|
|
- hayatımın en iyi filmlerinden biri olan american beautynin yönetmeni sam mendesin son filmi.
körfez savaşı için giden ancak bir türlü savaşa giremeyen deniz piyadelerinin yaşadıklarını anlatır film. filmin olay akışında bazı kopukluklar hissetsemde genel olarak başarılı buldum. özellikle bazı çöl sahnelerindeki renk kullanımı inanılmazdı. savaş filmlerinin başyapıtlarına yapılan göndermelerde ayrıca güzeldi.
- (bkz: jake gyllenhaal)
(sükun, 15.02.2006 00:42)
- gayet beğendiğim, modern savaş parodisi denebilecek film. full metal jacketteki duyarsızlaştırma ve saldırganlaştırma eğitiminden geçirilip çölde oturdukları yerden kahraman olan gençlerimizin durağan günlerinin durağan anlatımı.
- bir amerikan askerinin savaş hakkındaki duygularını ele alan, aslında savaş eleştirisinden çok amerikan kültürüne eleştiri olduğunu düşündüğüm abuk ötesi yaran bir film. sit-com havasında genelde (diyaloglar, bariz bir olay örgüsünün olmaması). jake gyllenhall, rolüne cuk diye oturmuştur ayrıca. daha iyisi olamazdı. eğlencelik bir film.
- 'kavanoz kafa'ların aslında kendi içsel savaşımlarını anlatan süper bi anti-savaş filmi.
bunların askerlikleri dont worry,be happy le başlıyo,,ortadoğu çöllerinde hafiften çıldırma belirtileriyle son buluyo. akrep yarıştırarak, ıraklıları değil tabelaları 'onikiden' vurarak ,mastürbasyon yaparak kazanılan bi amerikan savaşı hikayesi.
belki izleme sırasından etkilenmişimdir amma savaş filmleri klasmanında en iyilerden bilinen full metal jacket dan daha severek izledim bu filmi.müzikleri süper.vefakat fragmanındaki o güzel melodiyi bütün film boyunca esirgemiştir.ancak sonunda çalınıyo...
- 2005 te cekilmis sam mendes filmi. anthony swofford (bkz: jack gyllenhaal) adli bir askerin col harekati operasyonuna katilmasini anlatiyor. irak ta gecen bir savas filmi oldugu ve oyunculari iyi oldugu icin (bkz: jamie foxx),(bkz: peter sarsgaard),(bkz: chris cooper) savasi sorgulayan bir ozelestiri ve bol aksiyonlu bir savas filmi olmasini beklerken biraz hayal kirikligina ugradim. catisma sahnesi yok. ne savas yanlisi ne de savas karsiti. genclere askerligi tanitan bir film gibi. sadece "ne icin savasiyoruz ki,sacma sapan birsey askerlik" diyor.
- sinemaya binlerce kez konu olmuş askerlik gibi bir cevherin heba edildiği film. gelin filmden öğrendiklerimizi hatırlayalım:
a) savaş anlamsız. her yerde cesetler var.
b) bütün askerler azmış.
c) askerler eve döndüklerinde hayata uyum sağlayamıyorlar.
çok güzel. peki neden ulan. bu kadar mı yüzeysel geçilir. savaşa gidip savaşmadan dönmek düşüncesini çok dahiyane bulmuş olacaklar ki bunun üstüne bir adet tezek karıştıran asker, bir adet kendi uçağı tarafından vurulan jip ekleyince bu angut izleyicinin haydi haydi hayran kalacağını hesap etmişler herhalde. hayır bayım hayır. o tezekleri bizzat karıştmış, tuvalet temizlemiş, komutandan uçan tekme yemiş bir nesil olarak, bu çıtkırıldım amerikan marinlerinin haline ne şaşırdık ne üzüldük. yoldan vatani görevini yapmış herhangi bi tc vatandaşını çevirip askerliği nerde yaptın diye sorsan on tane şahane film çıkarırdı sana. bu yüzden filmdeki en büyük kavanoz kafa daha ırak'ın dumanı tüterken konuyu bu kadar tırt bir şekilde anlatıp katleden, rambodan başka savaş filmi izlememişiz gibi bizi kandırmaya çalışan yönetmen beydir.
- biraz full metal jacket biraz da buffalo soldiers kokan baba film. sanki marine'ler üzerinden bizim tekdüze hayatımıza gönderme yapar gibi. hep, en azından bir kurşun atmak için fırsat aramadık mı?
- ilk başındaki komutan asker diyalogları ile bile, henüz askerlikten nasibini almamış bireyleri etkilemiş olan, bütün film boyunca duygu kopukluğu olmadan konunun anlatılabildiği filmdir.
----spoiler----
bir askerin karısının deer hunter'ı gönderiyorum diyerekten başka bir erkekle sevişmesini yolladığı sahne, filmin kesinlikle en güzel yeriydi.
----spoiler----
- filmde kullanılan thomas newman yapımı [çoğu ensürttürütmental (ay yazılmıyo bu kelime)] şarkıların olduğu albümü de en az film kadar güzelmiş, ben bugün bunu gördüm. herkese tavsiye ederim.
- çakma full metal jacket.
- çok eski bir sınıflandırma olsa da, edebiyat dersinde öğrendiğimiz iki tür öykü vardı: olay öyküsü ve durum öyküsü. ve jarhead de durum öykülerine benzetilebilecek bir senaryoya sahip.
sam mendes olaylarla değil, karakterlerle ilgileniyor çünkü anlatmak istediği her şey zaten orada, karakterlerde: kendisinin amerikan kültürüne getirdiği daha önceki eleştirilere bakarsak, körfez savaşı'nın korkunç, acımasız ve gereksiz bir savaş olduğunun altını çizmesini bekleyemeyiz; mendes zaten körfez savaşı'nın manasız bir savaş olduğunu en başta kabul ederek çekmiş bu filmi. işte bu yüzden onun anlatmak istediği savaşın manasızlığı değil, "manasız bir savaşın içine düşmüş bireyler". bu bakımdan jarhead'i, tam anlamıyla "olay" anlatan full metal jacket, platoon ya da apocalypse now gibi filmlerle karşılaştırmak doğru görünmüyor bana.
bir başyapıt olmadığı kesin, fakat savaşa başka açılardan bakmak için oldukça iyi. aslında sırf swofford'ın* something in the way eşliğinde yaptıklarını görmek için bile izlenebilecek bir film; o sahne, bence tüm filmin özeti niteliğinde ve harika.
not: alin taşçıyan modu açık kalmış. neyse sorun değil.
|