odamdayım; yalnızlığımda ve karanlığımda. winamp açık ve dinliyorum müziklerimi. shuffle yi açmışım ki her yeni şarkıda yeni bir ses duyayım.
yasmin levy "y no tengo paisaje, yo menos tengo patria" diye bitiriyor şarkısını.
*
şimdi kim/ler beni alıp götürecek, kim/ler hüzünlere boğacak diye bekliyorum. hani asılmayı bekleyen idamlık nasıl bekler ya celladını... aynen öyleyim.
sonra bir şarkı başlıyor. "ben listeye atmamıştım bunu" diyorum. ilk defa duyduğum bir melodi...
bir kadın anlamadığım bir dilde birşeyler söylüyor. 'anlamadığım' dediğime bakma; aslında aynı dili konuşuyoruz belki de.
o, ağıtlar yakmaya başlıyor ve ben 'bu şarkı yoktu bende, nasıl listeye girdi? nerden geldi?' demeyi unutuyorum.
dedim ya celladını bekleyen bir idamlık gibiydim.
gelmiş bile cellat ve ben eğmişim boynumu...
altı buçuk dakika kadar sürdü ölümüm.
'
alfonsito' dedikçe bu cellat, ben biraz daha battım hüzne.
ve ben öldüm en sonunda.
cellat gitti, alfonsito kaldı geriye.