ana besinim. her türlüsü insanı kaç yaşında olsun çeker. en bilineni kent'in ayıcık olanıdır. bir de tutti frutti bayağı bilindiktir. minik kola şişeleri ise kola aroması içerir.
ama benim favorim şekerli minik simit olanlarıdır. her türlüsü harikadır aslında. mahalle bakkallarında 5-10 bin tl.ye satılan solucanları mı dersiniz, ayak şeklinde olabnları mı, şekerli minik topları mı, ekşi şişecikleri mi.. her hafta tansaştan sadece aldığım jelibonların fiyatı 10 ytl civarında oluyor.
baştan yakın zamanda geçen bir hadise;
tansaş'ta sevgiliyle beraber alışveriş yapılmaktadır. alınacak şeyler bellidir; ekmek ve kaşar peyniri. bu ana alınacaklara bakmak yerine direk girişteki ilk arada olan abur cubur reyonuna gider dişican. yaptığı ilk iş bütün çeşitlerinden kucağına doldurmak suretiyle toplamaktır, zira ana alınacaklar bir sepeti doldurmayacağı için sepet yada araba alınmamıştır. dişicanı arkasında sanan erkek ardına bakmadan peynir reyonuna gider. döndüğünde dişicanı bulamayınca abur cubur reyonuna gider. ilk bakacağı yerin neresi olduğunu biliyordur çünkü. zira dişicanı umduğu yerde bulur ama yüzünü tam seçememektedir çünkü kucağında bir jelibon dağı vardır. şaşkınlık içinde 'ne yaptın sen böyle?' diye sorar. dişican ağzına gelen jelibon poşetini iterek 'ya aşkım onu bırak da şu aşağı reyona eğilsene, ordakinden bi tane al'. erkek eğilir, en alt reyonda tarçınlı eti form vardır! 'onca jelibonun üstüne bunu da mı alcan? puahahahaha.' der. dişican 'ama nabim, onun tadını çok seviyorum!'. sevgili ve etraftaki diğer müşteriler bu lafın üstüne gülmekten yere kapaklanmış durumdadırlar. erkek şoku atlamadan kasaya varırlar. tam fatura kesilecekken dişican erkeğe seslenir;
-ya aşkım.. bişi dicem ama kızmıcan?'
-söyle? jelibonlardan biri mi kaldı almadığın?
-yok.. ekmekle kaşar peyniri alıp da gelsene?
bu sefer yere kapaklananlara kasiyer de eklenmiştir.
efendim şöyledir;
arkadaşın yeğenine jelibon alma bahanesiyle markete gidilir, her çeşidinden alınır. hatta bebe sever diye o küçük sakızlardan da alınır.
eve gidilir, çocuğa al bak sana jelibon aldım denir.
çocuk arkasını dönünce oturup bütün jelibonlar yenir.hatta son jelibon için kavga edilir. "1 paket yenir mi lan bebe ne yicek şimdi hayvan" denir.
markete dondurma almaya inilir.
diş hekimleri tarafından en baba diş düşmanı ilan edilmiş şekerlemelerdendir, şekli ayıcık mayıcık fark etmez diş cürütmede uzman kadrosu ile ağızda bıraktığı hoş tadın ardında hain planları ile dişlere yapışır planlarını uygulamaya koyarlar, şeker değilmi efendim hepsi aynı bunların işte.
hayvanlısını çok sevdiğim şeker. her hayvandan bi tane kalacak şekilde yerdim öncellikle, sonra ise oyun oynamaya başlardım , timsahla aslanı dövüştürmek yada file kaplanı ezdirmek şeklinde final kısmında ise soylarını tüketirdim. çok eğlenceliydi.
(bkz: çocukluk günlerine geri dönmek)
top şeklinde olanları "bir doz yalandıktan sonra" sınıfta tavana atılıp yapıştırılabilen, kuruduklarında ders ortasında renkli jelibon yağmuruna sebep olabilen şeyler. hayatta kendilerini sadece bu yüzden sevdim, bir tanesini bile çiğneyip yutmuşluğum yoktur şahsen.
pek eğlenceliydi lisede yapardık.
ekleme: evde de televizyon köşesi, avize, vasistas pencere gibi saçma yerlere atılıp renkli sevimli aksesuarlar olarak kullanılabiliyorlar.