görseller
jitterbug perfume 
  
belki ilginizi çeker
  1. · tom robbins
  2. · yazlık sinemaları özlemek
  3. · koku hafızası
  4. · perfume the story of a murderer
  5. · ortaçağ
  6. · yasemin
  7. · parfümün dansı
gündem
  1. · günün tek cümlelik özeti
  2. · sözlük yazarlarının itirafları
  3. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  4. · bir kadının bilmesi gerekenler
  5. · yasaklanması gereken şeyler
  6. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  7. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  8. · orgazmik içecek
  9. · olmaz demeyin şansınızı deneyin milli piyango

jitterbug perfume*  

  1. tom robbins in harika romanı.
    (meri, 26.03.2006 00:53)
  2. ders olarak okutulduğu söylenilen fakat nerede ve nasıl merak ettiğim güzel kitap.
    (earthshine, 26.03.2006 01:08)
  3. beni bitmesini hiç istemediğim bir yolculuğa cıkaran, ilginç kapak resmi hikayesi olan güzel kitap.
    (kocapülü, 02.07.2006 01:05)
  4. çok güzel benzetmelerle bezenmiş harika tom robbins eseri.
    kitaptan bi alıntı yapmak gerekirse:

    ''haritasız ve rehbersiz yolculuk yapan gezginler için her beklenmedik plan değişimi bir sevinç dalgası getirir. bu sevinç parayla satın alınabilecek bir orospu olmadığı gibi, kur yapılarak elde edilebilecek komşu kızına da benzemez...''
    (karamelize ekmek, 01.08.2007 14:10 ~ 07.07.2008 20:22)
  5. içindeki konulardan birkaç tane roman çıkabilecek eserdir. okunan kitap bir tane olmasına rağmen ister istemez birçok kitabı çağrıştıyor. her ne kadar koku yoluyla ölümsüzlüğe ulaşılmak istense de kitapta felsefe, bilim, gelenekler, paulo coelho’nun simyacı’da yazdığı yolculuğun bir benzeri, aşk, cinsellik, mantık, bilgelik… kavramlarını kapsamlı biçimde irdeleyen notlar vardır.
    roman okunduğu dönemde kişi kendisi kokulara ister istemez daha duyarlı oluyor. burun deliklerine daha önce hissetmediği kokular geliyor.

    parfüm ve koku dönüyor dolaşıyor ölüm/ölümsüzlükte kendini arıyor:

    “koku, ölmekte olan insanı en son terkeden duyudur.”

    “koku, en eski anılarımız için bir kanaldır. beri yandan, gelecek yaşamımıza da bizimle birlikte girebilir. bu arada da insanı keyiflendirir, hayal gücünü körükler, düşünceleri biçimlendirir, davranışı değiştirir. geçmişle en büyük bağımız, geleceğe olan yolculuğumuzda en sadık yol arkadaşımızdır. tarih öncesi, tarih, sonraki yaşam hep onun alanıdır. koku pekala edebiyetin simgesi olabilir.”

    *romanda çıkış yolunu bulmak için pancar sözcüğünün takip edilmesini önerebilirim.
    (sunflower, 27.08.2007 18:14 ~ 18:15)
  6. ölümü, doğumun bir sonucu olarak değerlendiren toplum yasasında bir reform amacı güden yolculuktur. bu nedenle de ölümsüzlük aranan en önemli yaşantıdır. ana karakterler alobar, kudra, pin ve priscilla’dır. bazı satırlarda çok yoğun olmamakla birlikte bilgelik adına ferrarisini satan bilge kokusu da vardır.
    “bilgeliği ellerinde tutanlar, onu her gelen serseme öylece sunamazlar. ınsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir. yoksa ona yaradan çok zararı dokunur.”

    aşka ve bazı düşünürlerin yaşayışlarına dair göndermeler yazılmıştır:
    “aşkın en yüce işlevi, sevilen insanı özgün ve yeri doldurulamaz yapmasıdır.
    aşkla mantığın farkı da şudur: aşkın gözünde kurbağa pekala prens olabilir. oysa mantıkçının analizinde, aşığın önce o kurbağanın prens olduğunu kanıtlaması gerekir ki bu girişim nice tutkunun parıltısını körettmeye yeter.

    mantık aşkı sınırlar. descartes’in hiç evlenmemesinin nedeni buydu belki de. descartes mantık çağının mimarıdır. 1628 yılında paris’ten aşıklar kentinden, sırf orada kafası dağılıyor diye kaçmıştır…”
    tanrıya inanan alabor bazı düşünceleriyle de tanrının kurallarına isyan eder ve hatta romanın asıl hedefi budur: ölümsüzlük
    “ölüme giden şey aslında yaşlanmak değildir. yaşlanmanın sonunda ölüm geldiğine inanmak götürür bizi ölüme.”
    “ölüm diye bir şey yok. yalnızca hayatın çeşitli düzeyleri var.”
    “hayata karşı merak beslemeyen, var olmaktan çok az sevinç duyan kimseler, bilinçaltında hastalıkla, kazayla ve şiddetle işbirliği yapar, onları kendi üstlerine çekerler, diyordu.”

    çok eski dönemlerde ölüm karşısında toplumun tutumu yansıtılmıştır kitapta (dul kadınların ölü bir kocayla birlikte yakılması…).

    ve belki de çıkarılabilecek en güzel sonuç:

    "doğmak ve ölmek kolaydı. zor olan hayatın kendisiydi."
    (sunflower, 27.08.2007 18:20)
  7. çivit kadar mavi. onun da ne anlama geldiğini bilirsiniz:

    çivit.
    çivitiyor.
    çivitti.
    (erleichda, 17.10.2007 15:05)
  8. -eski bir ukrayna atasözü vardır: "pancarla başlayan hikaye, şeytanla biter."
    eh, o riski göze almak zorundayız artık. -
    (allahına kadar ateistim bacım, 09.11.2007 01:07 ~ 01:08)
  9. parfumun sadece parfum olmadığını bağıran çağıran kitap. okurken alobar ve kudra nın bağırtılarını duymuyorsanız, kitabı gözünüzle okumuyorsunuz demektir.
    (karim abdouf, 04.05.2008 17:24)
  10. alobar ve kudra'yı ölümsüzleştiren sonsuz aşkın kitabı. burnunuzla okuyunuz
    (allthatjazz, 09.07.2008 00:44)
  11. ara sıra patrick suskind'in koku adlı kitabına mı öykünmüş diye düşünmeden durulamıyor. bununla birlikte oldukça orjinal ve kendine özgü bir dili olan baş tacı eserdir. içinde bir miktar da tanrı eleştirisi bulunmaktadır.
    (dondiego, 19.03.2009 16:51)
  12. "bilgeliği ellerinde tutanlar onu her önüne gelen serseme öylece sunamazlar..."

    "çaydanlıktaki çay bir an önce buharlaşmak için neredeyse boynunu kırıyordu..."

    "çatışmanın pancar derinliğindek toprak salmış sorunlardan kaynaklanması pek ender bir olaydır ama olduğu zaman ona özel bir hüzün eşlik eder;çünkü zihnin iyileşmesikalbinkinden çok daha yavaştır..."

    her telden öğretilerle dolu, robbins eseri.
    (heidi, 11.04.2009 00:29 ~ 00:30)
  13. “pancarla başlayan hikâye şeytanla biter” diyerek biz okuyucularını önceden uyaran; anlattığı hikâyenin içinde de o şeytanı hep bulduğumuz tom robbins’in harikulade romanı.

    şeytan çıkıyor her sayfasında karşımızda; doğadan kopuşumuzu anlatıyor uzun uzun, bilimselliğe tapınmamızdan dem vuruyor. bilime tapındıkça kendimizden ve dahası insani özelliklerimizden uzaklaştığımızın alt okumasını yapıyoruz. pancarın kerametini keşfediyoruz sonra; belki de aslında ne görüp de keşfettiğimiz sadelikler var doğada diye bir kere daha hayran kalıyoruz doğaya.

    bir de aşk ve ölümsüzlük arasındaki o ince çizgi, o inanılmaz bir bağ var ki, ben burada tarifini yapamayacağım; kitabın kendisinde keşfedin derim.

    ve kitabın son sayfasına geldiğimde; sırf bu sayfanın keyfini bir kere daha çıkarmak için ileride bir gün tekrar tekrar okuyacağım kitap listemdedir bu kadar:

    (üşenmeden buraya taşımalı son sayfayı)

    “pancar sebzelerin en keskinidir. soğanın sayfaları, gerçi savaş ve barış’ın sayfalarından fazladır, her biri de güçlü kuvvetli bir insanı ağlatacak kadar acıklıdır, ama soğanın o fildişi parşömenleri olsun, acı yeşil sayfa işaret kartı olsun, mide sularının ve bağırsak bakterilerinin etkisine kendini pek çabuk kaptırıp kahverengiye dönüşmektedir. ancak pancar, vücudu, ona girdiği renkte terk eder.

    akşam yemeğinde yenilen pancar sabahleyin tuvalette hala kıpkırmızıdır. bu da pancarın güçlü sindirim asitlerine ve mikroplara karşı ne büyük bağışıklık olduğunun kanıtıdır. en kırmızıbiber bile, en turuncu havuç, en sarı kabak bile, o zamana kadar çoktan iğrenç bir kahverengiye dönüşmüştür çünkü.

    doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir yüzümüz vardır. içimizde evren bilincinin kırmızı ateşi yanar durur. ama yavaş yavaş, bizi, babalar yer, okullar yutar, sosyal kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir, yaş ise tüketir. sindirildiğimiz zaman, tıpkı ineklerdeki gibi altı mideden geçtiğimiz zaman, pis bir kahverengi tonunda çıkarız.

    pancardan almamız gereken esas ders şudur: insan, yanağındaki ilahi renge, içindeki doğal pembeliğe sarılmalı; yoksa kahverengiye dönüşür. kahverengi olmak da, insanın masmavi kesildiğinin resmidir. çivit kadar mavi. onun ne anlama geldiğini bilirsiniz:

    çivit.

    çivitiyor.

    çivitti.”
    (aglaures, 27.04.2009 00:51)
  14. gayet siktriboktan bir kitap..
    (uzun kesilmiş kereviz, 14.05.2009 23:56)
  15. (bkz: erleichda)
    lise yıllarında okuduğum şimdilerde depreşip bana kendini tekrar okutturan, seksi denecek şekilde muzip bir anlatımla, çok fazla şeyi anlatabilen, kişinin bakış açısını etkileyen - algılar açık ise tabi - çok güzel bir kitaptır.
    ek: okunduktan sonra eklemeler yapılacaktır, buraya bir pancar bırakıp pan'ın peşinden koştum gittim.
    (sirona, 17.05.2009 23:07)
  16. kitabın üzerinde bulunan o garip heykelimsi, flüt çalan gölge sahiden kitap için tasarlanmıştır. yeniden yayım esnasındaki garip tesadüfler sonucu kitabın üzerinde işte o heykelcik vardır.

    hikayesini ise kitabın girişindeki yayıncı * notundan okuyabilirsiniz.

    o ne ola ki diyenler için:

    (görsel: jitterbug perfume/99654)
    (antik acılar çarşısı, 06.09.2009 21:21 ~ 21:23)
  17. "ölüm varsa bu dünyada zulüm var"

    hayatta kurallar yoktur, kanunlar yoktur. hayatın kendisi bir kuralsızlık kanunsuzluk, kıvılcımlı bir çiçek açmadır, kural barınmaz onda.
    ölüm ise kaçınılmaz olarak bilinir evrende, insanoğlunca.
    öyle midir peki?

    kitabımız bunu sorguluyor, sorgulamaktan öte bununla dalga geçiyor.

    çılgın aşık, tek gözü korsan mükemmel erkek neşeli ruh'un ağzından alalım:


    "evrenin kanunları yoktur. alışkanlıkları vardır. alışkanlıklar değiştirilebilir."

    ölmeye alıştıysanız, her gün yeniden daha çok ölüyorsanız, bu kitap sizi utandıracaktır.

    herşeye rağmen pancar inadıyla kendi renginizle çıkıyorsanız hayattan, bu kitap sizi kutlayacaktır.
    (şems, 07.09.2009 11:19)
  18. " işte şeytan denen varlık, horozlara sabahın beşinde ötmeyi,uyuyan çifçilerin yüzündeki gülümseme ifadesini silebilmek için öğretmiştir. "
    (nouvel, 15.10.2009 09:38)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil