canlı renkleriyle amelie'yi anımsatan fransız yapımı film. filmde iki çocuğun yaklaşık 30 yılı kapsayan bir süre içerisinde hiç bitmeyen oyununu izliyoruz. yönetmen seyirciyi oyunun içine alabilmek için julien ve sophie dışındaki karakterleri yüzeysel, tek yönlü tutmuş ve başarılı olmuş. yönetmenin aynı zamanda ilk filmi bu ayrıca senaryo da kendisine ait...
cap ou pas cap repliği filmin ana temasını oluşturan muhteşem üstü güzellikte bir fransız filmi... sonu insanı büyülemekte ve film insanı kendinden geçirmektedir şöyle ki kişi filmde kendini havalarda geziyor gibi hisseder... cap ou pas cap? * ayrıca filmin gerçek adını çocuk oyunu anlamına gelen jeu d'enfants dır ki bu filmin içeriğiniyle çok iyi uyum sağlayan bir isimdir
işleniş açısından oldukça sıradışı olan, sadece bir aşk filmi olarak kalmayarak başka konulara da değinen, amelieden tek bir konuda daha iyi olduğunu düşündüğüm(ameliede sadece saf fransız halkı, ve fransızlar için ideal olan paris anlatılmaktadır, oysa bu filmde polonyalı olan sophie de devreye girmiş, parisin diğer yüzü ortaya çıkmıştır), renkli ve oldukça duygusal bir fransız filmi.filmde yaşamı vasatın altında giden ve düşlediği hayatı ve aşkı yaşayamayan julien bu durumu, "200 basan bir arabada 60 ile gitmek" repliği ile desteklemiştir.hoştur.
türkçe'ye "cesaretin var mı aşka" olarak çevrilmiş, harikulade bir fransız filmi. trainspotting tadında ama dahası, içinde tutkulu ve marazi bir aşkı barındırıyor. bir insanın hayatında görüp görebiliceği bütün g.tlüklerin burada canlı şahidi olmak mümkün bu filmde.*
beşiktaş'da tansaş'ın yanındaki delikanlı "cd"ciden talep ettiğimizde davudi bir sesle arkadaşına "lan serdaaaar cesaretin var mı aşkaaaa" diye seslenerek filmin cd'sini isteme yoluyla beni benden alıp başka diyarlara götüren o anı yaşamamı sağlamış, ayrıca seyrettikten sonra da ayrıca bi' beğenimi kazanmış film.
bir aşk filmi, ama nasıl bir aşk? psikopatlık derecesine varmış bir aşk. sevdiğiniz insanla sürekli cesaret oyunu oynayıp, onu 10 yıl görmemek için iddiaya girebilir misiniz? peki bu oyunu ne kadar ileri götürebilirsiniz..ölümüne?!
yine bizleri bizden alan bir film, yine fransız yapımı...
genç nesil fransız yapımlarında*** hep hissedilen aynı duygu.. o filmi almak istersiniz, "arşivinizde bulunsun ve takvimlere işaretleyin, periyodik olarak izleyin bunu" filmlerinden..
sürekli yenilenen 'elbet birgün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak' tadında bir kürkçü dükkanı hikayesi. aşk her zaman filmlerde görüldüğü gibi değildir diyemiyoruz artık. aşk bazen onun da seni istediğini sanıp da göt olmaktır diyebilen bi film. afişinden bildiğin, temposu değişmeyen, suratında salak bi ifadeyle izlediğin film imajı verir.
tutkuyu anlatabilecek en güzel filmlerden birisidir.la vie en rose un kulaklarıma kazanmasına sebep olmuştur.
-büyüyünce ne olacaksın?
-diktatör,ya sen?
-kayısılı turta
aşık olduğunu iddia eden bireylerin 14 senelerini başkalarıyla heba etmesini anlatan bir film. trenin altında kalmaya ya da polisten kaçarken kaza yapmaya cesaretin var da söylemeye mi cesaretin yok dedirten, insanların birbirleriyle ne kadar yakın olsa da gerçek iletişim kopukluklarına parmak basan ilginç hikaye.
seçilen renkler ve de diyaloglar güzel de olsa, la vie en rose özlemimizi tatmin de etmiş olsa, son sahnesi ile bir fransız bile bu kadar insanlığını kaybedemez dedirten film. izleyin görün.
sevip sevmediğime ve iyi bi film olup olmadığına bi türlü karar veremediğim ama canımın deli gibi izlemek istediği film.sofinin juliene çarpım tablosunu sorduğu sahne kadar sevimli bi sahne zor bulunur.
hayatımın filmi efsane film..
zar zor izlemek için götürüldüm..üç arkadaş gitmiştik zaten salonda da sadece 3ümüz vardık aman ya.. aman ya.. aklımı alan film .. fransız yapımı filmlerden nefret ederken beni bu kadar yanıltan bir film daha olamaz .. herkesin izlemesi gereken bir film.. özellikle mantık mı? duygu mu ? sorusuna -- sonuna kadar duygu sanırım ya evet---..diyenler .. şiddetle tavsiye ediyorum..
iz-le-yin-iz-le-yin..
çocukken başlayan masumane (hoş, o zamanlar da iki çocuğn yaptıkları yaşıtlarına kıyasla pek de masum sayılmazdı ya neyse) bir oyunun büyüdükçe artan aşk ve şehvet sonrasında ne kadar tehlikeli olduğuna şahit olursunuz filmde. aşkı, hiç bu derece heyecan ve ızdırap verici bir şekilde işleyen bir sinema filmi daha izlememişimdir.
muhteşem bir flim olduğunu ve kesinlikle izlenmesini tavsiye ediyorum. yüzünüzde çeşitli ifadeler flim bitene dek sürecektir.. gülümseme, soka girme, hüzünlenme ....
klişe sahneler ile donatılmış, aşktan öte; bir dram bir komedi filmi... mutluluk gözyaşlarının, üzüntü gözyaşlarına karıştığı, sonunu kestiremeyeceginiz ve hiç anlamayacağınız açıkcası sonunu sizin hayal gücünüze birakmış olan; küçük mutluluklar ülkesi insanlarının belki de hiç anlayamacağı film.