o halde bir kız arkadaşın var.
joe: - hayır.
susan:- (nefesini verirken sessizce güler, susar) - eşcinsel.!?
joe: - (susan'ın gözlerinin içine bakıp tebessüm ederek) -hayır.
susan: (joe'ya doğru iki küçük adım adım atarken dudaklarına bakarak konuşur...) - öyleyse söyle joe, bir erkek nasıl böylesine çekici, zeki, iyi konuşan baştan çıkartıcı şekilde ürkek olurken aynı zamanda (- dudaklarından joe'yu öpmemek için kendini zor tutuyordur, yutkunur-) güçlü olabilir?
(-birbirlerinin nefesini hissedecek kadar yakındırlar artık-)
susan: - ve bu dünyada yalnız kalır?
(fonda müzik başlar)
joe: - kıza doğru belli belirsiz eğilir öpüp öpmemekte kararsız kalır, gözlerini kapatır... birden karar vermiş bir şekilde açar, öpmekten vaz geçmiştir... )
susan: (olanları anlamayan bir yüz ifadesi ile...) - üzgünüm... ben seni yargılamak istemedim... sadece sen bana hiç... hiç bir şey anlatmıyorsun. öyleyse sır olarak kalsın.
http://www.imdb.com/...
|