6. nesil uzun ve okutan yazıları ile itü sözlüğe gelen eski yazarlardan. eski dediysem daha önce burada yazmamıştı. uzun bir yazarlık geçmişi vardır kendisinin aynı benim gibi. nereye gittiyse davetini esirgemez saolsun. yazılarında ise o anlatmaya başlar siz dinlemeye doyamazsınız. çok yakınımda olan yakın bir arkadaşımdır aynı zamanda. ben biliyorum ki bu başlık zaman gelecek dolup taşacak. ozamana kadar umarım ben de buralarda olurum.
okunası yazardır ve her okunası yazar gibi nick altına giri yazılmamıştır. önemli mi? elbette hayır ama öyle işte ne bilim, her neyse ben yazayım tekrardan okunası yazar.
biz yaptık oldu zirvesinde tanıştığım hoş sohbet yazar. kendisiyle "bardak altlığını masanın kenarından vurup havada tutma" yarışı yaptık ve benn yendimmm. çok emindi kendinden beni yeneceği konusunda ama kısmet değilmiş. ayrıca nickimin çıkış hikayesini de uzun uzun dinlemiş yazardır. kendilerini tanımaktan mutlu oldum efendim.
zirveye geç katıldığından kelli, ancak zıbarda 10-15 dakika konuşma fırsatı bulabilmeme rağmen hemen tanışıp kaynaştığım desteğini eksik etmeyen yazar.
telefonla rahatsız edip uyandırdığım ve eskişehir zirvesine biraz daha erken dahil edebildiğimiz güzel yazar. iyi arkadaş. evler karşılıklı ama bir türlü karşılaşamıyoruz. zirveden zirveye olmamasını istiyoruz. janny sen çayı demle geliyorum. *
-la olm bi kedi var bizim balkona çıkıo
+hee bizim de kapı önünde hep
-geçen boynuna bi mektup yazdım aldın mı onu?
+nası yani...
-kontorüm kalmadıydı sen bulursun diye umut ettim astım kedinin boynuna
+karşı taraftaki kızlar aldı onu
-hadi yaa diyorum ben de bizim kapıyı çalan kızlar kimdi?
+vayy ibne kediyle kızları tavlamış !?!?!
"biz yaptık oldu zirvesinde" tanışma fırsatı bulduğum, sıcakkanlılığı ve samimiyetiyle kendini sevdiren, ne dediğini bilen, kendisiyle uzun uzun sohbette bulunduğum, ve zirveye iyi ki katılmışım dedirten yazardır.
yay burcu erkeği hakkında yazdıklarını okuyunca yakınlarımda bir yerde olduğunu düşündüğüm yazar. zira mensubu olduğum burcu bu kadar açık, net ve eksiksiz anlatan biriyle karşılaşmadım şimdiye kadar.
zirvenin ötesinde kedime yaptığı katkılardan dolayı da teşekkürü bir borç bilirim (kendisi de mırraw diyerek onaylıyor burda). ama şunu da bil ki en organizatör benim *
evet
o bir güzel yürek
o bir delikanlı
o bir ablasının cana yakın insanı
o bir evlat
bugün aradı ve anneler günün kutlu olsun deyince ne mutlu oldum anlatamam.. iyi ki varsın benim delikanlı oğlumm.. seviyorum seni.. tekrar çok teşekkürler..
organize ettiği zirve tadından yenmedi valla burdan helal olsun diyoruz. bu kadar sıcak bi' zirvenin organizatörü olmak gurur verici olmalı heralde.. terasta bize entellektüel yanını da göstermiş bulundu bayıldım resmen fakat lunaparkta fazla dönmek pek yaramamış gibiydi. daha nice zirvede parmağı olması dileğiyle. good job brada
yaratıcı organizatördür kendisi. adam herşeyi bırakmış kimlik hazırlamış. çok da güzel kimliklerdi. ayrıca zıbarda daha iyi kaynaştığımız yazardır. nickaltına yazılmayacak kadar eğlendirdi bizi, teşekkürü borç biliriz. + rep*
"nick altı girileri boş, janny'nin zirvelerinde coş."
sözlük bak hele. çok eğlendirdi bizi bu yazar. taklit alanında da çok başarılı ama üzüm üzüme baka baka kararır demişler. taklidini yaptığı insanlarının arasında çok bulunmamasını şiddetle tavsiye ediyorum.*
mustang derken gözleri parlayan yazar. o kadar hevesli ki param olsa alacaktım. siz görseniz sizde alırsınız...*
yaklaşık iki yıldır tanıdığım ve "iyi ki de tanımışım" dediğim yazar, tam bir üst mevki insanı olup organize ve planlama işlerinde üstüne tanımadığım, mantık ve felsefe karışımı sohbeti ile hem bilgilendirip hem düşündüren bursa'lı yazar.
bir at cinsi olarak mustang ve bir araba (araba deyip aşağılamayalım rica ederim dediğini duyar gibiyim) modeli olarak mustang shelby gt 500'ü gözleri parıldayarak anlattığı esnada çevreci damarımın tutup "abi karbondioksit emisyonu çok olmaz mı onun" deyişimi hiç istifini bozmadan onaylamış yazardır. bir shelby gt 500 hayranı olarak o anda bu soruyu nasıl sorduğumu hala bilmiyorum. aldığım eğitimin bende oluşturduğu reflekslere lanet edebilirim en fazla.
(bkz: erkekmiş lan bu)
bir kaç girisinden kendime yakın görüp konuşmak istedim, lakin dumuru msne ekleyince yaşadım.
janny ne lan. böyle erkek nicki mi olur. şüphelendim ben de zaten*
semi professional dert dinler arkadaş ayrıca. gönüllüyüm kendisine level atlatmaya.
saygılar efenim. *
başımı sokacak bir dam bulmaya kendini adamış, insancıl, kofi annan mı desem kanatsız bir melaike mi desem karar veremediğim güzel insan. valla sezon sonu zirvesini de tertipliyor, lunapark olayı ters bir tarihe geldiğinden katılamamıştım, kuyruk acım vardı zaten. bu seferki iyi olacak inşallah.
istanbul'a gelip de beklediği ilgiyi göremeyince siksik gücü tavan yapmış yazardır.
@3586952 numaralı girisi ve ilgili başlıkta devamında yazdıklarını okuduktan sonra canım sıkıldı açıkçası. kendisi eskişehir'de düzenlemiş olduğu 2-3 zirvenin gazıyla yazdıkça yazmış, abandıkça abanmış, haddini fazlasıyla aşmış gördüğüm kadarıyla. öncelikle kendisine disko kralı öncesi toplaşıp içelim zirvesi'nin kovandaki sayfasında ilk girinin ilk paragrafında yazdıklarımı hatırlatmak isterim. ne yazmışım orada "ama kaynaştırmam kimseyi o işlere karışmıyorum." zirve organizasyonu demek herkesi birbiriyle kaynaştırmak demek değildir, böyle bir yazılı kural yok. nasıl ben gittiğim zirvelerde organizatörün beni ortamla kaynaştırmasını beklemiyorsam hiç kimsenin de bunu benden beklememesi gerekir. 5 yaşındaki çocuğu elinden tutup parka götüren ebeveynlerin çocuğunu orada oynayan diğer çocukların arasına "hadi bakalım oynayın kardeş kardeş" diye sokması gibi yazarlar arasında köprü olma vazifesi hiç bir organizatörün vazifesi değildir. ha bunu yapabilen vardır ona eyvallah, ama benim böyle meziyetlerim yok.
takıldığım bir kaç cümlesi var bahsi geçen girilerinde. mesela " biz türk evlatlarıyız, en büyük özelliklerimizden biri de misafirperverliktir. büyüklerimizden böyle gördük. nitekim bu misafirperverliğimizi de en son 3 gün önce, eskişehir kapanış zirvesinde gayet güzel bir şekilde sergiledik" demiş. kulakları çınlasın ben de öyle biliyordum'un bir lafı vardı(yiğit özgür'den çakmıştı ama olsun) biz orospu çocuğuyduk diye o geldi aklıma. bir yere kimsenin davetiyle gitmemişsen misafirperverlik, ilgi-alaka beklemen abes kaçar. sonuçta ben kimseyi kırmızı dipli mumla çağırmadığım gibi "sizi şöyle ağırlarız böyle ağırlarız, götünüz düşer, dudağınız uçuklar" falan da demedim.
bir de "insanlar biz hiç gelmemişiz gibi, yokmuşuz gibi öylece oturup küçük gruplar halinde muhabbet etmeye devam ettiler." demiş. istanbul'daki yazarlar hakkında kafasında nasıl bir şey kurmuşsa artık bildiğin hayal kırıklığına uğramış. kendisi ve yanındaki eskişehir'de yaşayan sözlük yazarları program öncesi toplanmak için açtığım zirveye oldukça geç geldiler, bu onların suçu değil eyvallah. fakat katılımcı sayısı +20 olan zirvelere geç giden kişilerin o ortamda tanıdığı yoksa eğer ortamla kaynaşması gerçekten zor oluyor. kaldı ki bunu uzunca zamandan sonra gittiğim ilk zirvede ben de yaşadım, mekana geç gittim önce genel olarak bir selam verdim ve "hoşgeldin" cevabını aldım. sonra o topluluğun hayli dışında kendime yer bulabildiğimden anca karşısına oturduğum bir kaç kişiyle doğru dürüst tanışabildim ama oturduğumda kendimi tanıtmayı bildim üstelik bayaa da yürümüştüm... neyse. janny'nin mekana geldiklerinde "herkesin kalkıp tokalaşıp merhaba, hoş geldiniz beş gittiniz" demesini beklemesi gerçekten büyük bir beklenti olmuş.yani düşünsün ki eskişehir'e istanbul'dan 10 kişi gidiyor x bir olay için. hazır gitmişken de zirveye uğrayalım diyor bu grup, fakat o zirvenin bitmesine 1 saat kala falan mekana gidiyorlar. bütün yazarların birbiriyle tokalaşması zaten o bir saati alır götürür. zaten sanmıyorum ki o grup böyle bir şey beklesin. hadi tek başına gelse neyse 8 kişiden bahsediyoruz burada komik olurdu böyle bir şey yapsak be. böyle saçma sapan beklentiler güldürüyor beni. ama hatalıyız kabul, mehteran takımıyla karşılayıp bütün yazarları karşılarında el pençe divan bekletip seramoni yapmalıydık. hatta ışıkları kapatıp, hepsinin ismini tek tek anons ettikten diğer yazarlara alkış tutturmalıydık. lazer gösterileri beklemiyorsun da bu beklediğin de onun kadar abartılı bir şey yani. kimse pek tanınmadığı ve bilmediği bir ortama girdiğinde ayakta dikilip de "bu insanlar beni tanısın, allam lütfen gözümün içine baksınlar" diye bir beklenti içinde olmaz. gider kendisini tanıtır arkadaş. sonuçta o geldiğin ortamdaki insanlarla daha önce yüz yüze görüşmüşlüğün yok, hatta pek çoğuyla mesajlaşmışlığın bile yok.
belki kendisine ve arkadaşlarına organizatör olarak benim "hoş geldiniz" demem gerekirdi fakat kusura bakmasın onlar geldiğinde ya mekan dışındaydım ya da bir üst katta tuvaletteydim, döndüğümde de fark etmedim açıkçası. çünkü o zirveye gerek istanbul'dan gerek eskişehir'den tanımadığım tonla insan geldi. kimsenin de alnında yazmıyor "ben eskişehirliyim" diye. ha geldiklerini görmüş olsaydım hoş geldiniz demeye gelirdim elbet. ama gerçekten fark etmedim. vela'nın eskişehir tayfasıyla beraber geldiğini bile nevi'den çıktıktan sonra öğrendim. bu noktada eskişehir tayfasının geleceğinden haberi bile olmayan yazarlardan hiç de hoş olmayan bir üslupla bahsetmesi gerçekten yakışık almamış. o kadar adım hesabı yapmış "bir tek orada birilerinin bize merhaba demesini beklerken öylece dikiliyorduk" demiş üzerine. ben orada yokum, siz eskişehir'den geldiğinizi belirten en ufak bir şey yapmıyorsunuz ve birilerinin merhaba demesini bekliyorsunuz. ben yokken gelmeniz mi talihsizlik sizin kendinizi tanıtmamanız mı talihsizlik bilemedim bu noktada. ama bilmemnereden bilmemnereye yürüdük zaten diyorsan, iki adım daha atıp kendi aralarında muhabbet etmeye devam eden yazarlara kendini tanıtmayı da becerebilirdin kanımca.bunu yapsaydın da insanlar siklemeseydi seni ve arkadaşlarını öküzlüğümüzü kabul ederdik paşa paşa. ancak belirttiğim gibi bir kaç yazar dışında kimsenin eskişehir'den gelecek olan yazarlardan haberi dahi yoktu. o bir kaç yazar da sizi tanımıyor olsa gerek ki karşılamamış sizleri. mekandan kalkmamız da servis saatinin yaklaşması ve karın doyurma faslını o araya sıkıştıracak olmamızdan dolayı apar topar oldu. fakat giderken de ben kendilerine kendimi tanıtıp "yemek yemeye gidiyoruz akm'nin önünde görüşürüz" dediğimi hatırlıyorum. öyle yüzlerine bile bakmadan çekip gitmedim nitekim. zaten giden diğer yazarların giderken ne yaptığı pek de önemli değil.
bunun yanında kendisine şunu önemle belirtmem gerekir ki istanbul'daki zirvelerin pek çoğu +20 katılımla gerçekleşiyor ve bu zirvelere her zaman aynı insanlar gelmiyor. üstelik gelen farklı insan sayısı da bir elin parmak sayısıyla sınırlı olmuyor. yani istanbul'da her yazar "konuk yazar" olabilir. sonuçta ilk zirvesine gelen yahut pek zirvelere gitmeyen, tanınmadık bilinmedik her yazar konuk yazar olabilir.eskişehir zirveleri bildiğim kadarıyla böyle sürekli birbirinden farklı insanların katıldığı zirveler değil. kemik bir tayfa var, bu tayfa dışında 2-3 isim oynuyordur. eh o iki üç isim de zaten özel bir çabaya gerek kalmadan ortamla kaynaşabilir yabani değilse. istanbul'da durum öyle olmuyor maalesef. istanbul'da işte o farklı yazarlardan gerçekten muhabbet ve makara için gelmiş olanları, kenarda köşede pusup kalmayıp kendisini öyle ya da böyle tanıtıyor ortama. biz de böyle yapan adama "ya sen bi siktir git" diyerek kendi aramızda konuştuğumuz şeylere geri dönmüyoruz. hoş geldin demeyi de biliyoruz, sandalye çektirip aramıza almayı da biliyoruz o yazarı. mesela bu zirveye disko kralı'na katılmayacak olmasına rağmen libya'da çalıştığını öğrendiğim bir süreliğine istanbul'da olan soulcleaver nickli yazar da geldi gayet güzel muhabbete katıldı. hiç birimiz "ha libya'dan mı gelmiş? hımm neyse ne diyodum mirim..." diye laf arasına sıkıştırmadık.
bir de kendilerini siklemeyen yazarlardan bir ricası olmuş yapacakları bir zirveye davet etmiş ve "eskişehir hatunlarını ve o hatunların -buraya dikkat- takıldıkları gerçek erkekleri görün" demiş. ne lan bu? bi yürü git derler adama. neyin gazıdır bu arkadaş? gerçek erkeklermiş! peh peh peh... bu konuda tek kelime dahi etmiyorum, eskişehirli olmama dua etsin.
kimsenin kendilerine karşı saygısızlık yaptığını yahut kötü davrandığını da sanmıyorum. saygı sevgi edebiyatı da parçalamış da garip kaçmış biraz.
cengaver olduğunu da belirtmiş "herhangi bir şehirden bir yazar çıkıp da eskişehir'de benim düzenlediğim bir zirveye katılan eskişehirli yazarlar hakkında atıp tutsaydı, ben de o insanları bir araya getiren kişi olarak hiç kimsenin zahmet etmesine gerek kalmadan en önde atılıp gerekli cevabı verirdim" demiş bir de başka bir girisinde. yazdıklarını iş çıkışında gördüm, kusura bakmayasın. ne yapaydım yani sana cevap verecem diye arkadaşlarımı mı bekleteydim? dışarıda olduğum vakitlerde de başkaları sana cevaben bir şeyler yazmış onlara "durun beni bekleyin" diyecek halim yoktu. ayrıca istanbullu yazarlar cartel gibi kan kardeşler değil maalesef o da bizim kusurumuz olsun.
umarım janny kendisine cevaben yazdığım bu uzunca yazıda aradığı cevapları bulur. bulamazsa ikinci bir şansı yok zira. ben derdimi anlattığıma inanıyorum. oldukça yumuşatılmış bir üslup kullandım buna emin olabilir. eyvallah.
eğlenceli ve zekidir.
hırslı ve inatçıdır.
hoşgörülü ve kuralcıdır.
detaycı ve beceriklidir.
ukala ve mütevazidir.
çok tatlı ve çok acıdır.
çok iyi ve çok kötüdür.
melek ve şeytandır.
giriyi okuyan kişi saf saf bakma öyle kısacası bu herif dengesizin tekidir, sağı solu belli olmaz.
yalakalığı pek sevmez hayatına girecem diye kasma özel biriysen zaten o seni hayatında gereken yere konduruverir.
ha bir de aklın varsa düşmanı olmayı düşünme bile yok ben kaşınıyorum kıskanıyorum diyorsan arkanı dön ilerle kendini aş öyle gel nitekim yeterli seviyede görmezse seni düşmanlığına bile kabul etmeyebilir.
of be genede eksik kaldı sayamayacağım kadar çok renkli ne yapayım...