içinde ne fırtınalar kopan,ne dramlar barındıran ama anlaşılmayan karizmatik bir karakterdir.lakin kate'e durmadan freckles demesi beni deli etti.kate iyi dayanıyor valla.
sawyer'ın öfkeli -ama bir o kadar da sevimli- karakterinin ardında çocukken yaşadığı dehşet verici olaylar yatmaktadır. bazen öyle ters davranır ki adeta insanların kendisinden nefret etmesini istiyordur. 24 saat yüzünde gülümseme ile dolaştığı halde kimseye sevimlilik yaptığını görmedik, alaycı bir gülümseme olduğundan olsa gerek... insanlara lakap takmayı sever ama tam yerine oturttuğu için mi yoksa kendisinde şeytan tüyü olduğu için mi bilinmez, hiçbir gerginlik yaratmaz ortamda. aksine sevimlilik saçar yine. velhasıl-ı kelam kendisini tanıdık, sevdik... bir dahaki sefere adada kaybolacağına itü kampüsünde kaybolmasını ve kate'i de fazla kafaya takmamasını diliyoruz.
3. sezon bölümlerinde daha da öne çıkmış gibi geldi bana sawyer. bir de sawyer denince aklıma tabiki o süper lakap bulma yeteneğinin yanı sıra iki sahne geliyor nedense. birisi 3. sezon 4. bölümdeki kafasından aşağı bir kova suyu boca etme sahnesi. ikincisi ise 2. sezon bilmem kaçıncı bölümde micheal ile salda takılırken elinde saçı japon ilhan mansız usulü baağlı, ortadan bantlanmış gözlüklü kameraya bakış attığı sahne.
josh hollowayin canlandırdığı,asıl adı james ford olan kendine sawyer diyen lost karakteri.19 yaşında para için zengin bir kadını kullanınca,çocukluğunda hayatını benzer bir yöntemle karartan dolandırıcının adını kullanmaya başlamıştır.anında uydurduğu takma isimlerle eğlendiren,renkli ve şerefsiz ada sakini..
varolan en seksi erkeklerden biri hatta 10 saatlik lost maratonundan sonra birincisidir. şimdiye kadar rüyama art niyetle girmiş tek er kişidir.
kızların efendi erkek yerine seksi erkek tercih etmeleri durumunu haklı çıkaran en önemli faktördür. jackin (kusura bakmayın ama) eline verir.
(bkz: aşık mıyım ben neyim)
2*13 te görüldüğü gibi hiç şüphesiz adanın en zeki karakteridir, aşmış bir kurgu yeteneği vardır, istese atom mühendisi bile olabilirdi. hep kıyaslandığı jack denyosu millet için çalışırken, doğruluk dürüstlük adalet mantık vs. vs abidesi imajı çizerken o, piç erkek diye tabir ettiğimiz haliyle ardı ardına sayılar yapmıştır. lost izleyen hemen tüm kız arkadaşlara göre adanın en çekici erkeğiymiş.
(bkz: kızların efendi adam yerine piç adam tercihi)
ilk sezonda gayet insanların sinirini bozan ve bunu bile bile yapan bi karakter olarak tanıdık. akıllıca davrandı, baya kapsamlı bi zula yaptı. böylece diğerlerinin kendisine ihtiyacı olmasını sağladı, kendi de sıkılmadı, zorluk çekmedi. inatçı bi yapısı olduğu kaçınılmaz bi gerçek. sırf kendisinden nefret edilmesini istedi, sağladı. karmaşık bi karakter sawyer.
flashbackleri gösterildikçe şaşırdık, acıdık, bağrımıza bastık. hayatının bi ironiye dönüşmesine kızdı, sinirlendi. ama başka bi aileyi yıkımdan döndürdü kendi ailesi geldikçe aklına. öldürmek istediği adam olmuştu. neden duygusallaştım bilmiyorum ama konu sawyer olduğundandır.
herkese laf sokmasıyla, lakap takmasıyla güldürüyo olması en güzel yönlerinden. uyduruk bi suçtan sınırdışı edildiği için 815 numaralı uçuşa bindirildi tıpkı kate gibi zorunluluk yüzünden. geçmişinde hapishanede kaldığını, sevdiğini, bebeği olduğunu gördük.
hayatını intikamını almak istediği adamı öldürmek üzerine kurdu. bu büyük hesaplaşması da s3e19 brig ile bizlere yansıyacak gibi.
kate'e olan ilgisi gözlerden kaçmadı, elde etti de. ama kate'in onu sevdiğinden çok kate'i sevmesi, hatta düşünüp düşünüp üzülmesi, ona bakışları, kate'e aşık olduğunu gösterdi bize. kate'in ona artık james demesi belki de james olmasını istemesi, özündeki iyi insanı sevmek isteme çabasındandır. küçük bi süre adada lider durumunda kaldı, jack'in geri dönmesiyle bu da bitti.
oldukça zeki olduğu da gözlerden kaçmadı. kültürel birikimi sayesinde baya güldürmekte. yeri geldi ben'e kafa tuttu.
sürekli geçmiş zaman kullandım ama sakın öyle bişey olmasın, seviyorum sawyer seni.
lost'un en espirili en serseri olan kişiliği lakin karakter özüne bakıldığında çok temiz bir kişiliği olduğunu düşündüğüm tip.lost'ta böyle bir karakter olmasa tadı çıkmaz.
başta hiç sevmediğim, nedense sonra sonra kanımın kaynadığı lost karakteri, bir hypnotica girl sıfatı olarak uyarlarsam, gerçek hayatta olsa alemlere akılabilecek, eğlenilecek insan modeli. gerçi kendisini tanımam, ben sawyer için konuşuyorum, onu bildik onu tanıdık...
ilk sezonda odunla dövülesi karakterler arasındayken ikinci sezonla birlikte bu özelliğini michael dawson'a devretmiş, üçüncü sezonla birlikte de esas oğlan rolüne soyunmuş lost elemanıdır, artık herife kızılmıyor da...