çok başarılı amerikalı independent film yönetmeni. mystery train, dead man coffee and cigarettes ve broken flowers gibi süper filmlerin yönetmeni. çok sevdiğim tom waits i bazi filmlerinde oynatması başlıca bi tapma nedenidir.jarmusch ayrıca azimli ve sabırlı olduğunu göstermiştir coffee annd cigarettes filmini tam 17 senede çekmekle.
tek hayran oldugum insandır kendisi.kusursuz filmleri vardır bu adamın; stranger than paradise, ghost dog, night on earth, down by law, mystery train, dead man, herkesin izlemiş oldugu coffee and cigarettes gibi..filmlerini izlerken bazı insanların "ee bişiy olmicak mı " şeklinde tepkiler vermeleri olasıdır. kendisinin yönettigi ve yazdıgı filmlerin müzikleri ise tartışılmaz mükemmeldir çünkü çogu tom waits, neil young, john lurie, iggy pop tarafından icra edilmiştir. ayrıca bu ilginç kişi -genelde yapıldıgı gibi- önce senaryoyu yazıp sonra ona göre oyuncuları bulma girişiminde bulunmaz; senaryoyu oyuncuları kafasında belirleyip oyunculara göre yazar. çogu filmi siyah-beyazdır ve sonları genelde açıktır, ki bu daha da bir güzellik katar filme. kısacası kesinlikle filmleri ve kendisi bilinmesi gereken bir yönetmendir diyeyim ben.
bağımsız amerikan yapımı filmlerinin yönetmeni. lakin "filmlerimi avrupa'da beğeniyorlar, çünkü çok amerikalı buluyorlar. amerika'da ise bana "tıpkı bir avrupalı gibi film yapıyorsun" diyorlar. ne bok diyebilirim ki?" diyerek filmlerinin iki tarza da oturmadığını söylemiş kişidir. kültürler arası iletişimi kendine has üslubuyla anlatır, bize ultra ziyafet çektirir, "herşeyden önce insan olun lan!" der.
(bkz: night on earth)
(bkz: ghost dog: the way of te samurai)
(bkz: coffee and cigarettes)
(bkz: dead man)
keşkeing 103(dersin tam ismini hatırlamıyorum hala veriliyormu onu da bilmilyorum) dersinden önce öğrenseydim dediğim adam. arada izlesemde, o dersten sonra amerikan bağımsız sinemasından nefret ettim maalesef.
müzisyen olamamış ama yönetmen olmuş şahıştır. müzisyen olma isteği içinde kaldığından mıdır nedir bilinmez. filmlerinin müzikleri enfes olur hep. en sıkı adamları tom waits ve iggy poptur. kendisinin dead mandeki william blake diyaloğuna ailecek hayranızdır.
anlatım dili oldukça güçlü olan yönetmen. müzisyenlere filmlerinde yer vermesi ayrı bir güzelliği , johnny depp i dead man de oynatması bambaşka bir güzelliğidir.
filmi çekerken spontane gelişen sahneleri hiç durdurmadan devam ettiren, film nereye giderse kendi de onla beraber giden yani hiçbir filmi başta tasarladığı gibi olmayan yönetmendir.
filmleri sükunetin ağır bastığı bir duruluk ile ilerler. hiçbir karakterin acelesi yoktur, hiçbir dialog geçiştirmelik değildir ve hiçbir olay olmayacak değildir. uzaktan bakarsınız karakterlere, siz olamazsınız onlar, yani özdeşleşme pek yoktur filmlerinde. yabancılaşma gibi değildir, farklı bir sebeptir bunun nedeni.
oyuncuların karakterleri ile bütünleşmesinin arasına girecek kadar sağlam bir nokta bulamazsınız filmde. özdeşleşme olmamasının nedeni budur. bu noktaların bulunmayışı filmin kötülüğüne delalet etmez. bilakis işleyişin içinde izleyicinin yerinin belirlenmesinin netliğidir. karakterlerin izleyiciye olan mesafesi aşılacak gibi değildir.
hepsinde unumu eledim eleğimi astım ağırlığı vardır. en komik sahneden, en dramatik ana kadar böyledir bu. ghost dogda ölüm olsa da night on earthde komedi olsa da eşleşemezsin. ben olsaydım bunu söylerdim yahut yapardım gibi bir açığı yoktur karakterlerin. yahut önceden tahmin edilebilir bir işleyiş içinde değillerdir.
jarmusch izleyicisi, bir iki filmden sonra alıştığı ve kanıksamadığı bu uslup ile filmleri dışardan izlemeyi öğrenir. ama bu dışarıdanlık hayatlara bbg evi gibi dikiz atılan bir dışardanlık da değildir.
izleyicinin yorumuna kapalı bir seyri vardır. müdahale edilecek bir nokta bulunmaz filmlerde. zaten jarmusch'un film yapısı bunun üzerinedir. anlatacağını kendi uslubu ile kendi dili ile yapar ve bu dil oturmuş bir dil olduğundan açık vermez izleyiciye tamamlaması için.
zaten oyuncuların çoğunluğu ile gerçekliğinde arkadaş olan jarmusch, anlatının film oluşunda da istediğini kolaylıkla resmeder.
son dönemin en iyi ve yetkin yönetmenleri arasındadır. filmografisi her sinefilin başucunda yer etmiştir.
belli başlı oyuncuları beraberinde götüren, genelde siyah beyaz film çeken bir yönetmen.bir filmini izledikten sonra hemen öteki filmlerini bulup arka arkaya hepsini izleme isteği doğuyor.
''bir filmin tüm prodüksiyonu filme; onun düşüncelerine, içeriğine, şekline hizmet ediyorsa iyi; yok eğer yapımcının cebini doldurmaya hizmet ediyorsa, o zaman kötüdür.''
jim jarmusch
hayatın iki ucunda neler olduğuyla ilgilenen, hayatın bir kurgusu yok, neden filmlerde ya da kurguda olsun diyerek, trier'e göz kırpan çılgın yönetmen.