japonların çay içme merasimi   

adana çık aradan

  1. gidip de japonyalara, nedir ne değildir yerinde araştırma yapamadık ama japon kültürünü en hakiki şekilde yansıtan uzakdoğu sinemasının nadide eserlerinden gördük, bildik nasıl bir şeymiş..

    efendim, bu aslında bir ritüel..japonya'da çay içme olayı öyle alelacele yapılacak, hadi iki bisküvi de kırıveriyim yanına, çayıma da bandırıveriyim, böyle hafif bir brunch, ingilizlerin beş çayı havasında bir keyif yakalayayım diyerek gerçekleştirilebilecek bir iş değil..en azından böyle vuku bulmuyor olaylar..

    herşey olabildiğine ciddi ilerliyor..bir çay ikramından başlayan ve “hadi ben kalkayım bari” diyinceye kadarki süre saatler tutuyor..çay içmenin hiç bir zaman hafife alınmayacak bir şey olduğunu zaten çayı içenlerin o hissiz, duvar suratlarından görebiliyoruz..buna ek olarak da; bu çay içme sekanslarında japon abilerin & ablaların nadir olarak tebessüm yaptıkları, biraz eğlendikleri gözüküyor..iki lakırdı edip de muhabbet yapmak yok..hele geyik muhabbeti hiç yok!..genellikle bıçak açmıyor ağzı, suratlar hep asık..ulan iki dakika pozitif olun lan..sanki ateşkes imzalıyorsunuz..gebereceksiniz karizmadan..
    (bkz: http://img520.imageshack.us/...)

    dediğimiz gibi hiç hafife alınmayacak bir gelenektir çay içme japonya'da..çayın hazırlanması olsun, sunulması olsun, içenlerin oturma tarzı olsun, giyecekleri kıyafetler olsun, takacakları takılar olsun herşeyin bir adabı bulunmakta..durumun öncesi ve sonrası!..onca saat sıkıntıdan veya açlıktan patlamamak için özel olarak kendilerini eğiten japonlar* (bkz: http://img520.imageshack.us/...) bu ritüellerini her daim yaşatmaya ve ellerinden geldikleri kadar bizlerle paylaşmaya çalışıyorlar..o zaman benim de onlara buradan iki lafım olacak;

    ulan be elin japonu!..artiz artiz, üzerine sıcak su koyunca kabak çekirdeği gibi açılan çiçeklerden çay yapmayı biliyorsun ama..kimse demedi mi sana çaya bisküvini (eti’ninki) banınca da şahane oluyor diye?!..olayı abartmanın ne anlamı var yahu?! çay dediğin nedir ki, alacan ince belliye -allah aşkına şu bardaklara bakın; (bkz: http://img520.imageshack.us/...)-, şekerini atıp, çıkıdı çıkıdı karıştırıp, içeceksin..tavşan kanı, ohh miss..yorma adamı..

    en iyisi; (bkz: anadolu zen)
    (zeus, 18.06.2007 11:38 ~ 19.06.2007 11:55)


  2. sado adı verilir bu merasime. hareketler büyük bir yavaşlıkta yapılır ve yapılan her hareketin bir anlamı vardır.
    (nigra, 18.06.2007 11:44 ~ 23:58)
  3. geleneksel yeşil çay seyrek çamur kıvamında, bataklık suyu görünümünde, keskin kokulu ve bir o kadar garip tatlı bir şey olduğu için hak veriyorum adamlara. o şey ancak merasimle içilebilir. gerçi faydalıymıs diyorlar ama ne olursa olsun çay dediğin "hürrrrp, oehhhhh" diye içilir.
    (easy company, 18.06.2007 11:48)
  4. 1800'lü yılların sonuna kadar tipik asya kültürünün ritüelleri ile bu merasim yapılırdı. kendine has kültürleri vardı bizim çekik gözlülerin. 1800'lü yıllardan sonra ne oldu? ingilizler tokyo ve osaka limanlarına dev toplu gemiler ile geldiler ve yanlarında getirdikleri inek sütü ile çayları karıştırdılar. zamanla bu adet japonlara da geçti. iğrençsiniz amuğa koyim, çayla süt mü içilir ulan?
    (dünyayı kurtaran adam, 18.06.2007 11:55 ~ 12:06)
  5. sıcak sunulan çayı, soğuyup buz kestikten sonra içmek makbuldür.
    (azwepsa, 18.06.2007 11:56)
  6. içinde felsefi ritüeller barındıran bir öğretidir aslında. zen üstadları ve samuraylara değinilmiş ancak geyşa kavramı eksik kalmış, ondan da bahsedelim.

    bir japon atasözü der ki, " geyşa efendisinin kölesidir "


    açık konuşmak gerek bu merasimi büyük sensei hakkı koşarile karatedo derslerinden sonra sık yapardık. senesini hatırlamıyorum ama marmara depremi sonrası olabilir, o zamanlar onun çekirgesi olarak yanında takılıyor, moda ve kadıköy çevresinde karizmamızı basıyorduk.


    birgün yine ders sonrası işin felsefesi üzerine yoğunlaşmışken, üstad çayçı atakan'yı yanına çağırıp, hepimize çay söyledi. her zamanki gibi atakan'ın tavşan kanı, dudak paylı taze çayını beklerken, güzel renkler ile tasarlanmış, sanat harikaları denebilecek porselen tabakalarda çayımız geldi. hakkı hocam ise felsefeyi bırakmış havadan sudan konuşurken, tarkan filmlerinde kartal tibet'i nasıl şamar oğlanına çevirdiğini anlatıyordu. herkes gibi ben de çayı höpürtederek içmeye başladım. çayda bir tuhaflık yoktu ama o mistik hava beni mutlu edeceğine, daha çok hüzünlendirmişti. üstad bir an gözlerimin içine baktı ve

    -"dka senin halin iyi değil, seni anca geyşa mutlu edebilir" dedi.


    o an kıpkırmızı olmuştum. az çok karatedo ile uğraştığımdan geyşaları tanıyor, merak ediyordum. gecenin sonunda herkesi hocam uğurlarken benim orada kalmamı ve öenmli bir konuda konuşacağımızı söyledi. içim tuhaf olmuştu hakkı koşar'dan beklenecek bir hamle değildi bu. kafamda acaba ne konuşacağız şampiyona için bana taktik mi verecek yoksa beni beğenmiyor mu düşünceleri geçerken çaycı atakan'ı da evine gönderdi.

    -"dka gel salonu beraber kapatalım, oradan senin eve geçelim, japonya'dan bir üstat ile görüşeceğiz." dedi.


    neyse atladık benim mitsubishi evo'ya. o zamanlar herkes 4*4 ve üstü açık spor arabalar ile gezerken, üstadın teşviki ile sırf "japonlar kazansın" diye bu arabayı almıştım. moda'dan kızıltoprak'a geçip bağdat caddesine girdim, eve yaklaşırken farları söndürüp, arabayı durdurduktan sonra sensei'in kapısını açtım. beraber eve girdik. hakkı hoca hemen söze girdi.

    -"yengen ile kapıştım, beni eve almıyor, japonya'daki geyşalarımı öğrenmiş" dedi.


    o zamana kadar hakkı üstadın japonya'daki ilişkilerini bilmiyordum. önce garipsedim doğal olarak, ondan sonra da belki bana da faydası bulunur diyerekten hikayeyi en baştan anlatmasını rica ettim. hikayesi bayağı uzundu o da benim gibi gözleme, çay ve türk yemeklerinden bıkmıştı. onun için kendisini her türlü şekilde tatmin edebilecek bir geyşa almıştı. sonra nedense sıkılmış, onu tekrardan osaka'da bulunan pirinç tarlasına sepetlemişti.


    -"hakkı hocam bu işin çaresi nedir" dedim.

    -"değişim" tabii diyerek sırıttı.


    bizim üstadın o an niyetini anlamış oldum. yeniden geyşa getirmeyi planlıyordu, amacı beni de işe ortak ederek hanımına yakalanması durumunda " dka beni azdırdı" diyebilmekti. hoca japonya'daki bağlantıları ile devreye geçti birkaç akşam sonra geyşalar getirildi, bizzat havalanından kendim karşıladım, lucy liu yanlarında güzellik olarak ellerine su dökemezdi. gerçekten sıkılana kadar güzel vakit geçirdim onlarla kendi elleri ile çay da içirdiler sushi de yedirdiler. şimdi tekrar japonya'ya gitmek istiyorum. o güzellik abidelerinin yanına...


    "geyşa efendisinin kölesidir"
    (dünyayı kurtaran adam, 18.06.2007 17:19 ~ 17:52)
  7. -hilmi abi bu sefer kesin alıyorum abi çayı!!
    -olm çay mı lan o? bulanık su gibi?
    -çay abi, baksana adı çay merasimi
    -ulaaan çay dedikleri dere suyu falan olmasın?
    -!??!
    -hani noldu yine kapamadın çayı?
    -abi kadın 1 saat kırkbeş dakikadır servi gibi titriyor aq!
    -olm merasim dediğin uzun olur, inşallah konuşma falan yapmazlar
    -yok olm kim konuşacak?
    -ulan bir yudum sıcak çay içelim dedik, karı döndükçe döndü arkadaş
    -buz etti çayı kevaşe
    -geyşa
    -ne geyşa abi?
    -kevaşe dedinya o geyşa kevaşe diil
    -ben kevaşe demek istedim belki ne biliyorsun labun!
    -tamam cevat kırmayalım birbirimizi çok gerildik ikimizde
    -evet abi özür dilerim, bak hala kafasının üzerinde çeviriyor çaydanlığı ya!
    -olm o gözü kapalı mır mır ederken sen ko bize iki bardak içelim biz aq!
    -abi bardak yok ki neye koyam?
    -şu kase gibi şeyler diil mi olm bardak?
    -ne bileyim şekerlik sandım ben onu.
    -aha adam geldi!
    -hah yarrağı yedik!
    -niye lan?
    -şimdi konuşmayı bu yapacak işte
    -vay ananı skiym iki saat daha gitti
    +koniçiva
    -siktirtme koniçivanı iblis iki bardak çay içecez esir ettiniz bizi be
    +yakarimatsu tokiniva to yaa?
    -ya ebenin amı yaa!
    -abi sakin
    -sus cevat boğazım kurudu sen de bağırtma beni
    -!?!
    (diazepam, 15.07.2008 15:39 ~ 15:40)
  8. o kadar uzun sürmektedir ki bir japon hayatı boyunca sadece iki fincan çay içebilir. onlar da soğuktur.
    (ahmak ı hayal, 15.07.2008 16:03 ~ 16:22)